• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/groups/kirmizicember/
                                       BAĞIŞBAĞIŞ
        
    
BOLLUK KLİNİĞİ

Crimson Circle'ın Notu:

Bu çalışma ücretsiz sunulmaktadır. Arkadaşlarınıza ve ailenize bağlantı göndermek için çekinmeyin ve en sevdiğiniz sosyal medya sitelerine de gönderin lütfen. Bu bolluk sorunları ile mücadeleden yorgun düşmüş tüm ruhsal öğrencilere Adamus'un bir hediyesidir.


LİNDA: Davetiye, tabii ki, Şimdi anı için, o Şimdi anında alacağımız bilinçli nefes için. Siz, her zaman nefes alıyorsunuz ama şu anda yaptığımız gibi Şimdi anında durduğumuz zaman, bu bilinçli nefese  akma izni veriyorsunuz.

Bu sizin nefesiniz. Bu bizim nefesimiz. Kimse sizin yerinize yapamaz, sadece siz yapabilirsiniz. Onun için lütfen, her birimizi o derin nefesi almaya davet ediyorum. İyice içinize çekmek için, iyice bedeninizi doldurması için. Bedeniniz bunu hissedebilir ve bedeniniz bu derin ve bilinçli nefesi aldığınızda yaşamı seçtiğinizi bilir.

Derin bir biçimde ruhunuzdan nefes alın. Mevcut ve şimdi anında kalarak nefes aldığınızda ruhunuzun sizinle aktığını hissedebilirsiniz.
Şu an çok, çok önemli bir an, nefesimiz, o Şimdi. Sizi akışta olmaya ve bu deneyime kendinizi açmaya davet ediyorum. Bu bolluk ile ilgili bir konu. Bolluk ile akışta olabilir misiniz? Bu deneyimi gerçekten hissetmek için kendinize izin verebilir misiniz? Adamus'u, herbirimiz ve hepimiz için buraya doğru yakınlaşırken hissedin, tabii seçiminizi bu yönde kullandıysanız.

O nedenle nefes alın ve bütün duyularınızı açın. Ve müzik başlayacak ve ben sizinle ve müzikle akışta olması için, nefese ve enerjiye sadece izin vermeniz için sizi davet ediyorum.

O yüzden nefes alın.

Nefes alın ve hissedin. Nefes alın ve kendinizi bu deneyime 
açın. Nefes alın. Nefes alın. 

(Çalan parça, PremiumBeat.com'dan “World in Your Hands”)


Geoffrey Hoppe kanallığıyla  

ADAMUS tarafından,  Kırmızı Çembere sunulmuştur.



17.25 dakikadan itibaren Adamus'un kanallığı başlamaktadır.


BOLLUK KLİNİĞİ



ADAMUS: Ben O benim. Egemen ve Özgür Alandan Adamus. Bolluk Kliniği’ne hoşgeldiniz. Başarmanın en zor olduğunu düşündüğünüz konular -bolluk, para, hediyeler, almak- ile ilgili, karşı karşıya kalacağınız bu insan toplantısına hoş geldiniz.

Şimdiye kadar bolluk ile ilgili tek bir toplantı yapmamamın nedenlerinden biri, bolluk ile ilgili workshoplara biraz gıcık olmam ve kızgınlık duymamdan kaynaklanıyor. Çoğunun zihinsel olması kızdırıyor.

Şimdi, bugün, kavram, sorun, felsefe ile ilgili çok konuşacağız ancak bunlar gerçekten her şeyden daha fazla dikkat dağıtıcı. Evet, sözcüklere kulak verin ama tüm bu süre boyunca biz biraz enerjiyi hareket ettireceğiz. Siz izin verdiğiniz için, biraz bilinç değişimi yapacağız. Sözcükler, bir kez daha, ilginçler; burada olanların gerçek dinamiğini sizin seçiminiz, öteye geçme isteğiniz oluşturuyor.

Ancak buna rağmen, dinleyenlerin veya gerçekte burada bulunanların yüzde 18 kadarı bu yoksunluk sorunundan gerçekten kurtulmak istiyor. Sonra, sizlerden bunu sadece düşünmekle yetinen çok fazla kişi var. Zihinsel enerjiyi hissedebiliyorum. Düşünceyi hissedebiliyorum. Siz kendi düşüncenizde kaybolmuşsunuz. O yüzden, sizden, hemen şimdi bu bilinçsizlikten çıkmak, sıkışmış zihinsel enerjiden çıkmak veya basitçe buradan çıkıp gitmek konusunda seçim yapmanızı istiyorum. Bunu sona erdirin. Şimdi gidin çünkü öteki türlü...biz çok ilginç ve derin bir bilinç ve enerjiye gireceğiz ancak siz gerçekten emin değilseniz, hala havayı kokluyorsanız,  yeni bir hile veya oyun öğrenmek amacı ile buradaysanız, aslında zarar görürsünüz çünkü bu, bilinçte, zihinde ve bedende içsel hareketlenmelere yol açacak ve işte o zaman zarar verecek. Bu da sinir bozucu hale gelecektir. Biraz veya hatta bir hayli hastalanabilirsiniz, hatta hiç olmadığınız kadar çok karışık veya sıkışmış hale gelebilirsiniz. Bu nedenle daha fazla devam etmeden önce sizden dürüstçe iyice içinize dönmenizi isteyeceğim. Gerçekten bu sıkışmış enerjinin ötesine geçmek için hazır mısınız? Yoksunluk içinde geçirilen yaşamların ötesine geçmek için hazır mısınız? "Yeterli" bilincinin ötesine geçmeye hazır mısınız?

Kendinize vermek için hazır mısınız? 

Bir an için bunu hissedin. 

(Duraklama)

Ha! Zihin anında devreye giriyor ve " Ah, evet, evet! Ben gözü karayım. İlerlemek için gözümü kararttım.’’diyor. Ama buna rağmen, yaşamınızda tam da şu anda yoksunluğun herhangi bir formu varsa bu bir nedenden dolayı oradadır. Buna, size hizmet etsin diye, siz izin veriyorsunuz. O, bazı yaratıklar nedeni ile orada değil, o hükümetin bir komplosundan dolayı orada değil. O, sen aptal olduğun için orada değil. Bunlardan hiçbiri sebep değil. O, orada çünkü bir şekilde sana hizmet ediyor. Yoksunlukların size nasıl hizmet etmiş olduğuna, yaşamınızın her bir parçasına nasıl hizmet etmiş olduğuna bir göz atın.

Şimdi biliyorum ki siz hemen, "Hayır, hayır, hayır, hayır. Ben gerçekten hazırım ve bu enerji bana hizmet etmiyor ve bu bana ait değil" diyeceksiniz. Ancak bunu siz adapte ettiniz, siz kabul ettiniz. Siz izin verdiniz. O, orada. Sizinle beraber gelmesi için siz izin verdiniz. Günlük hayatınızda baskın element olmasına siz izin verdiniz. O size hizmet ediyor. Belki çok memnun eden bir biçimde değil ama belli düzeylerde o size kesinlikle hizmet ediyor.Nasıl? Neden? 

Bunu hissedin, birçok zihinsel düşünce olmadan ama bu yoksunluğun size nasıl hizmet ettiğini hissedin. 

(Duraklama)

Her şeyden önemlisi, yaşamınızda bu olmasaydı nasıl hissederdiniz? 

(Duraklama)

Bugün bolluk konunda konuşacağız ve aranızdan o kadar çok kişi, "Evet, evet bu benim hoşlanacağım bir konu. Ödenecek faturalarım var. Yapmak istediğim şeyler var." dedi ki. Ama gerçekte çoğunuz bilinçli bir seçim yapmadı. Çoğunuz, "Bu yoksunluktan hoşlanmıyorum" diyor. Ancak bu bilinçli bir seçim değil. Bu bir yargıda bulunmak ya da nefret ve bu genellikle oldukça bir bilinçsiz bir yolla oluyor. 

Berrak ve bilinçli bir seçim yapmak Şimdi anında olmaktır. Hemen şimdi, hemen burada.  Yaşamın sunacağı hediyelere, enerjiye, eğer’ler ve’ler veya ama'lar olmadan, bahaneler olmadan, geri çekilmeler olmadan, ön koşullar olmadan, kendinizi hazır olduğunuza dair onaylamak ve "Ben bolluğu seçiyorum" demektir. Dönüm noktası. Bu kadar. Şöyle değil, "Böyle düşünüyorum", "Bin dolarım olsaydı." Bunların hiç birisi değil dostlarım. Kalpten gelen tutuklu bir seçim basitçe şöyle demek gibidir, ‘’Ben bolluğu seçiyorum. Bolluk içerisindeyim.’’ Ve bu zihinsel bir şey değildir. Zihinsel bir şey değil. 

Bu arada, bolluğun Şimdi anında olduğunu öğreneceksiniz, keşfedeceksiniz. Bolluk geçmişte değil ve bolluk gelecekte de değil. O sadece Şimdi anında. 

Bolluğu gelecek için stoklayabileceklerini zannedenler var. Bu nedenle bir sürü parayı bankaya yatırıyorlar veya piyasaya yatırım yapıyorlar ama gerçekte hiçbir zaman kendilerinin Şimdi'sine getirmiyorlar. Bu çok rastlanan bir sorun. Bu zengin insanlar oradalar ve tüm paralarını bankaya yatırmışlar ve hatta sizlerden bazıları da onları kıskanıyor. Ama asıl soru onlar gerçekten bolluk içinde mi? Bankada çok paraları olması onların gerçekten keyifli bir bolluk içinde yaşadıklarını göstermez. Onlar bolluklarını geleceğe yatırmışlar ve Şimdi'de deneyimlemiyorlar. 

Geçmişte bolluk içinde olmuş olanlar var, daha önce yaşanmış bir sürü şeyin muazzam hatıraları, hatta belki biraz daha bolluk içinde geçen zamanları olanlar. Fakat bu geçmişte kaldı ve onlar o geçmişte yaşıyorlar. Onların Şimdi anı yoksunluk ile dolu. Onlar, Şimdi anında kendi bolluklarının hediyelerini alacaklarına, geçmişte yaşamaya devam ediyorlar, eskide kalıyorlar. 

Bu önemli bir nokta, ben de sevgili Linda'dan bunu o ilginç mekanik yazı ekranına yazmasını isteyeceğim (bir I Pad). Benim yazı tahtamı alıp, geleneksel kağıt ve bloknot yerine, elektronik yazı tahtası koymuşlar. Ah, teknolojiyi seviyorum. 

LİNDA: Kağıt ister misin? 

ADAMUS: Hayır, bu senin gerçekten odaklanmanı sağlıyor. (Bazıları kıkırdar). Ve o bunu kullanmayı seviyor. 

LİNDA: Evet, sahiden öyle. 

ADAMUS: Evet, bunu ekrana yazabilirsek. Demek ki bolluk Şimdi anında. Bu önemli bir nokta-Şimdi anında bolluk. O geçmişte değil. O, gelecekte değil. 


Bolluk Kliniği

Bolluk ile ilgili workshoplara gıcık oluyorum çünkü bunlar genellikle gerçekte bolluk içinde olmayan insanlar tarafından yapılıyorlar, Şimdi anında bile olmayan insanlar. Bunlar genellikle kendileri bolluk konusunda çaresiz olan kişiler tarafından yapılıyor. Peki ne yapıyorlar? Bunlar çabucak biraz dolar toplamak için bir bolluk sınıfı kuruyorlar ve daha sonra kendileri yine meteliksiz kalıyorlar. 

Bollukla ilgili çoğu sınıf zihinsel. Zihinsel. Zihinsel işleyen gözünde canlandırma ve onaylamaya odaklanıyorlar. Zihinden gelen şeylerde çok az veya hiç tutku bulunmuyor. Bu nedenle de enerjiyi çekmiyor. 

Çekim ile ilgili bir yasa var. İlginç. İyi bir adım. Ancak kendi içerisinde sınırlı çünkü zihinsel bir alıştırma olduğu için zihinsel şeyleri çekiyor. 

Gerçek bolluk tutkudan gelir.  Sıradaki slayt. Gerçek bolluk tutkudan gelir. Tutku. Yaşama tutkusu enerjiyi çeker. Bu işte bizim Bolluk Kliniği’nde içine gireceğimiz şey. Çoğunuzun iyi bir gününe denk gelip katıldığı o kadar çok, belki, kısa vadeli sonuçlar veren bolluk sınıfları var ki. Kısa vadeli sonuçlar, peki, bunlara gittikten sonra gerçekten bolluk içinde yaşıyor hale geldiniz mi? Yoksa bu, başkasının bir metodu veya planı mıydı?

Ben bugün bilgi vereceğim ama gerçekte sadece dikkatinizi dağıtıyor olacağım ki ruhunuzdaki bolluğu hissedebilesiniz, böylece para ve bolluğun kendisi hakkındaki yanlış algılarınızı değiştirebilesiniz, böylece affedebilesiniz. Dün harika bir toplantı yaptık. Konu ProGnost'tu. 

Dünya'da beklenen olası olayları konuşuyorduk ama biz affetmek ile ilgili konuya geldik, kendini affetmek ve geçmişi salıvermek, bununla ilgili her şey. Geçmişin yüzde 80'i değil, yüzde 90'ı değil ama yüzde 100'ü. Bazıları bunu geçmişi inkar etmenin bir formu olduğunu söyleyecektir ama ben bunun sıkışmış enerjiyi salmak ile ilgili olduğunu söylüyorum, böylece geçmişte gerçekte ne olduğunu hissedebileceksiniz. 

Kendinizi affettiğiniz anda, geçmişteki yanlış kanılarınızdan ve illüzyonlarınızdan kendinizi serbest bırakmış olacaksınız, işte o vakit zaman ve uzayda olacaksınız, affetme bilincinde olacaksınız ve kendinize verme noktasına gelerek yaşamın sunduğu hediyeleri alacaksınız. Bu kadar basit. Konuşmamızın ilk bölümüne başlarken derin bir nefes alalım. Çoğunuz buradaki bazı bilgilere aşinasınız ancak çok önemli olduğu için yeni gelenlerinize enerji ve bilinç ile ilgili temel bilgiyi tekrarlayacağım. 


Bilinç 

Başlamadan önce yeni slayt, yeni çizim. Nasıl yapıyor bir bakalım. (Ç.N.: Linda için diyor) Öncelikle şu bilinç denilen şey var. Bunu ortasında bir nokta olan bir daire veya noktalı daire ile sembolize ediyoruz. Linda şimdi bunu-evet ne kadar sanatsal bir yetenek, ilginç bir daire. (Adamus, Linda'nın çizdiği daireye gülüyor). 

Bu bilinç için bir sembol. Bu sizsiniz. Kaynağı ifade eden ortadaki nokta, Ben'im durumu, sizin özünüz. Daire7

Dış kısım, deneyimleriniz ve yaşadığınız ömürler neticesinde meydana gelen genişlemenizi temsil ediyor. Çok basit. 

Bilinç konusundaki ilginç şey...bilinç, bu arada farkındalık anlamına gelir . Zeka değil, düşünce değil; farkındalıktır, algıdır. 

Bilinç herhangi bir enerji içermez. Sizin bir enerjilsel varlık olduğunuz konusunda büyük bir yanlış anlama var. Siz öyle değilsiniz. Siz bilinçsiniz. Ve o bilince yeniden bağlanabilirseniz, o öze, düşünceleri ve hatta kavramları aşabilirseniz, o bilince geri dönebilirsiniz. Bu sizsiniz işte. Bu tutku. 

Bu yüzden lütfen bir bilinç varlığı olduğunuzu hissetmeniz için bir an içinize dönün. 

Bir bedeniniz var, bir zihniniz var, her ikisi de bir takım dinamiklerin, enerjilerin sonucu oluştu. Fakat siz enerji değilsiniz, siz beden değilsiniz, siz zihniniz değilsiniz. Siz bilinçsiniz. Hepsi bu. 

Bilinç zaman nedir bilmez. Bilinç detayları bilmez, olguları, şekilleri bilmez. Buna ihtiyacı da yoktur. Ruhunuz, bilinciniz, -zaman, yer ve bütün diğer detayları umursamadan-geçtiğiniz her deneyimden elde ettiğiniz bilgeliği özümser. Siz, bunları iyi ya da kötü diye nitelendirseniz de, ruh buna aldırmaz. O, bilgeliğin altın damlalardan oluşan nektarını varlığına katarak sevinç içinde olur. Ah!

Siz, deneyimleriniz veya yaptıklarınız konusunda ne düşünürseniz düşünün, ruh bunu takmaz. O bilgeliği alır. 


Enerji

Sonraki. Enerji. Enerji çevrenizde her yerde. Enerji ruhun tutkusu ile yaratıldı, bilincin kendisinden oluşup çıktı. Onu o yoğunlaştırdı. O kompakt hale getirdi. O sıkıştırdı, o kadar sert bir biçimde öyle muazzam bir pres yaptı ki, bilincin tutkusunun şahane presini yaptı ki, enerji denilen bu şeyi yarattı. Ve bu enerjiyi yaratılışa, sana hizmet etmesi için gönderdi. Enerjiyi sen yarattın. 

O artık bilinç değil. O enerji her yerde bulunuyor. Fiziksel boyutun terimleri ile düşünmeyin, tüm boyutların terimleri ile düşünün. Enerji her yerde. Sana, ruhuna benzersiz bir biçimde bağlı olan enerji var, o sadece size ait, onu sizden kimse alamaz, Tanrı veya herhangi bir varlık alamaz. Bu sizin öz enerjiniz. Farklı enerji düzeyleri de var-kozmik enerji, kristal enerji ve son olarak da dünya enerjileri-ama bunların hepsi aynı kaynaktan geliyor-ruhun deneyimleme tutkusundan. Enerjiyi realitenize getiriyorsunuz-gerçekliğinizi göstermek için kullanıyorsunuz-ne olursa olsun, her zaman. Hatta enerjinizi düşük hissettiğiniz zamanlarda bile enerji çekmeye devam ediyorsunuz. Enerjiyi çeken bir mıknatıs gibisiniz, düşünceleriniz ile değil, tutkunuz ile.

Tutkunuz genellikle düşüncelerinizden farklılık gösterir. Güncellenmiş tutku workshopumuzu gerçekleştirdiğimizde-bunu da listeye ekle Linda-düşünce ve tutku arasındaki farkı konuşacağız ve göreceksiniz ki onlar çok, çok farklı. Bu nedenle bazen hayatınızın o yönde gitmesi gerektiğini düşündüğünüzde, hayatınız gerçekten o yönde gider ve siz neler olduğuna şaşırırsınız. "Tanrılar bunu istemiş olmalı"diyorsunuz, yıldızlar, her neyse, diğer insanlar. Hayır, hayatınızdaki değişikliklere neden olan basitçe bu insan düşüncesi ve ruhun tutkusu arasındaki fark. Ama bu tamamen farklı bir toplantı konusu. Bunun için ödeme alacağız. (Kıpırdamalar).

Çok sanatsal bir çizim sevgili Linda. 

LİNDA: Çalışıyorum. Üzerinde çalışıyorum. Öğreniyorum. Nasıl kullanacağımı öğreniyorum. 

ADAMUS:Demek ki enerji her yerde. Özden gelen enerji serbest bir durumda. Enerji özgür. Enerji her yerde. Bazıları enerjinin birleşik alanda olduğunu, onun bir niteliği olduğunu söylüyor. Bu sona erdi. Enerji her yerde. Çevreni saran havada. Bedeninde. Ama enerji deyince, fiziksel enerji düşünme eğiliminde oluyorsunuz. 

Fiziksel enerji. Ve fiziksel enerjinin özünde-enerji dendiğinde bu gezegende kullandığınız enerjiyi, yakıtı düşünüyorsunuz-ateşi düşünüyorsunuz. Gezegen enerji ile böyle doldu ve bu gerçekten garip ve bu çok çok eski, bunun değiştiği bir zamandayız. 

Ateş. Ateş enerjidir. Otomobillerinize, kablolarınıza,  elektrik akımını sağlamak için kurduğunuz elektrik santrallerinize enerji sağlamak için şeyleri yakıyorsunuz. Şeyler yandı ve yanmamış olsaydı çarpışacaklardı, parçalanacaklardı veya patlayacaklardı. Bunlar gezegende bulunan enerjiler ve son derece arkaikler. 

Bu veya başka bir ömrünüzde arkanıza dönüp bakarak diyeceksiniz ki, "Hala ateş kullanıyor olmuş olmamız garipmiş, bu milyonlarca, milyonlarca yıl önce yaptığımız bir şeydi, ama çekirdek enerjimiz gibi kullanmışız." Ateş veya patlama gibi. 

Bu ilginç bir metafor. Bu o zamanların ilginç bir sembolüydü ve insanlığın bilincinin bir sembolüydü. Bir şekilde ateşi hala yaşamınızda kullanıyorsunuz. Yaşamınızda enerji yaratmak için hala patlamalar veya çarpışmalar kullanıyorsunuz. Bu size o kadar yerleşmiş ki, başka bir şey düşünemiyorsunuz. Ben size şimdi bundan bahsedene kadar bunun bilinçli olarak farkında değildiniz. Bu şunun gibi, "Evet, yeni şeyler yaratmamız için şeyleri parçalamalıyız". Hayır, zorunda değilsiniz!

Enerjinin çarpıştırılmaya ihtiyacı yok. Onun basitçe onu ileriye çağıracak bilince ihtiyacı var. Ateş gibi yanmasına gerek yok. Parçalanmaya veya çarpışmaya ihtiyacı yok. Ateş, son toplantılarımızda konuştuğumuz gibi, ruhun ateşli tutkusu yakıcı bir ateş değil. Serin bir ateş. Sonunda, enerji için şeylerin belli bir düzende yanması gerekmediğini keşfedeceksiniz.

Çok çok az insanın gerçekten yaptığı gibi enerji ruhun tutkusuna dokununca çekilir. Drama dokunuyorlar. Korkuya dokunuyorlar, bazen sevince dokunuyorlar ama nadiren ruhun tutkusuna dokunuyorlar. 

Ruhun gerçek tutkusu örtülmüştür. Hipnotize edilmiştir. Programlanmıştır. O o kadar bastırılmış ve unutulmuştur ki aslında onun yeniden yükselmesini sağlamak çok zordur. Fakat bir kere yükselirse, siz asla eskisi gibi olmayacaksanız. Bir kez olursa, o kadar çok enerjiniz olacak ki, onunla ne yapacağınızı bilemeyeceksiniz. 

Bu arada birisi bir soru yöneltti ve ben bütün telepatik sorularınızı yanıtlayacağım. Diyorsunuz ki, "Peki,  bu Yeni Enerji ne? Eski enerji yanmak, alev ve çarpışmak ise, Yeni Enerji nedir? 

O etrafınızda ve Yeni Enerji ışık demek. Ve ampul ışığı gibi terimler ile düşünmeyin ama Yeni Enerji ışıktır. Ancak artık karanlığı ışık ile birleştirmeniz gerekecek. Ben size metafiziksel şeytani güçlerden veya o tür şeylerden bahsetmiyorum. Ben size prensipten bahsediyorum, kozmik ışık fiziğinden. 

O heryerde. O güneş ışığı değil, ampul ışığı değil. 

Tutku tarafında aktive edilmiş enerji ışığa dönüşür ve o boyutlardan geçerek gelir ve o kozmozdan gelir. Ve o bu gezegene giderek daha da yakınlaşınca, temelde niceliği ve yoğunluğu azalır. Ama sonuçta o hala ışılktır. Gerçek enerji kaynağı budur. O etrafınızda her yerde. Ancak onun gerçek enerjinin etkisini yaratması için önce karanlık ile birleşmesi gerekir. O her yerde. O bedava. Onun yanması gerekmiyor. Kolay. Fizikçiler bunu henüz göremiyorlar. Işığın dinamiklerini bütünüyle anlayamıyorlar çünkü genelde, görünebilir ışığa veya bilimin bildiği spektruma dahil olan ışığa bakıyorlar. Ancak bunu ötesinde, daha yüksek frekanslarda bulunan ışığın gerçek ışık olduğunu söyleyebiliriz. Bu enerji ve o her yerde. Her yerde. 

Bulunduğumuz noktaya geri dönersek, enerji etrafınızda her yerde. Ve o-şimdi ben bunu basit bir formda ifade edeceğim-o temelde negatif ve pozitif bir formdadır. Bu iyi veya kötü anlamına gelmez; o sadece iki farklı güce ayrılır. 

O tutku ile getirildi, insanlığın tutkusu ile Dünya'ya getirildi, kendi ruhunuzun tutkusu ile yaşamınıza getirildi, farklı oranlarda pozitif ve negatif parçacıklar ile getirildi. 

Parçacıklar-tam olarak doğru sözcük bu değil ama en doğru bununla ifade edebileceğim-yaşamınıza akıyor, bedeninize akıyor, realitenize akıyor ve para, otomobiller, gıda, düşünce, frekans, titreşim gibi realitenizde gördüğünüz herşeyde tezahür ediyor. 

Bu ışığın, tüm yaradılışdaki en yoğun boyut olarak açıklayabileceğim yere getirilmesi büyük bir başarıdır. 

Bu büyük başarıyı, onu izlediğinizde anlıyorsunuz. Işığın saf bir formda diğer boyutlardan gelip, pozitif ve negatif parçacıklar şeklinde toplanması, bu yoğun boyutta su ve toprak ve hava ile diğer her şeye dönüşmesi çok ilginç bir fenomen. 

Şimdi, bolluğu anlamak için enerjinin prensiplerini belirtmek çok önemli. Hatırlayın, siz bilinçsiniz, siz enerji değilsiniz. Siz o beden ve o zihin değilsiniz. Siz bilinçsiniz ve bugünkü ikinci bölümümüzde bilinci ve tutkuyu işleyeceğiz, belki bu şekilde siz bunları yeniden hissedersiniz. Bu çok enerji ve bolluğun içeri getirilmeye başlanmasını sağlayacak. 

Asıl soruya dönersek, ki bunu sesli olarak yanıtlamanız gerekmez, asıl soruya dönersek, siz gerçekten  bolluk ve sevinç dolu bir yaşam için kendinizi adadınız mı? Bu sizin yürekten kalpten yaptığınız bir seçim mi? Zihinden gelen bir seçim değil çünkü çoğunuzun zihni şöyle diyor; "Evet Tanrım! Ben sıkışık durumdayım, biraz para bulmam gerek ve faturalarımı ödemem lazım". Ha, ha, ha. Bu oyunu oynamak eğlenceli geliyor size. Gerçekten eğleniyorsunuz. Inanın bana eğleniyorsunuz. 

Bu arada, biliyorum bazılarınız bana kızacak ama eğer hayatınızda bazı şeyler varsa, bu para kıtlığı olabilir, arkadaş yoksunluğu olabilir, hastalık veya herhangi bir şey, bu siz orada olmasını istediğiniz için oradadır. 

Yoksa o orada olmazdı!

Bu spritüel varoluşun en basit prensiplerinden birisidir. Orada ise, orada olmasını istemiş olmalısınız. Ve diyorsunuz ki, "Ama hayır, ben bunu istemiyorum ki." Aslında istiyorsunuz çünkü alternatifini istemiyorsunuz. Böylece rahatsızlık verenini istemiş oluyorsunuz çünkü alternatifini istemiyorsunuz. Gerçek bolluğu istemiyorsunuz. Neden? Çünkü o zaman....kötü sözcükler kullanabilir miyim? 

EDITH: Hayır. 

ADAMUS: Tamam. Teşekkürler Edith. (Kıkırdanmalar). O zaman lanet bir kurban olamayacaksınız. Bu nasıldı? Yeterince yumuşak oldu mu?

Evet, o zaman lanet bir kurban olamayacaksınız. Evet, evet, evet. Şöyle dediğinizi biliyorum, "Ama bu benim suçum değil ki."Evet, o hayatınzda ise bir amaca hizmet ediyordur. Ya da en azından alternatifi ile yüzleşmek zorunda değilsinizdir. 

Hayat gerçekten bolluk içinde ve kolay olsaydı, ne olurdu? Muazzam miktarlarda enerjiniz olsa ne olurdu? Eğer? 
İşte bu, daha fazla oyunlar oynayamazdınız  anlamına gelirdi. Artık daha fazla kurban olamazdınız. Ortalıkta daha fazla, "Zavallı ben" zihniyeti ile dolaşamazdınız. Bahaneniz olamazdı. Bedenlenmiş bir üstad olurdunuz. 

LİNDA: Hım. 

ADAMUS: Yaşayan bir üTanrı olmak zorunda olurdunuz. Bu baskı oluşturan bir durum, ama gerçekte değil. (Adamus kıkırdar).
Devam etmeden önce sona gitmek istiyorum. Lineer bir geçiş yerine böyle yapmayı seviyorum, hadi sadece sona gidelim. 

LİNDA: Yeni slayt? 

ADAMUS: Henüz değil. Bu slayt'ı seviyorum. O kadar artistik ki. (Gülüşmeler). Bu bir erkek mi yoksa bir kız mı? Burada...

LİNDA: Ben gidiyordum...sen zihnimi okuyorsun! Emin değildim. 

ADAMUS: ...bir erkeği ima ediyor.

LİNDA:...kısa bir an durdum. Sen erkek mi olmak istiyorsun? 

ADAMUS: Ekranda bir an gösterebilseydik. (Linda'nın çizdiği çubuk gibi şekil ekranda gözükünce gülüşmeler). Emin değilim. Hadi gidelim. Teşekkürler. Hadi şimdi sona gidelim çünkü orada şeylerin gerçekte nasıl çalıştığı konusu var. Zamanda yaşıyorsunuz. Siz....(Linda şekli erkek şekline benzetince gülüşmeler artar). Onu ekrandan kaldıralım (kıkırdamalar artar). 


Gerçek Bir An

Sizler lineer bir realiteye programlandınız, bugün, yarın, sonraki gün, daha sonraki gün, böyle ilerliyorsunuz.Fakat Dünya bilincinin ötesindeki gerçek yaşamda bu böyle değil. Bu hiç de böyle değil. Zaman yok. Sona gidip sonra da başlangıca gidebiliyorsunuz. Ben bunu Merlin Etkisi diye adlandırıyorum. Şöyle der; Hadi Kliniğin bittiği noktaya gidelim, bir şeylerin size gerçekten temas ettiği yere, sizin kendinize derin temas ettiğiniz yere." Ben size biraz ilham vermeye çalışıyorum ama her şeyden de daha fazla dikkat dağıtıyorum. 

Bir şey size gerçekten dokundu. Bir şeyler gerçekten dank etti ve siz aniden zamanın geldiğini, bolluk içinde yaşamanın zamanının geldiğini, lanet kafanızdan çıkmanızın zamanının geldiğini, bolluk hakkında düşünmeye son vermenin zamanının geldiğini, bolluk konusunda bahanelere sığınmaya son vermenin zamanının geldiğini ve diğer insanların kıtlığınızı etkilemesine izin vermenize bir son verme zamanınızın geldiğini, sonlanması gereken her şeyin zamanının geliğini kavrıyorsunuz. Salıvermeniz gerek. 

Bir dakikanızı ayırın. Güzele derin bir nefes alın. 

Bitirdik. Hepsi halloldu. O çok olmasını umduğunuz derin temas durumunu yaptınız. 

Bunun en eğlenceli kısmı da bunun Klinik sırasında ortaya çıkmak zorunda olmaması. Bir hafta sonra ortaya çıkabilir. Gerçekten Farketmez. Fakat siz o derin temas anını yakaladınız. Bedeniniz bununla doluyor. Bedeniniz yukarıdan aşağıya titresin. Aslında  bunu sizin ne kadar zorlaştırdığınızı ve bunun aslında ne kadar kolay olduğunu görünce donup kalacaksınız ve hayrete düşeceksiniz. Aniden bütün bölümler ve parçalar biraraya gelecek. Aniden nasıl da bolluktan yoksun bir yaşam yaşadığınız fark edeceksiniz, bu bakımsız ve eski bir odaya benziyor.

Bunu değiştirmenin zamanı geldi. Bunu, en azından bunun enerjisini başkasına vermenin zamanı geldi. Şu anda burada çok önemli bir noktadasınız, farkındalığınız var. Bilinciniz hiç olmadığı kadar berrak şimdi. Çok önemli bir noktadasınız çünkü şimdi gerçek bir karar vermelisiniz. Buna artık ihtiyacınızın olmadığına dair bir bilince ve farkındalığa sahipsiniz ancak bir şey sizi alıkoyuyor. Bir şeyler. Bir şeyler hala sıkışmış gibi gözüküyor, lastik bant etkisi gibi, etrafınızdaki kocaman bir lastik bant sizi geri çekiyor gibi. Bunlar geçmişten gelen sesler. Bu kıtlığın sesi. Bunlar suçluluk duygusunun sesleri. 

Diğer insanlardan daha fazlasına sahip olursam ne olur? Bolluk içinde yaşarsam ne olur? Kabuğumdan çıkarsam ne olur? Gerçek bir bedenlenmiş üstad gibi ilerlersem ne olur. Siz şu anda bu konular ile yüzleşiyorsunuz. Ne yapmalı? 

Ben o anınızda yanınızda olacağım, bu şimdi ya da daha sonra da olsa, size izin vermeyeceğim tek şey bunu ertelemeniz olacak. Başka sözcükler ile anlatmak gerekirse, "Ne kadar hayret verici bir an. Çok berrak hissetmek gibi. Her şey burada. Bilişe sahibim, ben yapacağım? Ben ne yaparım? 

"Hemen şimdi bir karar vermelisin."demek için orada bulunacağım. Artık, "Bilmiyorum. Bu işe yaramıyor. Bu konuyu düşüneceğim"demeyin.  Düşünmek sadece kokuşmak demek. Daha fazla ertelemeyin. Bu kararı verirsiniz ya da vermezsiniz benim umrumda değil, diğer meleksi varlıkların da umrunda değil. Ailenin umrunda değil. Hangi kararı vereceğin kimsenin umrunda değil. Sadece siz. 

Hatta veçheleriniz, geçmiş yaşamlardan gelen veçheleriniz onların da...onların umrunda. Onlar sizi bunu sadece düşünmeniz yönünde etkileyecekler çünkü bir kez farkedip bolluğa doğru ilerleme kararı verirseniz onlar da sizinle yeniden bütünleşmek zorunda kalacaklar. Oyunlarını oynamaya devam edemeyecekler. Bu maskaralıklar sizinle birlikte devam edemez. Gerçek olmanın zamanı. Böylece gerçek bir andayız, karar verme anında. Ne oluyor? Zihne giriyorsunuz. Zihne girmek çok doğal. Kafanız karışıyor. Kafanız bulanıyor. Bu, "Bolluk sınıfına devam ettim ama emin değilim. Bana ne anlattı? Şu anda ne yapmam gerekiyor? Durun. Derin bir nefes alın ve ruhunuzun tutkusunu hissedin.

(Duraklama) 

Bu size hemen orada ve o anda yanıtı verecek, ruhunuzun tutkusu, siz bunu hissedeceksiniz.  

Kafanıza sözcükleri yerleştirmek istemiyorum ama ruhun şöyle dediğini hissedeceksiniz, " Yaşamak istiyorum deneyimlemek istiyorum. Yeterin ötesine gitmek istiyorum. Derin bir nefes alarak kararınız vereceksiniz. Ya, "Bolluk içindeyim" diyeceksiniz ya da " Ben gidip bir süre daha eski oyunu oynamaya devam edeceğim." diyeceksiniz. Ama lütfen, "Bilmiyorum" ya da " Bunu düşüneceğim" demeyin. O an çok basit, "Ben bolluğu seçiyorum" demek kadar basit bu. 

Bum! 

Tamam şimdi gelelim başka bir noktaya


(Yanlış) Algılar 

Şimdi biraz da bolluk ile ilgili bazı algılar konusunda konuşalım-Linda, yeni bir  slayt-algılar daha doğrusu yanlış algılar. Tuttuğunuz şeyler var, bunlar size yerleşmiş olan inanç sistemleri. Bu inanç sistemleri ile kavga etmeyeceğiz. Bunların üstesinden gelmeye çalışmayacağız, bunlar ile mücadele etmeyeceğiz. 

Bu sadece basit çok basit inanç sistemlerini farkında olmakla alakalı bir şey. 

Listenin bir numarası. Bunlar algılar(Linda'ya). Algılar diye başlık at. 

Ben bir kaçını belirteceğim sizden de para konusundakileri söylemenizi isteyeceğim. 


PARA SINIRLIDIR


Bunlardan ilki para veya enerjinin sınırlı olduğuna dair olan algı. Öyle yaşadınız demek istiyorum, ebeveynlerinizin şöyle dediğini duyuyorum,  " Sana şunu ya da bunu alabilmemiz için yeterince paramız yok. Koleje gönderecek kadar paramız yok. Kötü günler için daima para biriktirmelisin." Sanki enerji sınırlıymış gib ama aslında değil. Benim elimde daha çok enerji var-Cauldre'nin elinde- hemen şimdi içinde bulunduğu topluluğa aylarca yetecek kadar enerji var ve bu yaradılışın sadece küçük bir parçası. Tüm enerjiyi imgeleyebilir misin? O kadar çok enerji var ki yaradılışdaki tüm ruhu olan varlıklar onu hayal edebildikleri en maksimum düzeyde kullansalar yine de mevcut enerjinin küçük bir bölümünü kullanmış olurlar çünkü enerji aslen ruhun tutkusundan kaynaklanır ve ruhun o tutkusu o kadar büyüktür ki. Sadece çok enerji var. Hayal edebildiğiniz kadar enerjiyi bile tüm yaşamınız boyunca kullanamazdınız. Bu gezegende bulunan enerjiye minik, çok minik, minik bir göçük oluşturacak enerjiyi asla hayatınız boyunca kullanamazsınız. Bitirelim.

Dışarıda çok fazla enerji var, her yerde. Asla başka bir insandan enerji almaz veya onları kendi enerjisinden yoksun bırakmazsınız. Bazılarınızda bu tür bir kurban enerjisi var. "Fazla kullanırsam bir başkasını mahrum etmiş olurum." Hayır, etmezsin. Çok enerji var. 



PARA, ŞEYTANIN KÖKENİDİR

Tamam, işte başka bir algı, daha doğrusu yanlış algı; enerji TÜM şeytanların kökENİDİR. Bunu kim çıkardı? Oldukça basit. Kontrol etmek isteyen insanlar. Zengin insanlar bunu söylediler (kıkırdamalar). 

LİNDA: Enerji şeytan mı ? 

ADAMUS: Para şeytanın kökeni. Para bütün şeytanların kökeni, bunu beyninize soktular. Bu Hipnotik bir örtü katmanı ve siz de buna sadece inanırsınız. Hatırlarmasanız da, bilinçli bir biçimde düşünmeseniz de para şeytanın kökenidir. Zengin insanlar bununla ortaya çıktılar. Çok akıllıca, zenginler bunu organizasyonlarda veya gruplarda veya kiliselerde veya başka yerlerde söylediler çünkü, "Ah, madde herkeste olsaydı benimkini de isterlerdi, ben de zengin adam olamazdım. Dağın tepesine çıkmayacağım. Bu nedenle paranın şeytanın kökeni olduğunu söyleyeceğim. Ama değil. Para basitçe kendine hediyeler vermektir, bu yüzden bencil gibi hissetmeyin. 

Yeni Enerji'nin gerçek üstadları, gerçek bir Yeni Enerji öğretmeni çılgınca bolluk içinde olmalı, bozulmayan bir otomobile sahip olmalı. Şoförü ile birlikte bir Rollce Royce'a  sahip olmak zorunda değilsiniz, bu da çok güzel olmakla birlikte, en azından bozulmayın bir otomobiliniz olmalı. Her yıl, iki yılda bir veya üç yılda bir yeni bir otomobil alacak durumda olmalısınız. Bir enkazı sürmemelisiniz. Bu yönde düşünün. Bunu düşünün.

Bedenlenmiş üstad olmak istediğinizi söylediğiniz için sorumluluğunuz var. Başkaları için Standartı teşkil edeceksiniz. Onlar size bakacak. Nasıl bir örnek teşkil ettiğinize bakacaklar. Gerçek olup olmadığınıza bakacaklar. Çarpık, paslanmış, çok gürültülü ve duman çıkaran,  bir otomobille gözükürseniz onlar kapanacaklardır çünkü bu onların çok istediği bir şey değildir. Giyisiler. Yiyecekler. Güzel bir ev. Bedenlenmiş üstatların Eski Enerji dünyasındaki üstatlar gibi olması gerektiği yönünde bir düşünce oluşuyor.

Dışarıda zor titreşimler var ve giderek de zorlaşacaklar. Önümüzdeki bir kaç yıl gerçekten zor olacak. Gidecek bir eviniz olsun istiyorsunuz-bir daire veya her ne ise, ben ise doğası olan, bahçe ile uğraşabileceğiniz bir açıklığa sahip, kazabileceğiniz, her neyse yapacağınız türde evleri seviyorum. Gençleşmeniz için buna ihtiyacınız olacak. Gürültülü bir apartmanda gürültülü komşular ile yaşıyorsanız, park yeri bulamıyorsanız ve bu sorunlar bina sakinlerinin umrunda değilse, bu sizi tüketir. Bu sizi yorgun düşürür. Bu sizi çok eski bir dinamiğe geri çeker. Bu nedenden dolayı güzel bir eviniz, çok güzel bir eviniz olsun istiyorum. Güzel mobilyalarınız, çünkü ben ziyarete geleceğim, eski bir koltukta oturmak istemiyorum, pis koltuk. Eski kumaşlar bir sürü eski enerji ve eski vibrasyon barındırır. Ve hayır, ben bundan hoşlanmıyorum. Evet, dışarıda duruyor olursam anlarsınız. Yeni mobilyalar alma vakti geldi. Havayollarını arayarak First Class'tan herhangi bir yere anında bilet ayırtmak için paraya ihtiyacınız olacak çünkü size ihtiyaç duyulacak.

Dünyadaki herhangi bir yerde ışığınıza ihtiyaç olacak, belki de sokağınızın hemen altında. Konforlu seyahat etmeye ihtiyacınız olacak. Bu aşırılık değil. Bu bir şey değil. Herkes First Class'ta seyahat etmeli ama çoğu bunu seçmiyor. Bir üstada yakışır bir biçimde seyahat etmelisiniz.


ÜSTADLAR FAKİRDİR.

Lütfen, bu arada bir başka şık da Üstadın fakir olması. Üstadın maddeye karşı arzuları olmaz çünkü bunlar kötüdür. Şüpheliyim. Şüpheliyim. Bir sürü saraylarım vardı. Sadece küçük daireler değil, bir yerlerde küçük bir kulübe değil. Kulübelerde yaşamadım. Şatolarım vardı, hizmetçilerim vardı ve hizmetçilerim olduğu için gururluydum. Ne oldu? Sadece bir Üstad hizmet edebilir. Herkes hizmet eder ancak Üstad ajandasız, tam şefkatle gerçek düzeyde hizmette bulunur ama gerçek düzeyde. Ve Üstad, kendisine hizmet etmesi için bütün enerjilere izin verir. Bunu yazabilirsin Linda'ya). Bu yanlış algılama değil. 

LINDA: Yeni bir slayt? 

ADAMUS: Elbette. 

Bunu daha öncel gruplarımızda söyledim. Üstad enerjiye hizmet etmesi için izin verir. Bu zarafetin tanımıdır, enerjiye hizmet etmesi için izin vermek. Hizmetçilerim vardı. Ben bundan gurur duyuyordum. Onlara iyi ödeme yapıyordum. Onlara son derece iyi davranıyordum. Onlar benim varlığımda oldukları için şanslıydı ve bu şaka değil. 

Ve ben sizden bunu hissetmeye başlamanızı istiyorum. Onlar benim varlığımda bulundukları için şanslıydılar çünkü ben devamlı, sizin de sürekli yapacağınız gibi, sevginin, şefkatin, dengenin ışığını saçıyorum. Evet, gerçekten, kiminle temas ederseniz o kutsanıyor. Otomatik kutsanma var orada. Otomatik kutsanma. Bunun için bir şey yapmanıza bile gerek yok; varlığınızda olmaları yeterli. 

İşte, sevgili arkadaşlarım, bolluk içinde olmak istiyorsunuz. Bu gerçekçi bir şey, ben, bedenlenmiş yeni üstad için gereken bir şeyi söyleyeceğim. Üstad olmak ile ilgi tüm bu şey, dünya malına sahip olmayan guru varlığı devri geçti, bu eskide kalan bir devir. Bunlardan bazıları böyleydi çünkü onlar tehdit olarak algılıyorlardı...onlar maddesel sevincin dikkat dağıtıcı olduğunu hissettiler. O zaman maddenin kötü olduğu, bedenin kötü olduğu, yemek gibi, gaz yapmak gibi, seks yapmak ve diğer her şeyin kötü olduğu ile ilgili bir bilinç geri gelmişti. Böylece, beden reddediliyordu.

Fakat bunlardan her biri-her biri, Kuthumi ve Buddha da dahil hepsi-bedenin sevilmek, bütünleşmek, keyif almak ve ondan haz almak için varolduğunun farkına varmaya başladılar. Beden reddedilmek için varolmamıştı. Dünyevi mülkler keyif almak içindir. Bazılarınızın daha önce çok zengin olduğu yaşam deneyimleri oldu ve siz gücü kötüye kullandınız ve bu nedenle çok suçlu hissediyorsunuz. Öyle kötüye kullandınız ki. Kötü olan para değildi. Sizin gücünüzdü. Belki de güç oyununda para güçtü ama siz şimdi onu tekrar kötüye kullanmaktan korktuğunuz için para akışını kapattınız. 

Size hemen şimdi, bunu deneseniz bile artık yapamayacağınızı söyleyebilirim. Yapamazsınız. Bu bu kadar basit. Bilinçte bir noktaya geldiğinizde onu kötüye kullanamazsınız. Bu saldırganca. Bu dehşet verici. Öyle olmak istemeyeceksiniz. Bir hayli bolluğa sahip olacaksınız ve bunu paylaşacaksınız, suçluluk duygusundan dolayı değil; sadece paylaşacaksınız ve o size akmaya devam edecek. Siz bunu kötüye kullanmayacaksınız. Güç gibi şeyler konusunda çok fazla bilinciniz var. Güç bir illüzyondur. Güce ihtiyacınız yok. Güç, her şeyin zaten içeride mevcut olduğunu fark etmemiş insanlar için söz konusudur. 


ZEKA GEREKTİRİR.

Bolluk konusundaki diğer yanlış algıları ya da sadece parayı konuşalım. Bir tane daha. Zeki olmanız gerekir. Iyi bir eğitim almanız gerekir. İyi bir aileden gelmeniz gerekir ya da finanstan almanız. Hiç de değil. Hiç de değil. Yaşamımda, St. Germain olarak yaşadığım son hayatımda çok genç iken gizemcilik okullarına gittim ama oralarda sizin düzeninizdeki eğitim gibi bir eğitim yoktu. Matematik öğrendim, ama daha çok kozmik düzeyde,  Dünya düzeyinde matematik değil. Finans ile ilgili hiç bir eğitim almadım. 

St. Germain olarak yaşadığım hayatımda hiç bir zaman bir işim olmadı. Ne kadar dehşet verici. Ne kadar iğrenç.  (Gülüşmeler) gerçekten. İğrenç. Böyle bir şey düşünemezdim- bazen şaka yapıyorum ama bu öyle bir şaka değil- benim için sıradanlığın somut örneği, orta düzeyde yönetici olduğuma dair bir kartvizit, bir iş ünvanı. Bir hücrede çalışıyorsun. Orta düzeyde bir yöneticisin. Aman Tanrım, ben de kristal hapishanemde geçirdiğim 100.000 yılın zor olduğunu zannediyordum. Ama bir hücreye sıkışmış orta düzey yönetici olmanın daha beter olduğunu düşünüyorum. (Kıkırdamalar). 

Hayatımda hiç işim olmadı. Asla bir başkası için çalışmadım. İşler ile ilgili bir şey yanlış diye değil...eh aslında bir yönden öyle.
Kendiniz için, çalışmaya bir son vereceksiniz. Ve bu çıkıp bugün işinize bir son verin anlamına gelmiyor ama öyle yapacaksınız. Bilinciniz o aşamaya geldiğinde kendi kendinizin patronunuz  olmak için buna bir son vereceksiniz. 

Asla bir işim olmadı ama bol param vardı, çok para. Ve ben aslında-bu hikayeyi de ilk defa anlatıyorum- ben aslında paranın nereden geldiğini de hatırlamıyorum. Bu tuhaf değil mi? Bugün ne kadarına saygı gösterilirse o kadarı vardı bende, bir milyarder olmalıydım, bir multi-milyarder o zamanlar. Çalışmıyordum. Paranın nereden geldiğini hatırlamıyorum. Onlara borçlu değildim. Onların kölesi değildim. Bana büyük miktarlarda para verdilerse, bilmiyorum. Paramı benim için yönetecek biri yoktu ama o hep vardı. Ben şık faytonlar ile geziyordum. Neden olmasın? En güzel atlar bende idi. Sevilen atlar. Yemekler, çoğunlukla ballı fındıklı yulaf yiyordum, büyük ziyafetler verebiliyordum, en iyi Fransız şaraplarının içildiği partiler düzenliyordum. 

Sadece Fransız şarabı. 

Ama hala paramın nerden geldiğini bilmiyorum. Hatta sahip olduğum topraklarımı, mallarımı takip edemiyordum. Bu yüzden azıcık da olsa suçlu hissetmiyordum. Siz olsaydınız suçlu hissederdiniz. Hemen sınırlamalar koymaya başlardınız, " Sadece iki şatoya sahip olabilirim ve hizmetçilerimin çevirdiği bütün dolapları bilmem lazım derdiniz. Ah hizmetçilerim olamaz." Evet olabilir! Onlara personel deyin, aynı şey. Ama onlara iyi muamele edin, açık davranın. Onlara iyi maaş verin. Onlara gerçekten, gerçekten iyi maaş verin. 

Böylece sevgili arkadaşlar...

LİNDA: Forest Gump gibi konuşuyorsun. (Adamus kıkırdar)

ADAMUS: İşte bu yüzden bir eğitime, zekaya,  bir finans temeline sahip olmanız gerekmez. Aslında bunlar biraz engel teşkil eder çünkü bu konuda fazla entellektüel hale gelirsiniz. Fazla ilerlemeden kendinizi sınırlarsınız. Akışı durdurursunuz. Buna ihtiyacınız yok. Bir yüksek okuldan hiçbir zaman mezun olmadıysanız fark etmez. Ticaret hakkında hiçbir şey bilmiyorsanız fark etmez. Biliyor musunuz? Bolluk ticaret hakkında hiçbir şey bilmez. Bilinç ticareti takmaz. Öyle bir temelinizin olmanız gerekmez. 

Sizlere ne yapmanız gerektiğini söyleyenler var, " Para yapmak için çok çalışman gerek." Bu da listemizdeki bir diğer konu. Çok çalışmanız gerekmiyor! Belki çok çalışmak istiyorsunuz. Çok çalışmanız gerekmiyor. Büyük olasılıkla bir şeyler yapacaksınız. Tüm zamanınızı şatonuzdaki tahtınızda oturarak geçiremezsiniz. Yapabilirsiniz ama biraz sıkılırsınız. Kalkmak isteyeceksiniz, faytonunuza binmek için efor harcayacaksınız, şu durumda süslü otomobilinize, şoförünüz olmasa da onu sokaktan aşağı süreceksiniz.

Fakat çok çalışmanız gerekmiyor. Bunu geçin. Bu sizlerin büyük bir bölümüne ebeveynleriniz ve öğretmenleriniz tarafından işlendi. Hayır. Hatta akıllı bir biçimde de çalışmanız gerekmez. Sadece bolluğun içeri akmasına izin vermeniz gerekir. Bu kadar. Bu kadar. Bunun için suçluluk duymadan, utanç hissetmeden, hak edip etmediğinizi merak etmeden. 

Para konusundaki diğer yanlış algılar, bunlar neler? Sizin bazı yanlış algılarınız hangileri? 


SPRITÜEL ÖZGÜR OLMALI.

Sizin şu anda tam da önünüzde oturan kişi için ne diyorsunuz, hakkında konuştuklarımızdan bazısı ile bağı olan o kişi, siz spritüel iş yapıyorsunuz, bunun bedelini talep edemezsiniz. 

LİNDA: Oooh! 

ADAMUS: Hasta! Açıkça iğrenç hasta. Ve bunu kim diyor? Bu parası olmayan insanlar sizden beslenerek sizi tüketmek istiyor, sizi manipüle ediyor. Diyor ki, "Bu spritüel bir iş. Bedava olmalı." Şüpheliyim. Bu, bu gezegendeki her şeyden daha pahalı olmalı. En pahalı şey olmalı ve siz de onların, parayı mucizevi bir biçimde bulup getirecek kadar, istemelerini sağlamalısınız. 

Biliyorum,  sizlerden o kadar çok kişinin, bazen bir öğün yemek için bile yeterli para bulamama sorunu var. 

Ama hala, gerçekten katılmak istediğiniz bir sınıf olduğu zaman, bu gerçekten tuhaf. Ve aniden para oradadır, siz şöyle konuşursunuz, "Bu para nasıl geliverdi? Bu nereden geldi? Sonra siz sınıfa kaydolursunuz. Hissetmeyi bıraktınız mı? Bu o tutkuydu! Şöyle diyorsunuz, "Sınıfa kaydolabildim! Bu aynı zamanda biraz da bir bağımlılık, sınıfa kaydolmak biraz da bir hastalık. Hayır, kaydolmadınız. Ama en azından bu size bir şey gösterdi. Biraz tutku ile tezahür ettirebilirsiniz. Fakat daha sonra o eski kalıplara geri dönersiniz, eski kalıplara geri. 

Spritüellik-ne olduğu umrumda değil, spritüellik ya da ner ne yapıyorsan, marangoz da olsan, muhasebeci ya da herhangi bir şey- bunun için çok ücret talep edin. Her ne alıyorsanız, kendi işinizi yapıyorsanız, bugün buradan çıkmadan, bunu ikiye katlayın. Lütfen ücretlerinizi ikiye katlayın. "Ah, bunu nasıl yaparım"diyorsunuz, "Insanlar zar zor ödemeye razı". O halde yanlış insanlar ile birliktesiniz. Sizin hizmetinizi isteyen yanlış insanlar ile.

Ve süregelen bir besleme durumu var, siz ucuz olmalı diye düşünüyorsunuz ya da veriveriyorsunuz. O zaman da gerçekte değişmek istemeyen insanları çekiyorsunuz. Onlar sadece sizin enerjiniz ile beslenmek istiyorlar. Gerçekçi olun. Onlar sizi sevmiyorlar. Onlar sadece sizi tüketmek istiyorlar. Ve size, "şimdiye kadar olan en iyi öğretmenimsiniz. Siz olmasaydınız bu gezegende kalabileceğimi düşünmüyorum." Öhh. Çünkü bir kez sizi yorduktan, tükettikten sonra sokağın altındaki başka bir ucuz rahatlayıcıya gideceklerdir ve onları da sömüreceklerdir, oradan bir başkasına, başkasına. Gün sonunda da isminizi unutacaklardır. Ücretlerinizi ikiye katlayın, biraz öz-özdeğeriniz olsun ve daha sonra da onu yine ikiye katlayın.

Daha sonra doğru insanları çektiğinizi keşfedeceksiniz-çekmek, büyük laf-ve onlar ödemeye istekli olacaklar. Ve aniden bolluk içinde olacaksınız ve aniden daha iyi bir öğretmen olacaksınız ve hatta onlara, yıllarca ve  yıllarca ve yıllarca terapi gerektirmeyecek daha iyi tavsiyelerde bulunacaksınız. Onlar ile transformasyon yapabilirsiniz, eğer istekliler ise, -çat diye!-bunun gibi. Daha sonra birisi kıyaslama yapmaya başlayacaktır ve "sadece beş dakikada hayatımı değiştirdiniz ama Tanrım siz sadece iki bin dolar aldınız."diyecektir. Siz de, " Evet, bu bir dahaki sefere on bin olacak" diyeceksiniz. (Kıkırdamalar). 


AÇGÖZLÜLÜK ANLAMINA GELİR

Bunun içinde bir dinamik var ve bunun AÇGÖZLÜLÜK ile bir alakası yok. Bu da başka bir algı, para istiyorsanız açgözlü olmanız gerek. Sen açgözlü birisin. Hayır, değilsiniz. Siz Bilge birisiniz. Siz hayattan keyif alan birisiniz. Ötekiler, bolluk içinde olmayı seçmiyorlar ise,  hayattan zevk almak istemiyorlar ise, bu onların sorunu, sizin değil. Siz hayattan zevk almayı seçiyorsunuz. Bu çoğunuzun, muhtemelen, bu gezegendeki son yaşamı olacak, muhtemelen son. Sizin yerinizde olsaydım, ki olmuştum, bolluk içinde olmak isterdim. Seyahat etmek isterdim. Güzel bir evim olsun isterdim. İstediğim zaman sadaka verecek durumda olmak isterdim. Arkadaşlarım için savurgan partiler verecek durumda olmak isterdim. Bunu açgözlü ya da kibirli olduğum için istemezdim. Bunu, bu gezegendeki son yaşamım olduğu için isterdim. Ben bu doğrultuda gitmek istiyorum ve ben diğerlerine bolluk içinde bir yaşam gibi parıltılı bir örnek bırakmak istiyorum ki onlar da bunu taklit edebilsin. 

Hadi derin bir nefes alalım. 

Derin bir nefes alacağız ve kendimize gelip kalıplar konusunda konuşacağız ve ruhun tutkusuna gireceğiz. 

Ben daima andayım ve daima bolluk içindeyim. 

Ve bu arada, bahsetmem gerek. Bana biraz zor geliyor-biraz zor, söylemem gerek- beni çağırıp evinize davet ettiğinizde orayı benim hoşuma gidecek kadar şık bulmuyorum.

Bunun ile birlikte, ben Adamus, hizmetteyim. 


LİNDA: Bu yüzden lütfen, bir kaç derin nefes alalım ve bilinç ile birlikte akalım, Adamus'un bize akıttığı enerji ile, her birimiz için akıttığı. 
Sadece o derin nefesi alın. 

Duyduklarınızı, hissettiklerinizi yansıtın. Sizin için ne demek olduğunu. 

Sadece nefes ile olun, akışta kalın. Enerjiye, her nefes ile birlikte hareket etmesi ve akması için sadece izin verin. 

Bu kadar. Teşekkürler.   



2. BÖLÜM




2.05. dakikada Adamus kanallığı başlamaktadır.

LİNDA: Her birinizi Şimdi  anının akışında olmanız için davet ediyorum, nefes. 

Derin ve bilinçli nefes akış demektir. Bu herbirimizin içinde varolduğu enerjinin akışı, havanın akışı, hayatın akışı. 

O yüzden, Şimdi anının içinde, bu odada oturuyorsanız ya da bir şekilde dinliyorsanız, nerede olduğumuz önemli değil, Şimdi anında nefes alın çünkü tüm önemli olan bu; nefesimiz, Şimdi anı, daima. 

O nedenle, nefes alın ve akışta olun. Nefes alın ve eğer seçiyorsanız Adamus'ı yakınınıza davet edin. 

Tüm oluşunuzla nefes alın, kendinizi açın ve bu deneyimin içinde genişleyin, Şimdi anında. 

Nefes alın. 

ADAMUS: Ben O benim. Sonsuz Adamus. 

Bolluk Kliniği'mize devam edelim. Algılara geri dönelim daha doğrusu yanlış algı olan şeylere. Linda, bu yazı tabletine yazman için sana yine ihtiyacımız var. 

LİNDA: Ah zevkle! 

ADAMUS: Bilinç hakkında konuştuk, sizin bilinç olduğunuz gerçeği konusunda, siz enerji değilsiniz. Enerjinin çevrenizde her yerde olduğu gerçeği ile ilgili konuştuk. Enerji sadece maddesel şeyle  veya patlayan şeyler değildir. Hiç farkında olmadığınız formlarda enerji var. Yine de size hizmet ediyor. O burada, daima ulaşılabilir durumda. 

Sizin tutkunuz tarafından çekiliyor. Sizin tutkunuz sayesinde hayatınıza çekiliyor. Gerçekten başkaları tarafından verilmiyor. Bolluğa layık olup olmadığınıza karar veren bir melek Bolluk Konseyi yok. 

Tanrı'nın da aslında hiç umrunda değil, bir yol veya öteki, pardon ama o bolluk içinde olup olmamanızı umursamıyor. Ve ruhunuz, ruh gerçekten insan gibi umursamaz çünkü ruh açısından zengin bir deneyimden geçiyorsunuz, bunun ne olduğu önemli değil. 


Başka bir Yanlış Algı

Sıradaki ve en son yanlış algı, belki de sizin dikkate almanız gereken en önemlisi, sizin, "Bolluk içinde değilim" demeniz. 

LİNDA: Hımm

ADAMUS: Aslında gerçekten bolluk içindesiniz. Bu, "Bolluk içinde değilim" cümlesinin farklı biçimlerde söylenişini (Linda'ya) aranızdaki o kadar çok kişiden duyuyorum ki.

"Param yok. Şunum yok. Bunum yok." Ama gerçekte, "Ben bolluk içinde değilim" diyorsunuz, işte bu nedenle çektiğiniz şey de tam olarak bu oluyor. Aslında kıtlığın bolluğunu çekiyorsunuz. Bolluk deyince sizin aklınıza belki zenginlik, bekli de sevgi, arkadaşlık veya bunun gibi şeyler, maddi şeyler geliyor. Belki insan olma açısından çok konforlu şeyler değil ama her biriniz bolluk içinde. Bana gelen böyleleri var, geceleri veya arabası ile giderken konuşan veya sadece bana küfür eden, "Adamus, benim bir işim yok. Ben bolluk içinde değilim."

Ben de onlara diyorum ki, -onlar beni her zaman çok iyi işitmese de-"Muazzam bir bolluk içindesiniz. Zaman bolluğunuz var, özellikle de işi olanlar ile belli saatlerini çalışarak geçirenler ile kıyaslandığınız zaman. Bolluk içinde değilim derken ne demek istiyorsunuz? Muazzam bir biçimde özgürsünüz. Her gün belirli saatlerde işe gitmek zorunda değilsiniz. Kendiniz için ayırabileceğiniz tüm bir gününüz var. Bu muazzam bir bolluktur".

Aslında bunların içindeki en değerli şeylerden birinin zaman olduğunu söyleyecektim. Zaman. Ve çalışmayanların bol zamanı var. Şöyle diyenler de var, " Adamus, benim fiziksel bir rahatsızlığım var. Benim bazı hastalıklarım var veya sakatlığım var. "Senin fiziksel sağlıktan yoksunluk konusunda bolluğun var, muazzam bir bolluk. Fiziksel sorunlar ile ilgili bolluk müthiş bir deneyim. Belki de bu artık istemediğin bir şey. Belki bu seni yordu. Fakat o halde sana soruyorum-ki bu sizi her zaman çok mutlu eden bir konu değil- , "belki bunu bahane olarak kullanıyorsunuzdur" diyorum. Ah, böyle dediğim için bana çok kızıyorsunuz. Bolluk içindesiniz-bu başkalarının size olan sevgisi bakımından olur veya başkalarının size olan sevgisizliği bakımından olur; kendine olan sevgin konusunda bolluk belki de kendine olan sevgisizliğin konusunda bolluk. Ama her ne ise bu bolluk. Sizde bundan çok var. 

Belki de acı bolluğu, şüphe bolluğu, kafa karışıklığı bolluğu ama daima bolluğunuz var. Bu tip şeyleri söylemekten vazgeçelim, "Ben bolluk içinde değilim" veya "Ben zengin değilim" veya "Fazla enerjim yok".

Ah hayır, hayır, hayır. Çok enerjiniz var. Çok bolluğunuz var. Belki bu özgürlük veya zaman veya az sorumluluk. Bir şey yapmayanlarınızın çoğu, bundan şikayetçi olanlar, fazla sorumluluğunuz yok. İstediğiniz her şeyi yapabilirsiniz. Hadi, bolluğunuz olmadığına dair söylediğiniz her şeyi aşalım. Sizde bundan muazzam bir miktarda var. Bu gerçekten daha çok, bolluğu nereye akıtmak istediğiniz ile ilgili bir mesele. Bolluğu yaşamınızın neresine yönlendirmek istiyorsunuz? Ve siz ruhu olan varlıklar bunu yapabilirsiniz. Enerjinin nereye girmesini istiyorsunuz? 

Ben başlangıçta söylediklerime geri geliyorum; Şu anda hayatınızda bir şey varsa, size hizmet ediyor olmalı. Bunu siz istediniz, aksi halde o orada olamazdı. Hiç kimse onu oraya koymuyor. Hiç kimse sizi istemediğinizi düşündüğünüz bir şeye zorlamıyor. Demek ki sizin muazzam derecede bolluğunuz var ama bunu hangi yöne akıtacaksınız? O enerjiyi nereye koyacaksınız? 

Şimdi, bazılarınız buraya bir noktaya koyuyor ve yeniden şöyle dediğiniz duyuyorum, "Ama Adamus sen anlamıyorsun." Ben anlıyorum. Ben sizin derin ve duygusal bir tür oyuna kapıldığınızı anlıyorum. Bu yüzden daha önce, çok paranız veya çok sevgi veya çok sağlık olsa, yaşamınız nasıl değişirdi demiştim. Neyi salıvermeniz gerekiyor? Yaşamınızda neyi değiştirmeniz gerekiyor? Bunu yapmak için gerçekten istekli misiniz? Gerçekten bir sonraki adımı atmak istiyor musunuz? Bu yaşamı çok değiştirecek şeylerden geçeceğiniz anlamına gelebilir. Bu, sizi yaşamınızda sömüren parazitlerden kurtulmanız gerektiği anlamına gelebilir. Aile üyelerinden veya arkadaşlardan bahsediyorum. Bu doğru. Bu, sizin aşk ilişkisi olarak adlandırdığınız ama aslında öyle olmayan şeyi bitirmeniz gerekir anlamına gelebilir. Bu karmik- bir çok durumda karmik bir ilişki, biri beslenmek ile alakalı, öteki güç oyunlarından biri. Bu, bazı şeyleri bırakmak anlamına gelebilir. Bu yüzden de çoğunlukla o büyük bombayı yola görmeriz. Siz,  "Yoh,  hayır, ben bolluk istiyorum ama belki bu diğer şeylerden kurtulamam. Bu insanlar bensiz ne yaparlar?" diyorsunuz. Eh, onlar gidip bir başkasından besleneceklerdir ya da siz bir başkasından besleneceksiniz. 


Asıl Soru

Bu gerçekten bu sorunu beraberinde getiriyor. Yaşamınızda çok bolluk var. Dram bolluğunuzun olması olası. Can sıkıntısı bolluğunuzun olması olası ama bolluğunuz var. Şimdi-şimdi-sizin var. Görüyorsunuz, hiç bir zaman size vermem gerekmedi. Sizde zaten mevcut. Bununla ne yapacaksınız? Aynı oyunları oynamaya devam edecek misiniz? Bana, nasıl paranız olmadığını anlatmayı sürdürecek misiniz? Sağlık sorunlarını, enerji sorunlarını veya başka sorunları hayatınızda kullanmaya devam edecek misiniz? Çocuklar,  aile, dünya, yunuslar ve diğer şeyleri ile ilgilenmeniz gerektiğini söylemeye devam edecek misiniz? Bahaneler ile ortaya çıkmaya devam edecek misiniz yoksa yaşamınız için daha güzel veya değişik şeyler düşünecek veya onlara izin verecek misiniz?  

Rüya alemlerimizde yaptığımız tartışmalarda/argümanlarda geldiğimiz nokta daima burası. Bu konuda uzun, çok uzun tartışmalar yapıyoruz ve ben hep aynı şeyi söylüyorum, " Bolluk içindesiniz. Bununla ne yapacaksınız? Onu hangi tarafa yönlendirmek istiyorsunuz?" Şu yanıtı alıyorum, " bilmiyorum" ben de bu arada gitmiş oluyorum. Bunu dediğinizi duyduğum anda gidiyorum. "Bilmiyorum" ya da "bu konuyu bir düşüneyim". Ha, bunu üç ömür önce de söylüyorsunuz ve bu artık eskidi. Ya da basitçe bir kafa karışıklığı haline giriyorsunuz, gözlerinizdeki o donuk bakışlar ve ben o zaman da gidiyorum. Ama ben şimdi hemen soruyorum, ruh varlığı ruh varlığına, yaratıcı yaratıcıya-bolluk içindesiniz, siz biraz önce bolluk içinde değilmiş gibi yapıyordunuz; bolluğunuz var ya da her neyse-bununla ne yapacaksınız? Onu yeniden yönlendirme isteğiniz var mı, onu yeniden kanalize etmek, başka bir enerjiyi içeriye getirmek? 

Siz bu konuda bir karar verirken ben de, enerjilerin etraftaki yükselişini ve akışını seyrederken eğleniyorum. Sizler biraz bıkkın haldesiniz. Aman Tanrım noktaya dahil oluyorum. Eh, bunu siz istediniz. 


Bir Öykü

Şimdi size,  bitmek üzere olan "Bir Üsdadın Anıları" isimli kitabımdan kısa bir öykü anlatmama izin verin. Henüz yazılmayan, hatta duyurulmamış olan kitap, üzerinde gerçekten çok fazla düşünülmemiş olan kitap çoktan burada. Görüyorsunuz, çoktan bitti ve ben sadece onun kendisini yaratmasına izin veriyorum. O halde hadi...

SART: Biz bundan bir komisyon alacak mıyız? 

ADAMUS: Komiyon yok! Adamus kıkırdar)

SART: Emin misin?! 

ADAMUS:Sizden iki misli ücret talep edeceğim. (Daha çok kıkırdamalar)

Ben bu Ütad ile öğrencinin dokunaklı öyküsünü anlatırken, hadi ışıkları biraz kısalım. Müziğe değil biraz loş ışığa ihtiyacımız var. Bu aslında gerçek bir öyküden alınma, biraz. 

Üstad sıcak ve güneşli bir günde gölün kıyısında oturmuş balık tutuyordu. Üstad, doğal çevrede bulunabildiği için ve bolluğunun doğadaki gücünü tatbik etme şansı verdiği için balık tutmayı seviyordu. Gözüken oydu ki, misinayı suya attığı anda olta iğnesinde yem olmamasına rağmen, balık yakalanacaktı. Ve o sadece makarayı saracak, balığın güzelliğine hayran kalacak ve tabi ki onu yeniden göle bırakacaktı. Bu zahmetsiz bir iş olmasına rağmen üstad için o sana gelir'i  deneyimlemenin muhteşem bir yoluydu. 

Balık ona geliyordu. Balıklar öyle bir  çekiliyorlardı ki oltaya yem takması bile gerekmiyordu. Üstad, doğada geçirdiği bu güzel günde barış ve sessizliğin keyfini çıkarırken,  arkasındaki çalılarda bir hışırtı duydu, arkasını döndüğünde öğrencilerinden birinin, Richard'ın umutsuzluk içinde kendisine yaklaştığını gördü. Üstad derin bir nefesl alarak, "İşte yine başlıyoruz" diye içinden geçirdi. "Bu Richard".

Richard,  üstadın yanına gelerek, "Üstad! üstad! Ben varolmanın berbat bir halindeyim. Gittiğim bütün sınıflara rağmen, tüm öğretim ve çalışmaya rağmen kendimi hiç olmadığım kadar kötü bir durumda buldum. Beş parasızım. Faturalarımı ödeyemiyorum. Otomobilim tamircide ve onu çıkaracak yeterli param yok. Evim için de ödeme yapamıyorum ve onu da kaybetme riskim var. Ancak yemek yiyecek kadar param var. Üstad! Üstad! Ne yapabilirim. Umutsuzca yardımına ihtiyacım var. Üstad, bana bir şeyler söyle, üstad. Üstad benimle bir şeyler paylaş. Uçurumun kenarındayım. Artık yaşamak istemiyorum."

Üstad derin bir nefes aldı ve kendi kendine güldü, o kadar sesli değil tabi ama bunları Richard ve Richard gibilerindeno kadar çok duymuştu ki. Umutsuzluk anı potansiyel olarak çok önemli bir andır çünkü insanlar sanki böyle anlarda büyük değişimler yapıyor.

Bu yüzden Üstad, "Sevgili Richard, problemlerini çözmen için ne kadar paraya ihtiyacın var? "diye sordu. Richard derin bir nefes aldı ve, "Üstad! Üstad! Sadece beş bin dolara ihtiyacım var"dedi. Ve Üstad, için için gülüp ama bunu yüzüne yansıtmadan, "Aptal Richard, aslında 50 bin istemeliydi"diye düşündü. Ama o o kadar umutsuz ki, düşüncelerinde o kadar sınırlı ki, hayalinde bile sadece beş bin dolar istedi. 
Üstad uzunca bir süre durdu, bunu bilerek yaptı tabi, Richard ile yaşadığı dramı sonuna kadar oynadı çünkü Üstad Richard'da beş ömür önceki kendi halini gördü. 

Umutsuzluk ve hala diğer insanlardan beslenmek, hala bütün sınıflara rağmen, okullara ve diğer şeylere rağmen, her şeyin kendi içerisinde değil aksine dışarıda meydana geldiğin inancında ısrar etmek. Üstad, sonunda, "Richard, ben sana parayı ödünç vereceğim. Parayı sana vereceğim, beş bin dolar."dedi. 

Ve Üstad cebine baktı ancak güne başlarken cebine para koymadığını da düşündü ama cebinde aniden beş bin dolar buldu, bu tam olarak ihtiyaç duyulan kadardı. 

Ve bu Üstadların kullandığı bir yöntem. Parayı, Richard'ın geleceğini sezgisel olarak bildiği için mi o sabah cebine koydu hatırlamıyordu çünkü bunun bir önemi yoktu. Para oradaydı. Üstad paranın nereden geldiğini bile bilmiyordu. O sadece oradaydı, o da bunu sorgulamadı. 

Parayı Richard'a verdi, yüz dolar, yüz dolar olarak saydı. Richard'ın gözleri kocaman açıldı. Aslında Üstadın bu parayı verdiğine inanamıyordu. Gidip problemlerini çözebileceğine, faturalarını ödeyebileceğine, otomobilini yaptırabileceğine inanamıyordu. Tabiki bu umutsuzluk anında Üstada bir sürü sözler verdi. "Üstad borcumu faiziyle geri ödeyeceğim, " Üstad yine içinden gülerek, "Richard yine yalan söylemeye başladı." O da, "Ah Üstad, benim için yaptıklarını asla unutmayacağım."dedi. Üstad yine için için gülerek, "Evet, evet, bir gün beni unutacak, bana ihanet bile edeceksin ama fark etmez. Üstad parayı saydıktan sonra Richard'a verdi, Richard, gerçek bir teşekkür bile etmeden, samimi bir teşekkür etmeden koştu. Üstad, ard arda balıkları tutmaya devam etti. "İşte bu kadar kolay" dedi, "Tüm bu balık tutma olayı. Tıpkı hayat gibi. O sana geliyor. Ihtiyacın olanı alıyorsun. Diğerlerini bırakıyorsun ama asla kendini sınırlamıyorsun." 

Altı ay sonra, Üstad, dışarıda bir kafede oturup güzel havanın tadını çıkarıyordu, karamelli macchiato (gülüşmeler) içip yanında üç adet kruvasan yiyordu, çünkü biliyorsunuz, Üstadlar diyet yapmaz. Üstad bu konuları asla kendine dert etmez. Şeylerin kötü olduğunu düşünmek sınırlı insanların işi. Üstad her şeyi yiyebilir. Bu balık olsun, karamelli macchiato olsun fark etmez. Üstad bunlardan beş tane içebilir, fark etmez çünkü bedeni ona daima yanıt verir. İçerisinde çok kalori veya fazla kafein varsa da veya bilim insanları kahve hakkında ne diyorsa, her neyse fark etmez. 
Üstad, kendi bedeni ve enerjisi ile uyum halindedir o nedenle bedeni ona hemen uygun bie biçimde yanıt verir. 

Bu güneşli güzel günde harika içeceğini yudumlarken kafasını kaldırdığında Richard'ın oradan geçtiğini gördü. Richard dağılmış vaziyetteydi. Elbiseleri yıktık pırtıktı, saçları karmakarışıktı, uzun bakımsız bir sakalı vardı,  sandaletleri yıpranmış ve ayakları kir içindeydi. Üstad, içinden, "bir Üstad böyle gözükmemeli" diye geçirdi ve Richard tabii ki Üstad değildi. 

Üstad, bağırarak ona seslendi, "Richard! Richard! Yanıma gel biraz. Bir kahve iç. "Richard,"Ama benim, benim, benim, benim hiç param yok. Bir bardak kahve için param yetmez. Üstad, "İşte bu çok kötü. O zaman benim nasıl keyif aldığımı seyret." Üstad, ona, bir kez beş bin dolar vermişti; Üstad'ın onun için basitçe bir kahve alabileceğini, belki bir sade kahve alabileceğini düşünenler vardır. Ama Üstad artık bu oyunu oynamaktan yorulmuştu. Üstad, "Richard, ne oldu? Parayı ne yaptın? Hayatında neler oldu? " diye sordu. "Ah Üstad, çok korkunçtu. Parayı aldıktan sonra arabamı tamirden çıkarttım fakat bir hafta sonra feci bir kaza geçirdim, arabamı parçaladım. Arabam dağıldı. Ondan sonra gece dükkandaydım, hırsız girdi, soyguncular, paranın geri kalanını çaldılar. Bende kalan az bir miktarı da çaresiz durumda olan bir arkadaşıma vermek zorunda kaldım.  Şimdi Üstad hiç olmadığım kadar borç içindeyim. "

Ve Richard, "Üstad, mümkün ise, asla bir daha istemeyeceğim, lütfen, söz veriyorum, bir beş bin dolar daha alabilir miyim? Salı günü memnuniyetle geri öderim. Ah, bu aptalca. Paranın geri kalanını altı ay içerisinde geri öderim, tüm parayı faiziyle tabii ki Üstad. Üstad, derin bir nefes aldıktan sonra, "Hayır Richard, hayır. Ben sana bir şey ispatlamak istedim ve ispatladım. Ve sen bir kalıba bağlısın ve o kalıptan da çıkmaya istekli değilsin. Bu kalıbın adı, "yeterli". Sen, "Yeterli" bilincindesin ve sana on bin dolar veya elli bin dolar da vermiş olsaydım bu şekilde karşılaşacağımızı, senin yine borç içinde olacağını, yine çaresiz olacağını ve yine benden besleneceğini, bir kez daha kendine yalan söyleyeceğini tahmin ediyordum. Bir kez yeterliydi, daha fazla değil Richard. Daha fazla değil. Ve bu arada Richard, bana sadece faizi ile birlikte beş bin dolar borçlu değilsin, aldığın bütün dersler için de borçlusun. Her bir Penny'yi kuruşu kuruşuna ödeyene  kadar da seni görmek istemiyorum." Öykünün sonu.

Eğlenceliydi (Adamus kıkırdar).bir Üstadı anıları her zaman eğlenceli biter. (Gülüşmeler) 


Hazır mısınız? 

Ama bu hayat. Sizlerden çoğunuzun defalarca deneyimlemiş olduğu belki de hala deneyimlediği hayat. Bir kalıptasınız, aslında ben şöyle derim ve bu Gizem Okulları'ndan birinin duvarında yazar; "Bir kurbana bir milyon dolar verin, o iki yıl sonra iki milyon dolar borç ile gelecektir." Çünkü bu bir kalıp. Bu beslenmek. Bu sorumsuzluk. Bu kıtlığın bolluğu. Bu aynı enerjide kalmak demek. Daima bahaneler bulmak. Asla aynada kendine bakmamak. Hiçbir zaman, "Ben bu eski yolu geçtim"dememek. 

Içinizden o kadar çok kişi piyangoyu kazanmak istiyor ki. Kazanmadığınız için Tanrı'ya şükürler olsun çünkü şu andan itibaren bir yıl içinde iki misli daha beter durumda olacaktınız. Bana daha sefil bir durumda ve piyangoyu kazanmamış olmayı dileyerek gelecektiniz çünkü siz bir kalıptasınız-yoksunluk kalıbı, beslenme kalıbı, hak ettiğinize izin vermeme kalıbı. 

Bolluk tanrılara verilen bir haktır.

Ruhun size kimlik verdiği zamandan bu yana, ihtiyacınız olan tüm bolluğa ve enerjiye sahiptiniz. Ama o kadar çok insan kurban enerjisine yakalanıyor ki, oyuna yakalanıyor ki, yapamamaya, sınırlılığa yakalanıyor ki. O kadar çok kişi Richard gibi Bir milyon dolarınız bile olsaydı hepsini kendinizi mahvetmek için kullanırdınız. Yaptığınız şey yeterli bilincinde kalmak. Kendinizi bir kere yerine yavaş yavaş mahvediyorsunuz. Kendi doğal yaratıcı yeteneklerinizi bahaneler ile erteleme ile ve oyalanma ile mahvediyorsunuz. Tanrı'nın size vermiş olduğu yaşama sevincini, geri çekilerek,  sınırlayıp, ondan sonra bahaneler bularak, başkalarını suçlayarak, komplolardan bahsederek, "adam"dan konuşarak mahvediyorsunuz.

Sizi, sizden başka geri çeken Bir adam veya kadın yok. Hiçbir şey. Hangi ülkede yaşadığınız umrumda değil. Hangi fırsatlara sahiptiniz umrumda değil. Fakir ya da zengin bir aileden gelip gelmediğiniz umrumda değil, aptal ya da akıllı olmanız da. Bunların hiçbiri fark etmez. Bunların hepsi bahane. Geçerli olan tek şey, sizin bolluğu eğlenceli bir yolla yaşamınıza çekmeniz, başka bir yolla, hediyeler bakımından zengin bir yolla; yoksa siz bir sürü bahane ile  kıtı kıtına yeter yolunda yürümeye devam mı edeceksiniz? Bu zihinsel bir alıştırma değil. Bunula mücadele etmeye çabaladınız, boğuşmaya çabaladınız. Bolluğu yaşamınıza getirmek için kendinizi hipnotize etmeye çalıştınız, onaylamalar yaptınız veya aptalca hilelere başvurdunuz ve bunlar özellikle de Richard gibi kalıplara bağlı olanlarınız için işe yaramadı, bir şey alacağınız zamana enerjiyi direkt olarak eski kalıplara yönlendirdiniz.

Bir şey aldığınızda bu aslında bir anlamda lanet gibi oluyor. Ne yapıyorsunuz? Enerjiyi, yaşam sevincinizi mahvetmek için kullanmaya devam ediyorsunuz. Biraz paranız olduğunda ne yapıyorsunuz? Para ellerinizden akıp gidiyor veya onu kendinize kötülük yapmak için kullanıyorsunuz. Veya parayı kendinize layık görmediğiniz için başkalarına veriyorsunuz. Onun hayatınızdan kayıp gitmesine neden olup eski kalıba dönüyorsunuz. Piyangoyu kazanmadığınız için Tanrı'ya şükürler olsun. Burada kötü ve tatsız bir enerji vardı. Siz gerçekten hazır hale gelmeden zenginliği elde etmediğiniz için kendinize teşekkür edin.

Ve ben soruya geri dönüyorum, gerçekten hazır mısınız? Yaşamınız değişecek. İlişkilerinş değişecek. Algılarınız, kher şeyiniz değişecek. Gerçek bolluk için hazır mısınız? Çünkü öyle olduğunda, tıpkı balıkların Üstada geldiği gibi o orada olacak. Bu kadar kolay. Hileler yok. Bununla ilgili sırlar yok. Sihirli değneklerin dokunuşu yok. Bolluk ile ilgili sihirli formüller yok. Bu enerjinin her yerde olduğunu kabul etmek. Bunda bir sınır yok. Bu zaten bolluk içinde olduğunuzu fark etmek demek, garip ama bazen ters yollarla da hatta kıtı kıtına yeter yolu ile de. 

Ve aynı soru size üçüncü kez soruluyor. Bolluk için gerçekten hazır mısınız? Hazırım diyorsunuz. Para hayali kuruyorsunuz ama Richard gibi olacak mısınız? Bir milyon verilen ama iki yıl sonra iki milyon borcu olan kişi gibi mi olacaksınız? Sevinç içinde yaşamak için hazır mısınız? Bu soru açık gibi görünse de, kalıplar ile bunca ömür geçirmenize, kendinizi bu kadar suistimal etmenize, bu kadar çok sınırlamaya hayret ediyorum. Başladığımızda aranızdakilerden küçük bir yüzdenin kendini açacağını ve kendini ödüllendireceğini söylemiştim. Geri kalanlarınız mücadele etmeye devam ediyor, ona layık olmanıza hayret ediyor ve, "Hayır, hayır, Adamus, buradaki asıl hedefi ıskalamış olmalısın çünkü bize bir formül vermen gerekiyordu. Bize sihirli bir şeyler vermen gerekirdi. 

Ben bir kez daha kendimi doğrulayacak diyorum ki, içinizden sadece küçük bir yüzde bolluğa, gerçekten zenginliğe yükselecek. 



Kristal Mağaralar

Kristal mağaralar konusunda geçen yıl konuştum. Bu gezende kristaller ve onların enerjisi ile dolu 21adet mağara var. Onlar gerçek. Onlar abartısız. Onlar dünyanın altında. Onlar, oraya gidip kristalleri alıp cebinize koymak için orada değiller, onlar oraya gidip masif bolluğun enerjisini, sınırsız enerjiyi hissetmeniz, enerjiyi yaşamınızın istediğiniz yerine kanalize etmek için oradalar. Bir kaçınız orayı ziyaret etti. Çok garipti. Ben binlercenizin veya daha fazlanızın bu kristal mağaralara geleceğini zannettim. 

Çoğunuz sadece bunun üzerinde düşündü. Çoğunuz asla bir beş dakika ayırıp oturmadı, beni çağırıp,  bolluğun o enerjisini, sadece enerjinin mükemmeliyetini, bu gezegende ömrünüzde hiç bir zaman almadığınız zevki tatmak için, "Hadi gidelim. Ben kristal mağaraları ziyaret etmek için hazırım Adamus" demedi. Gittim ama sadece bir kaç kişi ile ve bunların arasında benimle gelip,  o mağaralara girip enerjiyi gerçekten hissedenlerden sadece bir kaç kişi enerjiyi yaşamlarına getirmek için gerçekten hazırdılar. Geri kalanlarınız bunun hakkında sadece düşündü. Geri kalanlarınız,"Ah kristal mağaralar, tamam, benim postamdaki teyit nerede?" diye düşündü. Bu bir teyit değil. Bu eski kalıplarınızın değişmesi değil. Bu aynı eski şey. Ve ben sizi oraya hazır olduğunuz seçimini yapmadan sürüklemeye çalışmadım. 

Kristal mağaralar hala orada. Bu sadece bir metafor değil. Onlar gerçek. Enerjiler son derece gerçek. Onlar seçtiğiniz herhangi bir şeyi almanız için yardım edecekler. Ama soru, bir kez daha. Gerçekten hazır mısınız? 

Tolerans göstermeyeceğim, sınıflarımda hala  "yeterli" bilincinde kalanlara tolerans göstermeyeceğim. Başka sözler ile söylersek, "Ben sadece faturalarımı ödeyecek kadar istiyorum, bu kadar." Bunlar artık bir Üstad için işe yaramıyor. Buna tolerans göstermeyeceğim. Kristal mağaralara, benimle, biraz daha fazla, yeteri kadarını alsınlar diye gelenleri istemiyorum. Mesele, ya hep ya hiç meselesi. Bir parça zenginlik olmaz. Anlıyor musunuz? Çok az zenginlik yok. Ya hep ya hiç var. Ya bolluk, enerji var ya da "yeterli" bilincinde yaşamaya devam etmek var.

Üstatlar olarak Yeni Enerjiye geçerken, başkalarına örnek olarak, kolay ve zarif bir biçimde yaratanlar olarak, yeterli veya biraz daha fazla için bir oda yok. Bu noktada bir sürü Richard gibisiniz. Siz onu sadece kullanacaksınız. Siz sadece şimdiye kadar sefalet ile dolu geçen yaşamınıza biraz daha enerji getireceksiniz. Daha fazla enerji verilirse, belli bir bilinç seviyesinde olmadan, daha fazla enerji verilirse, siz sadece daha umutsuzluğa, daha çok hastalığa, daha çok probleme, daha çok dramaya, daha çok trafik kazasına, daha çok ıvır zıvıra sahip olacaksınız. 

Böylece burada Bolluk Kliniği'nde gerçeğin anına geliyoruz. İlerlemek istemiyorsanız lütfen, çıkın. İntenetinizi kapatın, buradaki kapıdan çıkın veya bununla birlikte ilerleyin. 

Kristal mağaralar,  2013 Mart shoud'unda ve Grand CanyonJourney'de anlatıldı. 



Bolluk Merabh'ı

Merabh'a başlamadan önce hadi güzelce derin bir nefes alalım, fonda biraz müzik olsun (PremiumBeat.com'dan bir kaç parça). 

Merabh,  bilinci değiştirme, bilincin yönünü değiştirme zamanıdır,  sınırlılık durumundan çıkarak, büyük bolluk yoksunluğundan çıkarak, bedensel sağlığınıza yönlendirme, bilgeliğe yönlendirme, bilişe yönlendirme, daha çok paraya yönlendirme, tabi güzel bir eve, otomobile, otomobillere, suçluluk olmadan, utanma olmadan yönlendirme. 
Zamanı geldi. Bunu hakediyorsunuz. Hepiniz için vakit geldi. 

Şimdi sizi, varlığımın tam kalbinden bir kez daha uyarıyorum, sizi uyarıyorum. Tam anlamıyla kararlı değilseniz bundan ileriye gitmeyin. Aksi halde parçalara bölünürsünüz. Aynı eski pisliğe, aynı eski bilince enerji gelmesi sizi parçalara bölecektir. Zarar verecektir. Richard sizin yanınızda melek gibi kalacaktır. Bu sadece hazır olanlar için geçerli.
Güzelce derin bir nefes alın. 

Bu bolluk merabh'ında zorlamadan izin veriyorsunuz. Bilincin bolluğa yönlenmesine izin veriyorsunuz, size güzel hizmet eden bir bilince, size güzel hizmet eden bir enerjiye. Daha fazla yoksunluk  içinde olmadan, daha fazla bahaneleriniz olmadan, daha fazla sınırlılığınız olmadan.

Bu bilinç merabh'ında, değişim gelir ve güç konusunda etmiş olduğunuz herhangi bir eski yemini alır götür.  Para ile ilgili, diğer insanlardan fazlasına sahip olmak ile ilgili herhangi bir eski inancınızı arıtıp götürür. Acı çekmek gerektiği,  çok çalışmak gerektiği ile ilgili herhangi bir inancınızı arıtıp götürür. Bu merabh'da, bilinç,  paranın nasıl edinildiğine dair eski algıları yönlendirip değiştiriyor. Akıllı olmanız gerektiği veya finanstan anlamanız gerektiği düşüncesini alıp götürüyor. Bu doğru değil. Bu merabh, eski inançlar ile eski hipnotik katman-örtüler ile geçen uzun zaman öncesinini ve ömürleri arıtıp geçiyor. 

Yaşamdan keyif almanızı engelleyen şeyleri arıtıp götürüyor. Bunlar gerçekten senin değildi. Bunlar sana ait değildi.Şimdi, bu merabh'da,  herhangi bir güç, herhangi bir düşünce olmadan , bu şeylerin varlığınızdan temizlenmesine izin veriyorsunuz, salıvererek, enerjiyi saf olma durumuna geri getiriyorsunuz ki size zenginlik için, refah için hizmet edebilsinler. 

Bu merabh'da bolluk hakkında düşünmek gibi kavramlar yok. Sadece alırsınız. Tanrı'dan değildir. Benden değil. Bu ruhunun özünde var. Bu senin. 

Daima senindi. 

Görüyorsunuz, bolluk ruhun tutkusundan geliyor. 


Ruhunuz, bilinciniz, düşünceleriniz ya da zihniniz ile aynı değil, ruhunuz ve bilincinizin ulaşmak istediği böyle bir tutkusu var. 

Gerçek bolluğun, "Ben Varım"ın farkına varılması ile başladığını söyleyebiliriz. Tüm düşünceleri, zihindeki tüm kargaşayı temizleyin ve çok basit, basitçe,   "Ben Varım" tutkusuna geri gelin. 

Orijinal tutku budur. Yuva'yı terk edip varolduğunuzu fark ettiğiniz zamandaki tutku.  Mucize, ilk farkındalık, -"Ben Varım! Varım. Ben O Benim."

"Ben Varım!" bir düşünce değil. Bu derin bir tutku. Bu bir farkındalık, bir farkına varma-"Ben Varım! Şükürler olsun, "Ben Varım."Başka hiçbir şey önemli değil. 

"Ben, başka bir şey veya başka biri sayesinde varolmuyorum. Ben, egemen bir varlık olarak varım. Hiç kimseye, hiçbir şeye borçlu değilim."

Bu ruhun şarkısı, ruhun çağlardır söylediği şarkı, duy diye seni bekliyor, insanlığı bekliyor. 

"Ben Varım. Ben Varım."

Tutku bu arkadaşlarım. Bu bir düşünce, bir inanç, bir mantra değil. Bu derin tutku. Bu Kaikho, tutku,  içindeki alev "Ben Varım."

(duraklama)

Derin bir nefes alıyorsunuz ve enerjilere emir veriyorsunuz. Evet, emir. Siz enerjilere emir veriyorsunuz- "Bana bol miktarda hizmet et. Bana zarafet ile hizmet et. Bana kolaylıkla ve sevinç içinde hizmet et. Bana hizmet edin, enerjiler, size şimdi emir veriyorum."

Daha sonra kendi yolundan çekiliyorsunuz. Olmasına izin veriyorsunuz. Tıpkı Üstadın balıkların oltasına gelmesine izin verdiği gibi, düşünmeden, manipüle etmeden, eğer'ler olmadan,  ve'ler veya ama'lar olmadan, ne zaman veya neden veya nasıl veya eğer demeden, bu enerjilerin gelmesine izin veriyorsunuz. Sadece onlara izin verin. Siz hükmediyorsunuz. Siz biliyorsunuz. Siz hissediyorsunuz. 

Banka hesabınızı, kiranızı unutun. Faturalarınızı unutun. Bütün bu şeyleri unutun. Bunlar hakkında endişelenmeyi bırakın. Siz enerjilere emir verdiniz ve onlar da size hizmet ediyorlar. Dünyadaki en değersiz insan olup olmadığınız umrumda değil, geçmişiniz umrumda değil, ne yapmış olduğunuz umrumda değil, şu anda olacak kadar ve Ben Varım'ın tutkusunu hissedebilecek kadar cesaretliyseniz, ışığınızı yeniden patlatacak kadar cesaretliyseniz, geçmişiniz bir fark teşkil etmez. Kendi yolunuzdan çekiliyorsunuz, enerjilerin sevinçle, kolaylıkla, zarafetle hizmet etmesine izin veriyorsunuz. 

(duraklama)

Hayatınıza akması için izin veriyorsunuz-Üstad'ınki kadar dolu bir hayat. Düşünmek, planlamak, çaba sarfetmek üzerine kurulu bir hayat değil fakat en yüksek enerjilere, en temiz enerjilere, en bol en zengin enerjilere yönlenmiş bir hayat. 

"Ben Varım-bu nedenle de enerji bana hizmet eder. Ben Varım-bu nedenle değerliyim. Ben Varım, bu nedenle çaba yok. Kıtı kıtına yeterin çok ötesinde varım. Ben O Benim."

Daha sonra çenenizi kapatıyorsunuz. Kendi yolunuzdan çekiliyorsunuz. Bu konuda daha fazla düşünmüyorsunuz. Havayı koklayarak, doğayı hissederek  hayat yolunda mutlu bir biçimde gidiyorsunuz ve bir dahaki sefere ne yaratmak istediğinizi merak ederek, karar verdiğiniz anda olacağını bilerek gidiyorsunuz. Aslında siz çok uzun zaman önce yarattınız bile, şu anda bu sadece hayatınıza geliyor. Üstada bir milyon dolar verin o onu bir milyara, başka bir milyara, başka bir milyara çevirir. 

Bunların hepsi doğal arkadaşlarım. Bu şeylerin doğal yolu. Doğal olmayanlar, sınırlılık, yoksunluk. Doğal duruma geri dönelim, şeylerin daima varolduğu yola. İllüzyondan çıkalım. Sınırlılıktan çıkalım. Zenginlik ve sevincin olduğu yaşama geri dönün. 

Güzelce derin bir nefes alalım. 

Linda sizinle birlikte biraz nefes alacak, birkaç dakikalığına yumuşak nefesler. Ve ben Adamus balık tutmaya döneceğim.  Ben O Benim,  Üstad. 

LİNDA: o yüzden lütfen, Adamus'ın istediği gibi, bir kaç anlığına biraz daha kalalım. Nefes ile birlikte akışta kalın. Enerjinin akışında kalın. Kendiniz için nefes almaya devam edin, derinden, sizi destekleyen yönden, sizin nefesiniz, sizin hayatınız. Her birimiz bol miktarda bütünüyle nefes alıyoruz. Nefes alın ve bütünleşin. Bu hisleri kendiniz ile bütünleştirin. Nefes alın ve kendi bilişiniz ile bütünleşin. Akışta kalın, nefes al, nefes ver. 
Yaşam, yaşamı solumak.her birimizin sahip olduğu üstadlığı içinize çekin. Nefes alın, oraya nasıl gitmek istediğinizi hissedin. Bu bizim seçimimiz. Nefes alın. Nefes alın, hislerle kalın, izin vermeyi içinize çekin, bolluğun enerjisini içinize çekin. Herbirimizin, burada yarattığı bu deneyimi içinize çekin, Adamus ile gerçekleştirdiğimiz bu Bolluk Kliniği'ni. Kalmayı seçiyorsanız, kalmayı seçen her birimiz için kalmak, bunu içimize çekmek, bununla akmak, bununla yaşamak bizim elimizde. 

Not: Seçiminizi arzu ederseniz, Adamus'ın Bolluk Kliniği Merabh'ı ile destekleyebilirsiniz.



Çeviren: Meltem TABAN

Paylaş |                       Arşiv      9370 kez okundu