• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/groups/kirmizicember/
                                       BAĞIŞBAĞIŞ
        
    
Rüyamda uyuduğumu gördüm




“Rüyamda uyuduğumu gördüm akıp giden zamanlarda
Rüyamda uyuduğumu gördüm kahkaha ve gözyaşlarıyla
Rüyamda uyuduğumu gördüm tüm olabileceklerimin ardında
Rüyamda uyuduğumu gördüm o büyük görüşün karşısında
‘Uyan, uyan’ diye duydum içimde
Uyan, uyan ki hayat başlayabilse
Uyan, uyan, uyumak bir yalan
      Uyan, uyan, çünkü Tanrı, o Ben’im işte”



Kendinizi berbat hissedebilirsiniz, ama o çekirdekten/özden vuruyor. Böylece şu anda size soracağım şudur, çekirdekteki nedir? Onun vurduğu çekirdek sorun nedir?.....


Çok korkutucu. Aklını kaybedersen, uykudayken zihnin ötesine geçersen, çok korkutucudur. Bu çok zor bir şeydir. Ve sen – hepiniz – hâlâ uykuda olduğunuzu kabul etmek zorundasınız. Öylesiniz. Zihniniz, aklınız uyanmaya çalışıyor ve bunu yapamaz, çünkü en başından beri sizi uykuya yatıran zihninizdir. Bu (zihin için) imkansız bir görev halini alır......

Bu, bırakmak, salıvermekle ilgilidir, ve – tıpkı şiirin de söylediği gibi – uykunuzda rüya gördüğünüzü anlamakla ilgilidir. Rüya görüyorsunuz – tıpkı bir bilimkurgu filmi gibi! – ne olabileceğinin rüyasını görüyorsunuz. Bir zamanların rüyasını ya da şimdiki zamanın rüyasını görüyorsunuz. Bu gerçek değildir. Sadece gerçek görünüyor......

Bu doğrudan çekirdeğe gidiyor. bazı çekirdek sorunlara indiğinizde ve bir yalanı yaşadığınızı hissettiğinizde, ki az çok yaşadınız… az çok. Planlanmış, kasti bir yalanı değil. Asla bunu düşünerek yola çıkmadınız, ama eğer hâlâ uykudaysanız, o zaman bir yalanı yaşıyorsunuzdur. İşte hepsi bu.....

Ve sonra geçtiğimiz birkaç haftada olan şuydu, gelen o yoğun kaos enerjileri yüzünden – onlar hiçbir dengeye sahip değillerdi, onun için de sizi gerçekten sarstılar – ve siz, burada olmak isteyip istemediğinize baktınız. Burada olmak istiyor muydunuz?.....

İşte şu son birkaç haftadır ortaya çıkan şey budur – gerçekten burada olmak istiyor musunuz? – ve bu, düğmelere basıyor. Herşeyi zorluyor. “Burada olmak istiyor muyum?” Ve bazılarınız bundan söz etmeye bile korkuyor. Bazılarınız bunu kendine bile itiraf etmekten korkuyor. Bazılarınız, bu düşünceler geldiğinde, onları kovuyorsunuz. Gelip de, “Yarın neden uyanayım ki” dediğinde, o düşünceleri kovuyorsunuz. Bu düşüncelere sahip olmamanız gerektiğini düşünüyorsunuz. O düşüncelerekesinlikle sahip olabilirsiniz.....

Bir parçanız bir yalanı yaşadığını hissediyor, çünkü gerçekte olduğunuz kişi değildiniz. O zaman diyorsunuz ki, “Neden burada olayım ki?” Ve sonra da şu şeyleri yapıyorsunuz – umarım diğer alemlerde yaptığımız konuşmaları hatırlıyorsunuzdur, ama herhalde hatırlamıyorsunuz – neden burada kalmanız gerektiğinin sebeplerini sıralamaya başlıyorsunuz.

Yakın o listeyi! Çocuklarınız mı? Hadi canım. Başkaları size ihtiyaç duyduğu için mi, tamamlanmamış birkaç şeyiniz olduğu için mi, öbür tarafa geçmekten sadece korktuğunuz için mi… sevgili dostlar, peki ya  olduğunu düşündüğünüz büyük yalan bu idiyse ve siz öteye geçtiğiniz zaman asıl o,gerçekten büyük bir yalansa? (kahkahalar) İşi  berbat etmiş oldunuz. Peki şimdi ne olacak? Şimdi ne olacak?
Ve bu sürekli oluyor. İlle de size değil belki ama sürekli oluyor. Şimdi ne olacak? Hooop! Hemen aşağıya geri dönüveriyorsunuz, bunu tekrarlamak için.....

Böylece bu enerjinin böyle devasa bir itelemesi oldu. O sizin sorununuza yöneliyor ve çalışmayı yapmayacak, ama onun yaptığı şudur, doğrudan o en hassas, en kırılgan, asılı olduğunuz o incecik sicime gidip, “Burada olmak istiyor musun?” diyor ve bu bir nimettir.
Bu inanılmaz bir nimettir. Bu, yapılanmayı yıkmanın bir parçasıdır, ve aynı zamanda, sizi gerçekten içinizin derinliklerine inip, “Neden burada olmak istiyorsun? Neden? Neden?” demeniz için yüreklendiren bir parçadır.

Sizi hipnozdan çıkarmaktır yaptığı, çünkü siz – genelde insanlar – gün begün tekrar tekrar aynı şeyleri yapıyor, aynı şeyleri oynuyor, aynı rolleri sergileyip duruyorsunuz, ve “Neden burada olmak istiyorsun” diyen, sizi bilercesine zorlayan o duruma geldiğinizde, çok, çok gerçek olmak zamanıdır. O durumda, David ve diğerlerinin size söyleyebileceği gibi, kendinize yalan söyleyemezsiniz. Söyleyemezsiniz......

Tuş olmuşsunuzdur. Bu sizsinizdir ve siz ve sadece siz. Ben orada değilim. Diğerleri orada değil. Olamayız, ve bir anlamda bizim olmamıza izin vermiyorsunuzdur. Ama tuş olmuş ve, “Şu anda neden burada olmak istiyorum?” diyorsunuzdur......

Ellerinizi kaldırmak zorunda değilsiniz, ama kaç kişi bunu hissetti? Eminim, bu yaşamda birçok kez (hissettiniz bunu), ama bu şu anda farklı bir şeydir. Bu, sizden makyo’yu (spiritüel palavraları) söküp atıyor. Artık ne kendinize ne de herhangi başka birine zırvalamayasınız diye söküp atıyor. Gerçek olasınız diye suyunuzu sıkıp çıkartıyor, ve olan işte buydu – ve, bu arada, o bir süre daha olmaya da devam edecek. İyisi mi, onunla şimdi yüzleşin. Çoğunuz bunu yaptı ya da yapmakta......

Gelmekte olan bu enerji, bu kaos, “Burada kalmak istiyor musun, istemiyor musun” demesinin sonucu olarak, büyük bir soru da soruyor. Diyor ki, “Ne yapacaksın?” Büyük bir soru. Ve bu zorlu bir soru, çünkü diyorsunuz ki, “Eh, kalmak istediğimden pek emin değilim, ve of, kalırsam ne yapmak istediğimi bile bilmiyorum.”.....

Ve buradaki sorun şu ki, siz önce… şu yoğun kaos geliyor. Ortada o Büyük Soru var – “Kalmak istiyor musun?” – ve şimdi bir de, “Kalırsam ne yapacağım?” ve o zaman buraya (kafaya) geri dönüyorsunuz. Buraya geri geliyor ve şöyle demeye başlıyorsunuz, “Eh, belki de ben sadece şöyle bir şey yapmak istiyorum….” Zihinsel oluyorsunuz. Bu konuda akılcı oluyorsunuz, ve bu tür bir planlamaya girişiyorsunuz, ve “Eh, bilirsin işte, bir dolu para yapmak istiyorum ve daha genç olmak istiyorum ve herşey…”Bunlar önemsizdir. Bunların hiçbiri önemli değildir.......

Sizin gerçek özünüz parayı umursamaz. Umursamaz, ve umursamamalı da. Sizin – biz buna ruhunuz, tanrısallığınız, gerçeğiniz diyebiliriz – parayı ya da sağlığı ya da özellikle başkalarıyla olan ilişkileri umursamaz. Nasıl göründüğünüz ya da IQ’nuz umurunda değildir, ve gerçekten olmamalıdır da, öyle değil mi?.....

Ruhunuz bolluk sorunlarıyla boğuşsaydı ne olurdu? Bu gerçekten kötü olurdu! İnsanın böyle bir şeyle boğuşması yeterince kötü zaten, ama bir de ruhunuz boğuşsaydı? Özünüz? Tüm bu şeyler özünüzün umurunda değildir. Özünüz kendini sevmeyi umursar. Kendini hatırlamayı. Öz – sizin, ruhunuz diyeceğiniz şey – sadece uyanmanızı istiyor.......

Ruh ile insan arasında böyle garip bir ilişki var. Eğer insan uyumada ısrar ederse, ruh da sanki uykudaymış gibi yapacaktır. Eğer insan kaybolmuş gibi davranmada ısrar ederse, ruh da, tanrısal şefkati yüzünden, kaybolmuş gibi davranacaktır. Bunun nasıl çalıştığını görüyor musunuz? Bir tür yansımadır bu.......

Böylece, muazzam miktarlarda gelen ve size burada olmak isteyip istemediğinizi soran bu enerji şimdi şöyle diyor, “Ne yapmak istiyorsun?” Ve o pratik, uygulanabilir şeylerden söz etmiyor. “Doktor olmak istiyor musun, şifacı olmak istiyor musun?” demiyor. Sorular bunlar değil......

Sorular şunlar, “Yaşamını nasıl deneyimlemek istiyorsun?” Ve, bu arada, siz şu anda yaşamıyorsunuz, gerçekten. Bizim şeyleri tanımlama biçimimize göre yaşamıyorsunuz. Siz uykunuzda rüya görüyorsunuz. Uykunuzda rüya görüyorsunuz. Siz daha yaşamıyorsunuz. Yakında yaşıyacaksınız, ama daha değil......

Böylece bu güçlere bazılarınız direnmeye çalışıyor ve bazılarınız onlara çok kızıyor ve bazılarınız bir dolu makyo şeylerle üzerlerini kaplamaya çalışıyor – (bu yaptığınız) işe yaramıyor, çünkü bir düzeyde çağırdığınız bu enerji o kadar güçlü ki, doğrudan çekirdeğe gidiyor. Ne istiyorsun? Ne istiyorsun?....

Evet, çok zor, ve sizi uykuda tutmaya çalışan çok fazla zorlayıcı güç var; öncelikle kendiniz ve çevrenizdeki herşey – kitle bilinci, çocuklarınız, işleriniz, korkunuz – herşey el edip sizi çağırıyor. Uykuda kalmanız için sizi baştan çıkartıyor, ama sonuçta kalamazsınız. Bu güzel bir noktadır. Sonuçta, kalamazsınız.....

“Neye mâl olacağı umurumda değil.”

Ha, yüz binlerce yıl böyle devam edebilir ve bir kristalin içinde uyuyormuş gibi davranabilirsiniz, ama en sonunda, bir şey gelir, bu durumda bu kaostur. Bu durumda, bir parçanızın daha önce çağırdığı ve şöyle dediği bir enerji söz konusu, “Buraya gel ve gözümü tümüyle, tümüyle aç. Beni sarsarak uyandır. Umurumda bile değil, çünkü ben artık uykuda kalmak istemiyorum. Umurumda değil…” Bunu söylediğinizi hatırlıyor musunuz? “Neye mâl olacağı umurumda bile değil, başa çıkabilirim” dediğinizi hatırlıyor musunuz? (kahkahalar) Evet ya. “Neye mâl olacağı umurumda değil.” ...

Böylece bu çekirdeğe gidiyor, ve bu bir ders değildir. Şu anda bu bir ders değildir. Bir kurban olduğunuz için değildir, yanlış bir şey yaptığınız için değildir, kötü seçimler yaptığınız için değildir – siz onu istediğiniz içindir, ve o burada. Kürekler dolusu – hah! (kahkahalar)

Pekâla, devam edelim.

Böylece bu enerji, “Burada olmak istiyor musun?” diyor. Siz ve sadece siz buna yanıt verebilirsiniz, ve yanıt yalan olamaz, çünkü yalan söylemeye kalkarsanız, bu enerji doğruca çekirdeğin daha da derinlerine inecektir. Bunun – meydana gelmekte olan bu hareketin – arkasında ruhunuzun ve sizin olduğu da söylenebilir, çünkü yola devam etmek zamanıdır. Uyanmak zamanıdır.......

Yani bu enerji, siz yanıt verene kadar burada kalacak da diyebilirsiniz. Artık bir ayağınız içerde bir ayağınız dışarda olamayacak. Ya buradasınızdır ya da yoksunuzdur. Yok olmak o kadar kötü bir şey değildir. Biz size güzel bir oda, (kahkahalar) günde üç öğün yemek ve hizmetkârlar vaat ederiz.

Şaka şaka! (kahkahalar)

Kesinlikle. Hatta az çok depresif olduğunuzda ve dışardaki herşey çıldırmış gibi göründüğünde, ve burada ne yapmanız gerektiğini merak ettiğinizde bile.....

 Evet. İstediğin şeyi yapabilirsin. İstediğin şeyi. İstediğiniz şeyi.

Böylece bu enerji size soruyor, “Burada kalmak istiyor musun?” Şimdi, o sormayı sürdürecektir. Bundan kaçınamazsınız. Bunu erteleyemezsiniz. Size sormayı sürdürecektir, “Burada olmak istiyor musun?” ve siz gerçek olmak zorundasınız.

Peki sonra ne yaparsınız. Ne yaparsınız? Eh, işin bu kısmından bugün biraz daha fazla söz etmek istiyorum. Ne yaparsınız? Çünkü, herşeyden önce, şu anda içinde bulunduğunuz bilinçle, kullandığınız zihinle, ne yapacağınızı hayal etmeniz bile mümkün değil. Hayal bile edemezsiniz.

Muazzam miktarlarda kaos gelmekte, ve onun sizin için kaos olması gerekmiyor. Dünya şu anda şizofrenik bir kaosa giriyor. Ahh – keşke onu bizim gördüğümüz gibi görebilseydiniz, keşke yaptığımız ölçümleri görebilseydiniz, dünya delicesine dönüyor ve daha da delirerek dönecek, ve bu sizinle ilgili değil. Sizinle ilgili değil. O başlıkları okuduğunuz zaman, bazılarınız o korkunç korkuya kapılıyor – “Dünya parçalanıyor” – eee, evet!(kahkahalar) Gerçekten mi? Cauldre ne diyor – “apaçık olanın üstadı” – peki, şimdi, bir sonraki adıma geçelim. Evet, dünya çözülüyor.

O kendi kaosundan geçiyor, ve kendi uyanışından geçiyor, tıpkı sizin kendi uyanışınızdan geçmeniz gibi. Ama söylemem gerekir ki – neydi sizin deyiminiz – şeyler zıvanadan çıktı bir kere. Ya uyanırsınız, ya da, eh… onu ben söylemedim, ama ya uyanırsınız ya da başka bir alemde varolmaya başlarsınız. Ya uyanırsınız, ya da bu fiziksel bedeniniz ve zihniniz, onlar buralarda olmak istemeyeceklerdir. Ne için buralarda olmak? Daha fazla ıstırap için mi? Daha fazla aldanmak için mi? Daha fazla oyun için mi? Ya uyanırsınız ya da yola devam edersiniz.

Böylece, sevgili Şambra, kaosu nefesle içimize alalım. O burada, çünkü onu siz çağırdınız, Kay. O burada, çünkü size hizmet ediyor, tüm enerjilerin hizmet ettiği gibi.

O kendi kaosundan geçiyor, ve kendi uyanışından geçiyor, tıpkı sizin kendi uyanışınızdan geçmeniz gibi. Ama söylemem gerekir ki – neydi sizin deyiminiz – şeyler zıvanadan çıktı bir kere. Ya uyanırsınız, ya da, eh… onu ben söylemedim, ama ya uyanırsınız ya da başka bir alemde varolmaya başlarsınız. Ya uyanırsınız, ya da bu fiziksel bedeniniz ve zihniniz, onlar buralarda olmak istemeyeceklerdir. Ne için buralarda olmak? Daha fazla ıstırap için mi? Daha fazla aldanmak için mi? Daha fazla oyun için mi? Ya uyanırsınız ya da yola devam edersiniz.

Böylece, sevgili Şambra, kaosu nefesle içimize alalım. O burada, çünkü onu siz çağırdınız. O burada, çünkü size hizmet ediyor, tüm enerjilerin hizmet ettiği gibi.


Bu yazı; (BİR SONRAKİ) Dizisi, ŞAUD 2: “Rüyamda Uyuduğumu Gördüm” den alınmıştır.






Paylaş |                       Arşiv      1236 kez okundu