• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/groups/kirmizicember/
                                       BAĞIŞBAĞIŞ
        
    
Uyanmakta Olan İnsanlara Bir Mektup

“Ve öyledir, sevgili dostlar, biz çağrınızı duyduk. Dualarınızı duyduk, acılarınızı hissettik, ve şaşkınlığınızı biliyoruz. Bu nedenle size bu mesajı veriyoruz. Bu mesaj, rüzgarla yolunu size buldu. İşlemleriniz vasıtasıyla – buna İnternet diyebilirsiniz – size bunu veren bir arkadaşınız vasıtasıyla, ya da belki tesadüf gibi görünen bir vasıtayla size yolunu buldu, ama biz sizin çağrınızı ve dualarınızı duyduk. Biz, yanıt vermeye geldik.

 

Ben, Kırmızı Meclisten Tobias’ım. Kırmızı Meclis, gerek Dünya’da gerekse diğer alemlerde bilinç öğretmenleri olan varlıklarla çalışan meleksel bir düzendir. Ben bugün, sizi desteklemek ve sevmek için sevgi ve şefkat alanından gelen meleksel varlıklarla birleşiyorum.

 

Biz ayrıca bu mesajı bir grup insan melekle birlikte veriyoruz. Onlar şu anda insan biçimi içinde Dünya’da bulunuyorlar, ama onlar gerçekten de melektirler. Binlerce yıldır bilinci ve Ruh’u ve Tanrı’yı araştırdılar. Ve şu anda fiziksel olarak Dünya’da bedenlenmiş haldeler. Onlar, yanıbaşınızdaki komşunuz olabilirler, aile üyeleriniz ya da arkadaşlarınız olabilirler, hatta belki de hiç bilmediğiniz insanlar olabilirler. Ama şu anda Dünyadalar ve yeni bir öğretmen ve rehber türü olarak hizmet veriyorlar. Onlar yeni bilincin ve Yeni Enerjinin ve tüm şu Ruh, Tanrı anlamına gelen ve şu an Dünyadaki benlikle birleştirilmiş olan “Ben Ben’im” anlayışını/kavramını araştırdılar.

 

Biz meleklerin, Ruh’un ve Dünyada bulunan ve adına Şambra denen bu grubun enerjilerini birleştirerek, çağrınıza yanıt olarak bu mesajı veriyoruz.

 

Siz şu anda bir uyanış sürecinden geçiyorsunuz ve bu nedenle bu mektubu aldınız. Uyanış süreci zorlayıcı olabilir, aldatıcı olabilir, ve aynı zamanda güzel de olabilir.

 

Daha önceleri hiç sorgulamadığınız şeyleri sorgulamaya başladığınızda, otorite gibi, yapısallık gibi; neden burada, Dünya’dayım diye, hayatın anlamı nedir diye, şu anda yapmam gereken nedir diye sorgulamaya başladığınızda, ruhsal bir uyanış sürecinden geçtiğinizi bilirsiniz.

 

Geçmişteki sorun çözme yollarınız artık iş görmüyormuş gibi göründüğünde, bir uyanış sürecinden geçtiğinizi bilirsiniz. Daha fazlası olduğunu bilip de sanki buna parmağınızı basamadığınızda, tüm o uyanış sürecinden geçtiğinizi bilirsiniz. Daha muhteşem bir yol olduğunu bilirsiniz ama, onun ne olduğunu bilmezsiniz. Yepyeni bir yaşama ve anlayış düzeyine geçmeye hazır olduğunuzu bilirsiniz ama, oraya nasıl gideceğinizi bilmezsiniz.

 

Kendi içinize döndüğünüzü hissettiğinizde, fazla dışsal aktivite istememeye başladığınızı hissettiğinizde, geçmişteki uyarımlara ya da dramlara gerek duymadığınızda, bir uyanış sürecinden geçtiğinizi bilirsiniz.

 

Sessiz anlarınızda, belki gecenin geç saatlerinde, olup olmadığını bile bilmediğiniz, en azından eski anlamda, bir Tanrı’ya seslendiğinizde, uyanış sürecine girdiğinizi bilirsiniz. Bir yerlerdeki ulu varlıklara ya da ulu güçlere seslenirsiniz. Ve tümüyle kalbinizden, varlığınızın en gerçek yerinden gelen bir mesaj yollarsınız – “Sevgili Ruh, sevgili Tanrı, ben hazırım.” Varlığınızın gerçeğinden dersiniz ki, “Sevgili Ruh, sevgili Ebedi Olan, her şeyi yapmaya razıyım, ama yapmam gereken nedir, bilmiyorum.”

 

Tüm o eski inançlar artık pek de gerçek görünmediğinde, ve size çok yakın olan şeyler, sevdiğiniz şeyler, artık geçmişin bir anısı, geçmişte kalmış yollar, tarzlar gibi göründüğünde, bir uyanış sürecinden geçtiğinizi bilirsiniz. İnsan benliğinin hayalleri ve hedefleri ve arzuları artık önem taşımadığında, ama neyin önemli olduğunu da bilmediğinizde, bir uyanış sürecinden geçtiğinizi bilirsiniz.

 

Eğer bunu dinliyorsanız ya da okuyorsanız ya da bu mesaj bir şekilde size gelmişse, biz, yalnız olmadığınızı söylemek için burada bulunuyoruz. Bizim taraftan meleksel varlıklar şu anda sizinle birlikteler – gelecekteki bir zamanda değil, çok iyi hatırlamadığınız geçmiş bir zamanda değil – şu anda. Ve basit bir nefes, kendi basit nefesiniz, bizim size yakın olmamızın, sizi sevmemizin, size kendi meleksel aslınızı anımsatmamızın, size muazzam bir şefkat ve sevgi beslediğimizi bildirmemizin kapılarını açar. Yalnız değilsiniz.

 

Hemen şu anda alacağınız o basit nefes, şu an Dünya’da bulunan ve çok benzer bir süreçten geçmiş ya da geçmekte olan – Ruhu uyanan – binlerce ve onbinlerce insanın sevgisinin ve şefkatinin (size) akmasına izin verir. Size yakın olan sevdiğiniz o şeyleri kaybetmenin nasıl olduğunu onlar bilir. İnanç sistemlerinin her düzeyde zorlanmasının nasıl olduğunu bilirler. Madde dünyasının bir zamanlar önemli olan şeylerinin yok olmaya başlamasının nasıl bir his olduğunu bilirler. Bir ilişkiyi kaybetmenin ya da en azından kaybettiğiniz yanılsamasının neye benzediğini bilirler, (ama bu) kendi benlikleriyle ilişki kurabilmeleri içindir, ve şimdi de siz kendi benliklerinizle ilişki kurabilin diyedir. O basit nefesle, kendinizi açabilir ve artık yalnız olmamanıza izin verebilirsiniz.

 

Zor ve meydan okuyan zamanlardan geçtiğinizi biliyoruz, ve yaşadıklarınızın büyük bir kısmının çok duygusal ve zaman zaman da çok dramatik olduğunu biliyoruz. Bunu zihninizle/aklınızla anlamaya çalıştığınızı biliyoruz. Sistemler ve yapılar ve yöntemler kullandınız, ama yine de yanıtları bulamadınız. Bunu analiz etmeye çalıştınız, ama bu, analiz edilemeyen bir şeydir. Bu yalnızca hissedilebilir ve deneyimlenebilir.

 

Çoğunuz gidip yardım aldınız, danıştınız – ister profesyonel danışmanlık olsun, ister arkadaşlarınız – ve onların söylediği yöntemlerin ve sözlerin, kendinizi bilmek ve benliğinizdeki Ruhu bilmek için içinizde duyduğunuz o derin özlemi gerçekte doyurmadığını biliyorsunuz, kalbinizde biliyorsunuz.

 

Bazen, öylece yok olmak istediğiniz zamanlar olduğunu biliyoruz. Öylece gözden kaybolmak istiyorsunuz. Hatta bu ölümle de ilgili değil, sadece varolmaktan vazgeçmekle ilgili. İnsan için, zihin/akıl için, at gözlükleri takmış ve gerçekte kim olduğunu görmeyen yanınız için, zorluklar, dönüşüm, değişim, bunaltıcı olabilir. Bunaltıcı olduğu kadar öyle bir baskıya da neden olabilir ki, varolmaktan vazgeçmeyi seçersiniz.

 

Ama şu an sizinle olan melekler ve yanıbaşınızda duran insan melekler, yolculuğunuzu anlıyorlar. Onların bugün size bazı mesajları var, ilk ve en önemli mesaj, yalnız olmadığınızdır. İkincisi, içinden geçtiğiniz işlemin/sürecin aslında çok normal olduğudur. Size kafa karıştırıcı gelebilir ve kendinizi kaybolmuş hissedebilirsiniz, ama gerçekleştirdiğiniz şey çok normaldir. Siz, o eski insan fasetasının/yüzünün ve olduğunuzu sandığınız kişi yanılsamasının, gözden kaybolup yok olmasına izin veriyorsunuz. Ve o yok olurken, en derin ve en sevecen düzeyinizde, sizin de Tanrı olduğunuzu, sizin de Ruh olduğunuzu, tanrısal olduğunuzu, o eski insan kimliğinin sizi artık kısıtlamadığını bilmeye başlıyorsunuz; ebedi olduğunuzu, muhteşem olduğunuzu ve kendi gerçekliğinizi, hatta şu anda Dünya’da nasıl yaşayacağınızı seçebileceğinizi anlamaya başlıyorsunuz.

 

Çevrenizde toplanan bizler, sizinle, tüm yanıtların içinizde olduğunu paylaşıyoruz. Yanıtlar bazı gurularda bulunmaz. Bazı meleksel varlıklarda bulunmaz, yanıtlar içinizdedir. Şimdiye kadar yaptığınız gibi bu dualite halinde yaşamak, aydınlık ve karanlık, iyi ve kötü, eril ve dişil kavramlarıyla yaşamak, yanıtların başka bir yerde olduğunu söyleyen inanç sistemini kabul etmenize neden oldu. Oysa onlar gerçekten içinizdedir. Yanıtlar, içinizdeki en gerçek ve en değerli yerden gelirler, ve o sessiz anlarda, nefes aldığınız anlarda, kendinize kabul verdiğiniz anlarda keşfedilebilirler.

 

Sizinle şunu paylaşıyoruz; bir hedef yok, bir amaç yok, uzak bir yerlerdeki bir cennette olup da sizi bir labirentten geçiren ya da bir engelli koşuya sokan bir Tanrı yok. Ama gerçek şu ki, yaşamınızdaki herşey sizin yaratınızla ilgilidir, sizin güzelliği keşfetmenizle, gerçekliğin derinliklerini keşfetmenizle ilgilidir. Şu an hayatınızda deneyimlediğiniz herşey, sizin seçiminizdir. Bunu size yaptıran dışsal güçler ya da varlıklar yoktur. Hiç kimse yaşamınızın yazgısını belirlemiyor ya da zorla kabul ettirmiyor. Herşeyin sizin seçiminiz olduğunu keşfedeceksiniz.

 

Belki çok derin ya da sizden uzak bir yanınız, şimdiye kadar bildiğiniz şekliyle bu yaşamı deneyimlemek istedi, ama bunu sizin yarattığınızı anlayın. Ve bunu anladığınız zaman ve kendinizi sahiplendiğiniz zaman, yolculuğunuzun güzelliğini de anlamaya başlayacaksınız. Aslında hiç kaybolmadığınızı anlayacaksınız. Sadece bir deneyimin derinliklerine dalmış, zaman zaman ıstıraplı da olsa (bu deneyimin sunduğu) zenginliklerle dolmuştunuz, ve bunlar ruhunuza yeni bir derinlik ve anlam kazandırmıştır.

 

Böylece bugün ve gerçek benliğinize uyandığınız şu an, o eski insan benliğinize güle güle demek zamanıdır. Siz ona tutunmaya ve onu tamir etmeye ve onu yeniden diriltmeye çalıştınız, ve şimdi, sizi sürekli dönüp duran o eski atlı karıncada tutan eski anlayışın, ‘yaşamların ilerlemesi-gelişmesi’ anlayışının o insan kimliğine, sınırlı inançlarına, o eski karma yollarına güle güle demek zamanıdır. Buna güle güle demek zamanıdır.

 

Bir yanınız buna üzülecektir. Bu, bilincin ölümüdür, fiziksel bedenin değil, bilincin ölümüdür. Ama eski benliğinize güle güle dediğinizde, sıkışıp kalmış ya da yaralı enerjileri, artık size hizmet etmeyen ve çok, birçok yaşamdır da hizmet etmemiş olan enerjileri salıverirsiniz.

 

Eski insan benliğinize güle güle dediğinizde, yeni bir özgürlük keşfedersiniz. Bu sanki artık gerek duyulmayan bir kostümü ya da zırhı çıkarmaya benzer. Eski insan veçhesini salıverdiğinizde, güle güle dediğinizde, daha muhteşem olan benliğinizin, tanrısal benliğinizin, sizi sabırla bekleyen, bu güzel oyunu ya da deneyimi oynamayı bitirmenizi sabırla bekleyen, ve bir seçim yapıp gerçek sizi, tanrısal sizi bu gerçekliğe şimdi davet etmenizi bekleyen meleksel benliğinizin gelmesine izin veren bir alan yaratırsınız.

 

İnsan benliğinize güle güle dediğinizde, korku, ölüm ve kontrolü kaybetmek gibi sorunlar ortaya çıkar. Ama sevgili dostlar, bunların tümü yanılsamadır. Olduğunuzu sandığınız kişiyi salıverdiğinizde, gerçekte olduğunuz herşeye yer açarsınız. Şu anda şöyle bir hisse sahipsiniz; bırakacak olursanız, asla geri gelmemek üzere, asla bulunmamak üzere sonsuz ve karanlık bir uçuruma yuvarlanacak, hatta boyutlarda ve evrenlerde kaybolup gideceksiniz. Ama şu anda sizinle olan bu melek grubu, sizinle olan insan grubu, hepsi bu deneyimden geçti, ve olduğunuzu sandığınız kimliği bıraktığınızda, en mahrem, en güzel düzeyden kendinize güvendiğinizde, gerçekte kim olduğunuzu keşfedeceğinizi hepsi biliyor.

 

Bu elbette sizin seçiminizdir. Size kalmış bir şeydir. Ama bize çağrıda bulundunuz, dua ettiniz, yanıtlar istediniz, ve biz de bu nedenle bugün çıkageldik.

 

Gerçek benliğinize uyanırken, bildiğiniz Dünya’ya da güle güle dersiniz. Birçokları Dünya’ya “Gaia” diyor, toprak, su, gök diyor. Oysa Gaia aslında Dünya’ya hizmet eden, Dünya’yı, onun tüm unsurlarını, tüm hayvanlarını ve tüm ormanlarını, Yerkürenin başlangıcından bu yana besleyen bir ruhtur. Kendi benliğinize uyanırken ve Gaia’yı salıverirken ya da ona güle güle derken, bu gezegenle ilgilenme sorumluluğunu başka bir ruhun alması gerekmediğini anlarsınız. Onun parçası olmak sizin sorumluluğunuzdur.

 

İçtiğiniz suyun, üzerinde yürüdüğünüz toprakların, gözlerinizle gördüğünüz gökyüzünün, tüm bitki aleminin ve hayvan aleminin sorumluluğunu siz ve tüm diğer insanlar alabilsin diye Gaia’nın ruhu yavaş yavaş gidiyor. Yaptıkları için Gaia’ya teşekkür etmek, ona elveda demek, ve şimdi bu gezegenin sorumluluğunu kendiniz üstlenmek, ne kutsanmış ve güzel bir deneyimdir.

 

İçinden geçtiğiniz uyanış sürecinde, bildiğiniz insan bilincine de güle güle demek zamanıdır. Artık asla aynı kişi olmayacaksınız. Dünya, yakın geçmişte yeni bir döneme ve yeni bir aleme geçti. Biz buna yeni bilinç ya da Yeni Enerji diyoruz. Bu yeni bilinçte herşey değişiyor. Dünya, insan bilinci ve insanlar şu anda tekamül ediyor. Dışarda gördüğünüz değişim kargaşa gibi görünebilir. Herşey çözülüyormuş gibi, çöküyormuş gibi görünebilir. Önemi olan ürünlerde, mallarda kıtlık varmış gibi görünebilir. Sanki herşey sürekli sınırlarda geziniyormuş gibi görünebilir.

 

Bunu da bırakmak zamanıdır, çünkü insanlık muazzam bir dönüşüm sürecinden geçiyor. Önemli değişimlerden geçiyor, ve yakıt ve petrol kıtlığı gibi görünen, aslında daha çok, teknolojideki yeni gelişmelerle ve yeni enerji kaynaklarıyla ilgilidir. Eski fosil yakıtı kullanmak yerine, yeni yakıtların keşfiyle ilgilidir. Gıda kıtlığı olarak görünen, aslında biyolojiyle yeni bir biçimde nasıl ilgilenileceği, onun yeni bir biçimde nasıl beslenileceği, ürünlerin yeni, verimli ve doğal yoldan nasıl yetiştirileceğiyle ilgilidir.

 

Hükümetlerdeki değişimler, politikalardaki değişimler, hepsi bu sürecin bir parçasıdır. Şimdi korkuya kapılıp dünyaya ne olacak diye kaygılanmak kolaydır, ama bu melek grubu ve bu insan grubu, bunun yalnızca evrimleşmek olduğunu biliyorlar. Değişimin bir keşmekeş gibi görünebileceğini biliyorlar, ama evrimin ve genişlemenin doğal yasası şu anda iş başındadır, ve siz de ona katılmaktasınız.

 

Bildiğiniz dünyaya güle güle demek zamanıdır, hatta finans, bolluk ve zenginlik anlamında da. Çünkü, ah, Dünya üzerindeki zenginlik, güç, para, fazla uzun bir süredir yalnızca birkaç yere odaklanmış, ve sadece birkaç kişinin elinde ya da birkaç ülkenin tekelinde olmuştu. Ve yeni bilinçte, bu dengesizlik artık iş görmeyecektir. Böylece zenginlik, hatta güç diyeceğiniz şeyin dengesi yeniden düzenlenecektir. Bu, herhangi bir insana daha azı düşecek demek değildir, bu sadece, geride kalmış olanlar şimdi (ilerdekilere) yetişecek demektir.

 

Dünya parçalanmıyor, dünya tekamül ediyor. Dünya yeni düzenlemelere, yeni-dağıtımlara gidiyor. Dünya daha dengeli ve daha adil bir hale geliyor.

 

Uyanış sürecinde şeyler karanlık gibi görünebilir. Hatta kötü, felaket gibi görünebilir. Çok kafa karıştırıcı görünebilir, ama biz, bunun yalnızca evrimleşme olduğunu size söylemek için buradayız. Dünya devam edecek. Yeni Enerji gelecek. Bilimle ve matematikle ilgili yeni anlayışlar, teknolojiyle ve eğitimle ilgili yeni anlayışlar, bunların hepsi şu anda gelmekte.

 

Uyanış sürecinde yalnızlık hissedilebilir, çünkü bu, başkaları size söylemeden, başkalarının inanç sistemleri sizin yaşamınızı biçimlendirmeden ve yaratmadan kim olduğunuzu yeniden keşfetmenizle ilgilidir. Yaşamınızın çok karanlık ve yalnızlık içeren ve bazen de çok kederli bir bölümünden geçtiğinizi, kendinizi çok kaybolmuş ve kafası karışık, sanki kimse dinlemiyormuş gibi hissettiğinizi biliyoruz. Ama bu meleksel varlıklar ve insanlar size bizim duyduğumuzu bildirmek istiyorlar. Biz kim olduğunuzu biliyoruz. Nelerden geçtiğinizi biliyoruz. Ve asla yalnız olmadığınızı bilmenizi istiyoruz.

 

Uyanış süreciniz açılmaya devam edecektir, ve bu sürdükçe, siz de onun içerdiği güzellikleri göreceksiniz. Tanrısal bir varlık olarak sizin bunu aslında kendiniz için planladığınızı göreceksiniz. Korkunun gittiğini göreceksiniz. Dualitenin yanılsamaları gidiyor, ve yerini, birliğin bilinmesi alıyor.

 

Bugün size meleklerden, insanlardan, ve uyanış sürecinden geçen tüm varlıklardan bu mesajı getiriyoruz; yalnız değilsiniz.

 

Ve öyledir.”

Geoffrey Hoppe aracılığıyla TOBİAS

Fevziye'nin çevirisiyle www.kirmizicember.org sitesinde yayınlanmıştır.

Paylaş |                       Arşiv      9638 kez okundu