• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/groups/kirmizicember/
                                       BAĞIŞBAĞIŞ
        
    
ŞAMİYAH - Simya Bilimi

Spirit Quest Radio’da  sunulmuştur
 www.spiritquestradio.com
12.Ağustos.2010
Kanallığı yapan  Linda Hoppe’nin yardımlarıyla  Geoffrey Hoppe
Sunan: Jaentra Green Gardener

ADAMUS: Ben Benim ve bundan gurur duyuyorum. Ben, Adamus Saint-Germain, bu güzel sabahta, akşamda, öğleden sonrada – nerede yaşadığınıza ve ne yaptığınıza bağlı olarak – hizmetinizdeyim. Nefes alma bölümü için Linda’ya teşekkür ediyorum. Bu gece, bu bölümde bize katılan sizlere de teşekkür ediyorum. Sizler için bazı aktiviteler planladık. Tabii ki sadece konuşuyor olmayacağız; birlikte bir deneyimden de geçeceğiz.

Hazır başlamışken, Jaentra’ya, Mark, Clyde, Deborah, Linda ve bu gece burada toplanan hepinize teşekkür ediyorum. Bize katılan semavi varlıklar da var, bir kısmı Kırmızı Meclis’ten, bir kısmı Başmelekler Düzeninden, bir kısmı da sizin gelmekte olduğunuz ruhsal ailelerden. Sıradaki bölümlere, Yeni Enerji’ye geçerken, sözlerin ötesine giderek pratik bazı uygulamalara başlarken enerjilerimizi bir araya getirelim.

Birlikte derin bir nefes alalım, çünkü bu gece bu enerjileri, hepimizin bütün enerjilerini dengelemek istiyorum. Biraz farklı hissedebilirsiniz, en azından bazılarınız. Enerji bazılarınıza biraz fazla geleceğinden uykunuz gelecek, uyuklayacaksınız; hala enerjiyi alacaksınız ama kelimeleri kaçırdığınızı düşüneceksiniz. Bunda bir sorun yok, ama şu anda daha önceki bazı toplantılarımızda yaşadığımız teknolojik, internet ya da telefon hatlarıyla ilgili o sorunları yeniden yaşamak istemiyoruz. Nasıl olduğunu bilirsiniz – bu dünya için, yaşam için, insanlık için ama hepsinden önemlisi kendileri için derin bir tutku, bağlılık ve sevgi hisseden, dünyanın her yanından bu kadar çok insan bir araya toplandığında – eh, bu bazı elektronik aletleri bozabiliyor. Devreler aşırı yükleniyor. Ama şimdi hep birlikte derin bir nefes alalım, nerede olursanız ya da ne yapıyor olursanız olun, duralım ve o bilinçli nefesi alalım. Ve o nefesi varlığınızın merkezine getirelim.

Şu anda çoğunuz bir anlamda zihninizdesiniz. Fazla düşünüyorsunuz. Zihniniz dört nala koşturuyor. Hatta ben konuşurken bile, kimileriniz hayatınızdaki sorunların bir kısmını düşünüyor ve benim bu gece onlardan bahsedeceğimi umut ediyor. Bu gece bir çeşit içgörü ya da şifa bulacağınızı umuyorsunuz, ki bu mümkün. Ama, görüyorsunuz, zihin kendi dertleriyle bu kadar meşgulken, aynı zamanda, derinlerinizde başka birşey de tam da şu anda açılıyor. Buna sadece “sen” diyelim, Benlik, olduğunuz ruh… Açılıyor. Yani şu anda çok yüksek bilince ait muazzam bir enerji vuku buluyor. Lütfen internet bağlantılarını bozmayalım. Bu gece herşeyi istikrarlı tutalım.


Simya

Bu gece, öğleden sonra, sabah, olduğunuz yerde her ne ise, sizinle simya hakkında konuşmak istiyorum. Bu toplantılara devam ettikçe, bu konudan çok daha fazla bahsediyor olacağım, ama şimdilik sadece ufak bir bölümünden konuşalım.

Pek çoğunuzun geçmişte bu konu hakkında çalışmaları olduğunu biliyorum – geçmiş yaşamlarda, bir kısmı da bu yaşamda. Simyanın ne olduğuna dair pek çok farklı görüş var. Aranızdan pek çoğunuz hâlâ kurşunu altına, taşı elmasa dönüştürme fikriyle büyüleniyorsunuz. Hâlâ sizin özel ihtiyaçlarınız için, artık ne olursa, hava koşullarını değiştirmeye çalışıyorsunuz, ve tabii ki sınırlı bir başarıya da ulaşıyorsunuz, ama bundan daha fazla hüsran yaşıyorsunuz.
Simyanın özüne ya da köküne bakalım. Simya basitçe enerjinin dönüştürülmesidir, değiştirilmesi, yeniden düzenlenmesi ya da yeniden tezahür ettirilmesidir. Eğer geçmişte benim konuşmalarımdan herhangi birini dinlediyseniz, bileceğiniz gibi, siz enerji değilsiniz; siz bilinçsiniz. Bilinç kendine ait hiçbir enerjiye sahip değildir, ama bu devasa kozmik enerji havuzunda son derece nötr bir halde oturmakta olan enerjiyi uyandırır, çağırır. O orada nötr bir şekilde oturmaktadır, o kadar nötr bir haldedir ki bilimadamları, matematikçiler ya da uzaylılar için bile onu görmek çok zordur ama o oradadır.

Bilinciniz ateşlendiğinde ya da esinlendiğinde, bilinciniz bir şeyi keşfetmek ya da öğrenmek istediğinde, içinizde uygun enerjileri kendine çeken bir dinamik yaratırsınız. Sonra da bu enerjileri alır ve onlarla oynarsınız. Onlarla birlikte tezahür ettirirsiniz. Bu enerjilerin bir yerde sürekli halde hapsedilmeleri, tanımlanmaları ve sonsuza dek bu tanım içinde tutulmaları asla niyet edilmemiştir. Bu geçici bir haldir.
Şu anda üzerinde oturmakta olduğunuz mobilya geçici bir haldedir. Yani, öyleyse, simya hakikaten de, enerjiyi seçtiğiniz herhangi bir biçime dönüştürebilen
bilincinizdeki içsel bir beceridir. Tabii ki burada Dünya üzerindeki bu çok, çok uzun zaman içerisinde neredeyse durma noktasına geldi. Çok ama çok yavaşladı. Bu yüzden de şu anda hayatınızdaki enerjilerin değişimi acı verici bir hızdaymış gibi görünüyor. Bir başka deyişle değişim çok hızlı gerçekleşmiyor.

Hayatınızda olduğunu algıladığınız değişiklikler çoğunlukla zihinden geliyorlar, gerçek içsel bilinçten değil. Ayrıca bir de, (onların) neden orada olduğunu anlamadan etrafınızdaki herşeyi değiştirmeye dair şu arzu da var. Kısaca, simyacılık yapma, enerjiyi değiştirme becerisinin kaybolduğunu söyleyebilirsiniz. Bu yüzden de hüsrana uğruyor ve “Bu konuda yapabileceğim hiçbir şey yok” diyorsunuz. Geri çekiliyorsunuz. Hepimizin bunu geri getirmesini istiyorum. İnsanların gerçekten de çok, çok büyük bir kolaylıkla simyacılık yapabileceklerini, enerjiyi dönüştürebileceklerini anlamalarının zamanı geldi.


Simyanın Kökenleri


“Simya” kelimesi, Dünya bile yaratılmadan öncesinden kalma antik bir kelimeden, bir tondan türemiştir. İnsanlar Dünya üzerinde simyacılık yapmaya başladıklarında, bu tonun titreşimini aldılar ve ona benzeyen bir kelime oluşturdular, Şamîyah (İng.:Chemia). Şamîyah. Eğer bu “şamîyah” kelimesini bir ton olarak hayalinizde canlandırabilirseniz – Cauldre’nin ağzından çıkan o sert kelime gibi değil, ama bir ton olarak – gerçek simya hakkında sahip olduğunuz orijinal bilgelik ve bilginin bir kısmıyla yeniden bağlantı kurmaya başlayabilirsiniz.


Şamîyah... Şamîyah, bu kelimeyi seviyorum. Şamîyah ayrıca “Mısır (Egypt)” anlamına da gelir. Bu muhteşem ülkenin asıl adıydı. Ve orijinal niyet simya ya da dönüştürmeydi, ve eğer neden Mısır için bu kelimenin kullanıldığının kökenlerine bakarsanız, altında kayıp Atlantis kültüründen geri gelmekte olan enerjilerin dönüştürülmesi niyetinin yattığını görürsünüz.


Atlantis’in geri gelmekte olduğuna dair bir anlayış vardı – Dünya yüzeyinin altında yaşamaya gidenler gerçekten de geri geliyorlardı – ve onlarla birlikte yaraların çoğu da yüzeye çıkıyordu ama ayrıca Atlantis zamanlarının hazlarının çoğu da. Bu yüzden bunları yeni ve daha yüksek bir titreşime dönüştürmek için son derece odaklanmış bir niyet vardı. Eski Atlantis enerjileri – o zaman için – yeni bir dünyaya getirilmişti. Ve tabii, aynı zamanda Mısır demek olan, aynı zamanda simya demek olan bu şamîyah terimi de... Bu anlattıklarım sadece sizi tüm bunların nereden geldiğine dair bilgilendirmek içindir.


Mısırlılar, 7, 8, 9 bin yıl önce, gerçekten de simya sanatını geri getirdiler. Ama bu düşük (değersiz) metalleri altına çevirmekle ilgili değildi. Altın simya sürecinin önemli bir parçasıydı, hâlâ da öyledir, ama simyayı gerçekleştiren altın değildir, ya da sadece nesneleri altına dönüştürmek için uğraşmamalısınız. Bu konuda genel bir yanlış algılama var. Altın, simya süreci sırasında enerjileri çok güzel bir biçimde dengeler. Simya ile ilgili tüm literatürde ve – sizin deyiminizle şehir efsanelerinde – bütün o söylenenler insanları meselenin kurşunu altına dönüştürmek olduğuna inanmaya itiyor. Ama hepsi bu değildir. Altın simya sürecinin önemli bir parçasıydı çünkü bu süreçte etrafta uçuşan ve kimi zaman fazlasıyla düzensiz olan enerjileri istikrarlı hale getirmeye yardım eder.


Peki o zaman simya nedir? Simya neydi? Aslında oldukça basit. Temel insan enerjilerini ve bilincini alıp onları dönüştürmek ya da daha yüksek frekanslı enerjileri getirmelerine izin verme sürecidir. Yüksek frekanslı enerjiler sizin etrafınızdalar. Yüksek frekanslı enerjiler evrende, kozmozdalar. Her yerdeler, ama onları Dünya üzerinde realize ettirmek ya da tezahür ettirmek gerçekten de çok zordur. Çünkü, Dünya, inanılmaz bir yoğunluğa, muazzam bir çekime sahip olduğu gibi bir çeşit enerjetik yoğunluğa da sahiptir.


Kısaca Mısırlılar – Dünya’nın altından tekrar yeryüzüne çıkan bir zamanların Atlantislileri – simya üzerinde çalıştılar. Ve simya, sizin düşük titreşimli insan enerjisi diye nitelendirebileceğiniz enerjileri daha yüksek titreşimli ruh enerjilerine daimi olarak dönüştürmek, ya da en azından bu yüksek frekanslı enerjilerin Dünyaya gelmelerine izin verecek bir portal (kapı) ya da yol oluşturabilecekleri bir ara bölge yaratmak becerisiydi.


Sınırlı bir başarı elde ettiler. Piramitler bu simya sürecini kolaylaştıracak tapınaklar ya da kapılardı ve gerçekten de oldukça iyi iş gördüler. Piramitlerin içinde bazı olağanüstü şeyler gerçekleştirildi. Ama ne yazık ki, bir kez piramitin dışına çıktığınızda, günlük yaşantınıza geri döndüğünüzde, bu yüksek frekanslı enerjiyi korumak, devamını sağlamak çok güçtü. Ama simya ile ilgili asıl çalışma düşük frekanslı enerjilerin yüksek frekanslı enerjilere dönüştürülmesiydi.


Simya ile ilgili çalışmalar yüzyıllar boyunca devam etti. Tabii ki, Yeshua’nın zamanından önce dinler Dünya üzerinde işleri ele geçirmeye başladıklarında, onun zamanında ve ondan hemen sonra, simyanın bir çeşit büyücülük olduğunu düşünenler oldu. Pek çok simyacı yaptıklarını gizlemek zorunda kaldılar. En eski simyacıların gerçekte yapmakta oldukları, tabii ki, düşük titreşimi yüksek titreşime dönüştürmekti, ama asıl çalışmalarını gizlemek için bütün bu laboratuvarları ve komplike odaları oluşturdular, diğer insanlara tek yaptıkları şeyin basitçe düşük metalleri yüksek metallere, ya da taşları değerli mücevherlere dönüştürmek olduğunu ya da buna benzer şeyler söylediler. Ama bu sadece görüntüdeydi – yalancı bir görüntü, çünkü gerçek simyacılar hala düşük enerjileri yükseğe dönüştürmekle uğraşıyorlardı.


Daha sonra simya pratiği ile uğraşanların, ama simyayla sizin tarif ettiğiniz anlamda uğraşanların – metali altına çevirmek gibi şeyler yani – sağladığı bir fayda oldu, bu insanların öyle çoğu, tabiri caizse, bir kazan altının peşindeydi ki, kendi gerçekliklerinin kimyasal doğasıyla ilgili pek çok şey keşfettiler. Belirli elementleri bir araya getirdiğinizde, onları ateşe, suya, havaya ya da yerçekimine maruz bıraktığınızda bunun farklı bir kimyasal süreç yaratacağını öğrendiler. Yani epeyce faydaları oldu. Ancak, gerçek simyacıların gözleri sadece kurşunu altına, taşı elmasa dönüştürmekle pek de kamaşmadı.


Bir anlamda, sizlerin – dinleyen herkesin – sizlerin Yeni Enerji simyacıları olduğunu söyleyebiliriz. Şimdi, biliyorum ki size bir taşı elmasa nasıl dönüştüreceğinizi göstermeme bayılırdınız – ve bazı önemli prensipleri anladıktan sonra bunu gerçekten de yapabilirsiniz – ama bu zenginlikleri hedefiniz haline getirmeyin, çünkü bunlar günlük hayatınızda enerjiyi dönüştürerek elde edeceğiniz ruhun gerçek zenginliklerinin yanında son derece önemsizdirler.


Simya Kılavuzu


Şimdi de biraz bunu nasıl yapacağınız hakkında konuşalım. İlk olarak, simyanın sizin içinizde başladığını anlamanız gerekiyor. Bu sanki çok açıkmış gibi görünüyor ama çoğunuz bunu pratiğe dökmeye başladığında, kendi dışınıza bakıyorsunuz. Gerçekten de, önce sizinle başlar. Herhangi bir şeyi dönüştürmek için gereken bu enerjiye, şamîyah denen bu beceriye sahipsiniz. Her zaman sizinle birlikteydi. Hâlâ orada. Çok uzun zamandır derinlerde bir yerlerde kilitli ya da gömülü ama şunu bilin, sizin içinizde başlamak zorunda. Göklere bakarak başlamayın. Sizi çevreleyen havada birşeyler arayarak başlamayın. Ruhsal rehberleri ya da buna benzer şeyleri çağırarak başlamayın, çünkü bunu yaptığınız anda kendi şamîyahınızı bir kez daha kapatırsınız.


İkinci ve çok önemli kısım ise, enerjiyi dönüştürüyorken, hiçbir şekilde bir kuvvet ya da güç uygulamıyor olduğunuzdur. Zorlama yoktur. Herhangi bir kuvvet ya da güç uygulamazsınız.
Şimdi, pek çoğunuz geçmişte buna kalkıştınız. Siz bunu yaparken aslında ben de hemen yanınızda duruyordum. Avcunuza bir nesneyi aldınız ya da önünüzdeki masanın üzerine yerleştirdiniz ve ona odaklandınız. Ve siz odaklanmaya devam ettiniz, taa ki bu kadar odaklanmak yüzünden başınız dönene kadar. O nesneyi – diyelim ki önünüzde duran bir taş ya da elmaydı – başka bir şey haline çevirmeye çalışıyordunuz.


Yapmakta olduğunuz tek şeyse o taşı daha da taş haline getirmek ya da elmayı çok daha fazla elma yapmaktı, çünkü o kadar çok enerji, güç sarf ediyor, o kadar çok zorluyordunuz ki, tüm o zorlama ve güç sizin bir elmayı ya da taşı tutmakta olduğunuza dair kendi inanç sisteminizle kesişiyordu. Ayrıca, inanç sisteminin antitezi de mevcuttu, yani o nesneyi bir başka şeye çevirmeye çalışacağınız, ama aslında bunu yapabileceğinize inanmıyordunuz böylece de sadece taşı daha katı, elmayı daha elma yapıyordunuz.


Gerçek simyada ne güç uygulama ne de zorlama vardır. Zihninizde hiçbir şey düşünmenize gerek yoktur. Hiçbir şeyi zorlamak zorunda değilsinizdir. Zorlama ya da güç yoktur.


Peki ne yaparsınız? Simyacılık yapmak için – ve bir nesne kullanacağım – burada örnek nesne olarak bir taşı kullanacağım. Vereceğimiz aradan sonra, birlikte, herhangi bir nesne gerektirmeyen bir deneyimden geçeceğiz. Ama ne yapacaksınız? Nasıl dönüştüreceksiniz?


Simya, ama nasıl?


Peki, önünüzde duran bir taş var. Nefes aldıktan sonra, kendinize “taşla bir olma” iznini verin. O anda önünüzde durmakta olan taşın bir taş olduğunu kabul edin. Enerjinin o anda içinde olduğu biçimi kabul ettikçe, ancak o zaman onun sadece enerji olduğunu anlamaya ve gözünüzde canlandırmaya başlayabilirsiniz. Başka çok, pek çok potansiyele de sahiptir. O an için taş şeklinde biçimlendirilmiştir ve milyarlarca yıldır Dünya üzerinde bulunmaktadır ama o taşın su olma potansiyeli de vardır. Hava olma potansiyeli vardır. Ateş olma potansiyeli vardır. Bu fiziksel realitede değil, bir başkasında taş ya da başka bir şey olarak var olma potansiyeli vardır.


O taş bir tavşan ya da ağaç olma potansiyeline sahiptir. O sadece sahip olduğu pek çok potansiyelden birinin ifade etmekte olan enerjidir. Güç uygulamanız gerekmediğini ve aslında meselenin, sadece, onun ne olabileceğine dair anlayışınızı genişletmek olduğunu kavradığınızda, birdenbire, bu, o taşı o anki katı fiziksel halinden kurtarmaya başlar ki taş anlayabilsin. Taş kendine has bir ruhu-olmayan bilince sahiptir ama kendisiyle ilgili bir farkındalığı vardır. Siz hayal gücünüzü ve bilincinizi, onun sadece masada duran bir taştan fazlası olduğunu anlamak üzere genişlettiğinizde, ama bunu zorlamadan ya da güç uygulamadan yaptığınızda, gerçekten de enerjiyi taşa çeviren atomları oluşturan atom-altı parçacıklar, moleküller ve diğer herşey çözülmeye başlar. Yani basitçe, yaptığınız şey onu bir rolü oynamak zorunluluğundan kurtarmıştır – taş rolünü. Taşın içindeki ve etrafındaki enerjiler o anda hakikaten değişmeye başlar.


Birdenbire önünüzde duran bu kaya, bu taş bir kaya olarak ettiği hizmetten azat edilmiştir. Bunun sebebi sizin ona herhangi bir şeyi zorla yüklemeniz değildir. Bu noktada onu başka bir şeye dönüştürmeye çalışmıyorsunuz. Onu, olduğu şekliyle – bir kaya – ve aynı zamanda da tüm potansiyelleriyle – diğer herşey – olarak kabul etmektesiniz. Orada oturan sadece enerji.


Bu noktada – ve bu gerçekten de çok önemli – hiçbir şey yapmayın. Hiçlik alanına gidin. Taşı başka birşeye çevirmek için zihinsel güç kullanma yönünde bir arzu olacaktır. O kayanın gerçekte ne olduğu ya da olabileceğine ya da olmuş olduğuna dair tüm potansiyelleri hissetme noktasına ulaştığınızda, onun ham kaynak enerjisiniz hissetmeye başladığınızda, hiçbir şey yapmayın.


Bu bazılarınız için bir meydan okuma olacak, çünkü tam da bu noktada heyecanlanırsınız. Onu bir parça altına çevirmeyi denemek, ardından da dışarı çıkıp herkese ne şahane bir sihirbaz olduğunuzu söylemek isteyeceksiniz. Ama, hayır, bu noktada hiçbir şey yapmayın, çünkü o hiçlikte zihninizden çıkarsınız. O hiçlikte, bir zamanlar taş olan o nesneyle daha da derin bir bağlantı kurarsınız. Onun olduğu şeyin daha da derin enerji niteliklerine iner, enerjisinin insani ya da zihinsel tanımlamalarını aşar ve o anda içinizde, derinlerde bir yerde enerjinin aslında ne olduğunu gerçekten de hissetmeye başlarsınız. Kısaca bu noktada taşla ilgili yapılacak hiçbir şey yoktur.


O hiçlik alanında olun. Bir başka deyişle, taşın üzerinde güç kullanmayın, zihinsel aktiviteyi bırakın, arzularınızı taşa yüklemeyin. Kendinize dürüstçe onunla birlikte hiçlikte olduğunuzu söyleyene kadar o hiçlik alanında kalın.


O taşla birlikte gerçekten de hiçlikte olduğunuzu nasıl bileceksiniz? Bir anda, sanki çakan bir şimşeğin ışığı gibi, hiçliğin aslında herşey olduğunu anladığınız zaman… Artık çok önemli bir engeli geçtiniz. Çok önemli bir uçurumun üzerinden atladınız. O hiçlik aslında hiçlik falan değildi. O hiçlik zihnin ötesine geçmek, gerçek bilincinize ve genişlemiş tanrısal halin çok daha fazlasının içine girmek için bir fırsattı. Ve bu noktaya geldiğinizde, bedeniniz birdenbire kasılacak ya da titreyecek ya da ani bir ışık patlaması görecek ya da hızlıca derin bir nefes almak isteyecek ve kendinizi “tüm-olan”ı kavrayabileceğiniz bir bilince çıkardığınızı fark edeceksiniz.


Şimdi, bu tüm-olanlık halinde birçok farklı şey olmaya başlar. Kendinizle farklı bilinçli bağlantılar kurmaya başlarsınız. Size ait olan enerjinin gerçek doğasını, fiziksel ve insani gerçekliğinizi oluşturmak için kendinize çektiğiniz şeyleri anlamaya başlarsınız. Herşey arasındaki enerjinin birbirine nasıl bağlı olduğunu kavrarsınız. Ve kendinizin egemen bilinçli bir varlık olduğunuzu anlarsınız.


Sürekli “hepimizin bir olduğu” hakkında konuşulduğunu biliyorum, ama gerçekte siz kendi Bir’inizsiniz. Evet, hepimiz Kaynak’tan geliyoruz, ama her birimiz egemen varlıklarız. Bir çeşit Birlik Halinin içine geri dönmeyeceksiniz. Buradaki amaç herkesi yeniden-bir yapmak, ya da yeniden birleştirmek ya da yeniden bağlamak ya da yeniden tek tür haline getirmek değil. Bu haldeyken, bu zihinsel-olmayan haldeyken, aniden kendi bir olma halinizi kavrarsınız.


Şimdi, bu varoluş halindeyken, bütün enerjinin birbiriyle bağlantısını, kendinizin Yaratıcı olduğunu anlamışken, artık taşın ne isterseniz o olduğunu hayal edebilirsiniz. Orada size hizmet etmek için hazır halde duruyordur. Taşın taş olarak devam etmesini mi hayal ediyorsunuz? Yoksa o taşın, o enerjinin, başka bir şeye dönüştüğünü mü hayal ediyorsunuz? Bir arabaya dönüştürülebilir. Eğer illa ki istiyorsanız altına dönüştürülebilir. Herhangi bir şeye dönüştürülebilir, gerçekten de – mesela bir vazo dolusu çiçeğe. Güzel bir senfoniye dönüştürülebilir. Bir kitaba dönüştürülebilir. Ne olduğunun hiçbir önemi yoktur.


Yaptığınız şey hayal etmektir. Hayal edersiniz ve bilincinizle bu ham enerji birlikte dans ederler. Hiçbir sınırlama olmaksızın hayal edersiniz. Bütün kapılarınızı açarak, olabilecek en güzel şekilde, Dünyanın sınırlarının ötesinde hayal edersiniz. Ve sonra, işiniz bittiğinde, derin bir nefes alırsınız ve onu bırakırsınız.
İşiniz bittiğinde uzun, güzel bir nefes alın ve bırakın. Az önce simyacılık yaptınız. Ve gözlerinizi açtığınızda, tabii eğer kapatmışsanız, gözlerinizi açtığınızda o taşın hâlâ orada olduğunu göreceksiniz ve kendi kendinize “Doğru mu yaptım, bunun altına dönmüş olması gerekmiyor muydu?” diye düşünmeye başlayacaksınız. Büyük bir otomobil olması gerekmiyor muydu? Bir deste para? Evet, öyledir.


İlginç olan, taşın hâlâ orada duruyor olma ihtimali, hatta muhtemelen zorunluluğudur. Ama, başka bir yerde, hayal etmiş olduğunuz şey hızla size geliyordur. Hayal ettiğiniz şey – evet, bu ister bir araba, ister altın, isterse de para olsun – o sizin gerçekliğinize doğru ilerlemektedir ve yakında orada belirecektir. Bu, günler, haftalar, aylar alabilir, ne kadar uzun sürdüğünün bir önemi yoktur. Ama sizin hayatınıza gelecektir.


Taş hâlâ orada duruyordur, çünkü sürecin bir noktasında meselenin sihirli numaralar yapmakla ilgili olmadığını anlarsınız. Siz, onların gözleri önünde taşı altına çevirerek insanları etkilemeye çalışmıyorsunuz. Eğer bunu yapabilseydiniz, ilk önce sizi onurlandıracak, ardından da öldüreceklerdi, çünkü onları çok fazla korkutmuş olacaktınız. Sizin yaptığınız şey, diğer boyutlarda enerjiyi çağırıp, buraya getirip size ulaşmasını beklemek.


Evet, işte bu kadar basit. Ve eğer birisi çıkıp da “Ama ben bunu denedim Adamus, işe yaramadı” diyorsa cevabım benim söylediğim biçimde ve Yeni Enerji’de denemedikleri olacaktır. Ve ayrıca, eğer denediyseniz, ki çoğunuzun yaptığını biliyorum, zorladınız ya da güç uyguladınız. Zihninizden hareket ettiniz, kalbinizden değil.


Biliyorsunuz, bir şeyi zorlamaya başladığınız anda, orada oturup, yüzünüz kasılmış, gözleriniz kısık enerjinizi o şeyi değiştirmeye odaklanızda, bu gerçekleşmeyecektir. O aynı varoluş hali içerisinde kalacak ve siz diğer boyutlardan enerjiyi çağıramayacaksınız. İşte bu kadar basit.
İlerleyen zamanlarda bu konu hakkında daha çok detay vereceğim ama şimdi hep birlikte biraz simyacılık yapalım.

 

Bir Şamîyah Deneyimi


Derin bir nefes alın ve “şamîyah” kelimesinin tonunu hissedin. Kadim bir kelime, tüm yaratımdaki ilk tonlardan biri – şamîyah. Sizin içinizde. Size hizmet edecek olan her neyse onu dönüştürmek ve değiştirmek için size Tanrı tarafından verilmiş beceri, çünkü hatırlayın; Üstad bütün enerjilerin ona hizmet etmesine izin verir.


Derin bir nefes alın … kendinizi hissedin, şamîyahınızı hissedin.

Şimdi bedeninizi, fiziksel bedeninizi hissedin.

Bedeniniz kandan, kemikten, organlardan, kıllardan ve her çeşit farklı kimyasallardan yapılmıştır. Şu anda bedeninizin içinde dolaşan çok fazla enerji var.

Derin bir nefes alın … hissedin … simyayı hissedin … şamîyahı.
(duraklama)

Hissedin, içine girin, güç uygulamaya çalışmadan, hiç birşeyi zorlamadan – bunlar çok, çok eski şeyler, hepsi geçmişte kaldı – şimdi aslolan kabul etmek.

Ve şimdi, derin bir nefes alıp fiziksel bedeninizi kabul etme noktasına giderken, derin bir nefes daha alın ve benim enerjimi hissedin.

Fiziksel bir biçim içinde değilim, ama hemen yanınızdayım, her birinizin. Tam yanınızdayım.
(duraklama)

Ben havadayım.

Ben enerji şablonlarındayım.

Ben burada birlikte olan hepimizin bilincindeyim.

Sadece derin bir nefes alıp kabul ederek beni kendinize dönüştürme becerisine sahipsiniz. Derin bir nefes alın ve birlikte erimemize izin verin. Bedeninizin, fiziksel bedeninizin içinde sizinle birleşmeme izin verin.

Eğer bu yaptığımızla ilgili rahatsızlık hissediyorsanız, yapmayın. Ama eğer bu sizin için uygunsa, şamîyahınıza, dönüştürme becerinize izin verin … ve işte şimdi burada yaptığınız şey bu, dönüştürüyorsunuz, kendinizi benimle birleştiriyorsunuz.

Derin bir nefes alın ve hadi şimdi birbirimizin içine atlayalım.
(Duraklama)

Bundan sonra artık sadece sen ya da sadece ben değiliz. Biz olduk. Sen ve Ben.

Dilediğiniz her an bağlantıyı koparabilir, bu birleşmeden ayrılabilir ve kendinize geri dönebilirsiniz. Ama şimdi kendinize bu deneyimin tadını çıkarma iznini verin.

“Şamîyah” kelimesinin tonu her ikimizden de bir şarkıymış gibi yayılırken, iki enerjinin ve iki bilincin, sizinle benim birleşip dönüşmemizin keyfini çıkarın. Benim şamîyahımdan sizinkine. Ben ve siz birlikte.
(Duraklama)

Kendinize bunu deneyimlemek ve hissetmek için izin verin. Sadece bir dakika önce sizin dışınızdan konuşur gibi görünürken şimdi sizin içinizde birlikte konuşuyor olduğumuzu hissedin.

Öncesinde ben sizden ayrıymışım gibi görünüyordu, oysa şimdi bu güzel anda birlikteyiz.

Ben sizi tamamıyla hissediyorum, ve siz de beni hissedebilirsiniz.

Nefes almaya devam edin. Şu anda içinizde birlikteyiz. Kendinize beni, Adamus’u hissetmek için izin verin.
(Duraklama)

Bendeki çok şey tıpkı sizinki gibi, sizdeki çok şey de benim parçam. Ve işte bu simyadır. Bu enerjilerin birlikte erimesidir. Bu, sadece taşları altına çevirmeye çalışmaktan çok farklıdır, ama simya budur. Hiçbir ayrılık kalmayana dek enerjilerin birbiriyleriyle dans etmelerine izin vermektir.

Bu arada, bunu ancak kendine çok güvenen bir insan yapabilir. Eğer herhangi bir direnç hissediyorsanız sadece derin bir nefes alın. Bunu yapmanıza gerek yok. Kendi sınırlarınızı kendiniz belirleyebilirsiniz. Kendini bu kadar çok açmak, bir başkasının içine girmesine izin vermek için kişinin çok güvenli olması gerekir.
Ama bu bir simya deneyimi, bir kaynaşma, dönüştürme deneyimi.

Şimdi içinizden çıkacağım. Dışarı çıkacağım ve tabii ki sizden beni bırakmanızı isteyeceğim. Enerjimi yeniden sizinkinin dışına çıkaracağım.

Ben sizin bedeninizden çıkarken, ben kendime ve siz kendinize geri dönerken derin bir nefes alalım.

Derin bir nefes alın.

Deneyimi iyice hissedin. Derin bir nefes – çok iyisiniz. Çok, çok iyi bir iş çıkarıyorsunuz.

Şimdi, burada ilginç birşey oldu. Bilinçlerimizin simyasına izin verdiğiniz zaman – ki bu arada, bu yalnızca enerjinin simyasından farklıdır – o güzel an içerisinde bambaşka birşey yarattık. Peki o neydi? Neydi?

Kendi şamîyahınızı ortaya çıkardığınızda, onun erimesine izin verdiniz, benimkisiyle birlikte erimesine izin verdiniz, böylece bir araya geldik, birlikte dönüştürdük, siz ve ben başka bir şey yarattık. Bu neydi? Bu soruya sizin cevap vermenize izin vereceğim.

Size birkaç ipucu vereceğim. Bahsettiğim şey bizim simyamızın bir yan ürünüydü ve her simya işleminin bir yan ürünü vardır. Bir başka deyişle, siz taşı arabaya çevirmeyi tahayyül ediyor olabilirsiniz ancak başka bir yan ürün daha vardır, sizin farkında olmayabileceğini başka birşey olur. Siz ve ben birlikte eridiğimizde o şey neydi? Bunun cevabı kişiye göre değişecektir, ama o neydi?

Sizin sorularınız için ayırdığımız bölüme başlarken, size, birlikte – siz ve ben – ne yarattığımızı soruyorum.

Ve şimdi, derin bir nefes alıyor ve kendimi gelmekte olan o uzun insan soruları listesine hazırlıyorum.

Başlamadan önce son birşey söyleyeceğim. Önümüzdeki günlerde ve aylarda Yeni Enerji Simyası hakkında daha çok konuşacağım. Bu konuyu şimdi gündeme getirmemin sebebi herbirinizin her gün enerji bombardımanı altında olmanız – haberlerden, Dünyanın kendisinden, bilincin genişlemesindense onu kısıtlamaya çalışan sizin kötü, meşum diyebileceğiniz enerjilerden gelen bir bombardıman. Bilinçteki doğal değişimin neden olduğu enerjilerin, daha önce hiç olmadığı kadar çok beslenmeye çalışan insanların bombardımanı altındasınız. Birbirlerinden beslenenen, bir vampir gibi başkalarının enerjisiyle beslenen çok sayıda insan var. Hatta tanıdığınız ve sevdiğiniz, sizin en yakınınızdaki ve ailenizdeki insanlar bile. Sizin enerjinizden daha önce hiç olmadığı kadar çok besleniyorlar.

Dolayısıyla, simya işlemini anlamaya başlamak çok önemli, çünkü özünde söz konusu olan sadece enerji. Eğer bütün bu şeylerin bombardımanı altındaysanız … diğer alemlerden ve diğer boyutlardan ve fiziksel evreninizdeki diğer – sizin deyiminizle Dünya Dışı (E.T.) – yaşam formlarından muazzam enerjiler geliyor. Hepsi şu anda Dünya’ya odaklanıyorlar. Bazı günlerde bedeninizin buna dayanabiliyor olması şaşırtıcı, ama zihninizin dayanabilmesi daha da şaşırtıcı.

Yani simyaya, enerjiyi dönüştürmeye başlamamızı, onun iyi ya da kötü olmadığını anlamamızı istiyorum. Söz konusu olan sadece enerji, kendi ihtiyaçlarını dayatmaya çalışan politikacılar değil. Sizin enerjinizi çalmaya çalışan insanlar değil. Dönüştürmeye başlayacağız ve bunun sadece güzel bir enerji olduğunu göreceksiniz. Sadece güzel. Dolayısıyla bu konudaki konuşmamıza devam edeceğiz, hatta umut ediyorum ki bu programda bile.
[Programın devamındaki Sorular&Cevaplar bölümü için Shaumbra Shoppe’dan ses kaydını ücretsiz olarak indirebilirsiniz.]

Çevirmen - Deniz Sertbarut

© 2010 Geoffrey Hoppe  Golden, Colorado. Tüm hakları saklıdır.
Bilgi için www.crimsoncircle.com   Bu dokümanı serbestçe dağıtabilirsiniz.

Paylaş |                       Arşiv      6018 kez okundu