• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/groups/kirmizicember/
                                       BAĞIŞBAĞIŞ
        
    
DRAMA

 

Soul radio'da sunulmuştur.

www.insightsforthesoul.com

16 Kasım 2009

Sunan: Mark William

Kanallığı yapan  Linda Hoppe’nin yardımlarıyla  Geoffrey Hoppe

 

 

Ben Benim, Egemen Alandan Adamus. Ve siz beni Adamus ya da Adamus (ilk A’nın üzerine vurgu yaparak) diye, hangisi sizin için kolaysa öyle çağırabilirsiniz,.


Oturumumuza başlarken, ben Cauldre’nın – siz ona Geoffrey diyorsunuz – bedenine tam olarak girerken, onunla birlikte yayında olan Linda’yla – enerjisini benimkiyle birleştiren Eesa’dan Linda – bağlantı kurarken bir dakikanızı alacağım. Bizi dinlemekte olan herkese – şimdi ya da daha sonraki bir zamanda dinliyor olmanızın bir önemi yok – bağlanmak için bu enerjiyi bulunduğumuz yerden Golden Colorado’dan dışarıya doğru genişleteceğim.


Bu geceki toplantımıza katılan herkesin derin bir nefes almasını istiyorum .... nefesi içinize çekin... bedeninizi hissedin. Nefes aldığınız zaman ruhunuzu gerçekten de hissedebilirsiniz. Nefes alın ve zihin dediğiniz şu şeyi hissedin. Nefes alın ve gerçekte ne kadar canlı olduğunuzu hissedin.


Şimdi, birbirimize saygı göstererek ve onurlandırarak enerjilerimizi birleştirelim.


Bunu yaparken bize katılan herkes, herbiriniz, Ruh tarafından, melek varlıklar tarafından, ben Adamus, Linda, Geoffrey ve bu özel yayını yapan Mark, John, Charmaine tarafından onurlandırılıyorsunuz.


Şimdi, bu gece tartışmamızı gerçekleştireceğimiz o rahat, uyumlu ve onurlandıran alanı bulmak için enerjilerimizi biraraya getirelim.


Burada, sizinle olmak benim için büyük bir onur ve keyif. Şu anda Dünya’da pek çok şaşırıtcı şey gerçekleşiyor. Bunlar bizim bakış açımızdan gerçekten de hayranlık verici şeyler ve biz bunları ölçüyoruz da. İzliyoruz. Dünya’da şu anda neler olup bittiğini dikkatle gözlüyoruz.


Bilinç


Bazen ne kadar esnek olduğunuzu, gerek kendi hayatınızdaki, gerekse de dünyadaki bütün o hızlı değişimleri nasıl idare ettiğinizi görüp hayrete düşüyorum. Teknolojinin gelişme hızının bilinen bütün derecelendirmelerin dışında olması şaşkınlık verici. Eğer geçmişteki teknolojiyle karşılaştırırsanız bu gerçekten böyle. Ve neden? Çünkü bilinç yepyeni bir noktaya genişledi.


Bilinç yalnızca güzel, olağan bir büyüme eğrisi çizmedi. Birkaç yıl önce bir kuantum sıçraması yaptı ve siz de bunun tam ortasındasınız. Bu gece bizimle olan sizler, siz bunu öğretenlersiniz, bunun liderlerisiniz. Bazen kendinizi sorguladığınızı, kendinizden şüphe ettiğinizi biliyorum. Bunu yapıyorsunuz çünkü hala içinden geçtiğiniz bu süreci anlayamayan, geçmişte başınıza gelen şeyler yüzünden yaralanmış, dışarıda bir yerlerde dolanıp duran, kendi dramalarını ve sorunlarını yaşayan veçheleriniz var. Kimi zaman bu veçheleriniz sizin için bir çeşit ayna haline geliyorlar. Ama bu deforme olmuş, kirli ve sizin hakiki aynanınızın sahip olduğu sevgi ve onurlandırmayı barındırmayan bir aynadır.


Bazen içinizdeki seslerin “Ben kimim? Kendi hayatımı bir arada tutamazken nasıl öğretmen olabilirim? Bütün bu varlıklar neden benimle konuşmuyorlar? Neden o büyülü ve gizemli ve muhteşem şeylerden hiçbiri benim başıma gelmiyor?” dediğini duyuyorsunuz. Sizi bu noktada durdurmak zorunda kalıyorum. Bu tipte bir zihin diyaloğu ortaya çıktığı zaman, sizi durdurmak ve sizin şu anda tüm olanı görmediğinizi size hatırlatmak zorunda kalıyorum. Hayatınızda sürüp giden büyülü ve mistik bir şey var. Dönüştürücü bir şey var. Tobias’ın da söyleyeceği gibi, şu anda deneyimlemekte olduğunuz dünya üzerindeki herhangi bir yaşamınız değil, bu o yaşam. Bunun uğrunda dünyada yüzlerce ya da binlerce yaşam geçirdiniz. Şimdi o yüzlerce ve binlerce yaşam zirveye, sonuca ulaşıyorlar. İşte bu o zaman.


Bunu kaçırmayın. 2012’de ya da 2012’den sonra olacağını düşünerek ıskalamayın. Fiziksel bedeninizi bırakıp diğer tarafa geçtiğiniz, diğer aleme geldiğiniz zaman herşeyin bir anlam kazanacağını düşünerek kaçırmayın. Gerçekleşmesi için astrolojik bir olayın gerekli olduğunu düşünerek kaçırmayın. Tam şu anda oluyor.


Ah, diyorsunuz ki, “Ama Adamus, seni bulup seninle konuşmam ve sana bazı sorular sormam gerekecek, çünkü tüm bu söylediklerin nerede olduğunu bilmiyorum”. Hemen orada. Hemen orada. Melek alemlerindeki bizim için o kadar yakın, o kadar açık ki… Ama siz kendinizi hale yalnızca-insan modunuzda tutuyorsunuz. Yalnızca-insan modu. Demek istediğim, evet, hayatınızda olan şeyin – inanılmayacak kadar derin düzeylerde gerçekleşen dönüşümün – gerçek mistik doğasını hissetmeyecek, görmeyecek ya da deneyimlemeyeceksiniz.


Peki ne yapacaksınız? Bu insan bilincinin ötesine geçmek için ne yapacaksınız? Derin bir nefes alın ve kendinize, kendinizi açmak için bağlı kalacağınız, geri adım atmayacağınız bir izin verin.


Daha fazla birşey okumanıza gerek yok. Kurslara gitmenize gerek yok. Son derece keyifli olmalarına rağmen, bütün o tartışmaları dinlemenize gerek yok. Aradığınızı oralarda bulamayacaksınız ve siz bunu biliyorsunuz, çünkü siz ve ben bu konuyu daha önce konuştuk.


Dikkatinizi dağıtacak şeyler, bahaneler, ertelemeler bulmaya çalışm eğilimindesiniz ama o tam orada. Hemen orada. Şimdi gerçekleşiyor. Ben sizin içinizde görebiliyorum ve siz de aslında biliyorsunuz. Hayatınızda büyülü bir şeylerin gerçekleşmekte olduğunu biliyorsunuz, ama sonra yeniden eski şablonlarınıza dönüyorsunuz. Bu gece sizinle konuşmak istediğim de bu, gerçekleşen şeye dair vizyonunuzu ve farkındalığınızı bloke eden şeyin ne olduğu.


O zaman şimdi derin bir nefes alalım…
(duraklama)
ve ne olup bittiği hakkında konuşalım.


Çoğunuzu gücendirmeyeceğimi umuyorum ama biliyorum ki yapacağım. Ve aranızdan bazılarınızın konuşmak üzere olduğumuz şeyle mücadele edeceğini de biliyorum. Bazılarınız hayal kırıklığına uğrayıp bana sinirlenecek. Ama şunu bilmenizi istiyorum, bu geceki program bittikten ve siz ışıkları kapatıp yatağınıza gttikten sonra bile ben orada olacağım. Yolun her adımında orada olacağım. Öfkenizi ve hayal kırıklığınızı boşaltmak istediğinizde, ya da sadece keyifli bir sohbet istediğinizde orada olacağım. Bu geceki yayın son değil. Sizinle olmaya devam edeceğim.


Neler Oluyor


Pek çoğunuzda – hayır, Cauldre’nın ağzından çıkan kelimeleri değiştireceğim; o “pek çoğunuzda” dedi, bense “hepinizde” diyerek bunu düzeltiyorum – her birinizde olduğunu gördüğüm şeyin en temelinde dramanın cazibesine kapılmış olmanız var. Drama.


Tam da hiç gerek olmayan zamanlarda dramayı hayatınıza getiriyorsunuz. Hiç fark ettiniz mi, tam sular durulurken, siz tam hayatın coşkusunu hissetmeye başlamışken o kör noktanızdan birşeyler – duygusal bir fırtına, sorunlar, drama – çıkıp gelip nasıl da herşeyi berbat ediyorlar? Ortaya çıkan o ağır duygular deneyimlemeye henüz başlamış olduğunuz o suküneti nasıl da bulandırıyorlar.


Şimdi burada bir dakikalığına duralım. Bunun böyle olduğunu biliyorsunuz, ben biliyorum. Peki neden oluyor? Sebep sizin çok zayıf, çok kırılgan olmanız mı? Dünyanın yaşamak için çok zor bir yer olması mı? Herkesin sizi kullanmak istemesi mi? Diğer insanların kendi ihtiyaçları ve açgözlülükleriyle gırtlaklarına kadar dolu olması ve her ne pahasına olursa olsun sizin güneşinizi gölgeleyecek olmaları mı?


Hayır. Hayır. Aslında siz dramaya sebep oluyorsunuz. Aslında siz dramayı kendi hayatınıza çekiyorsunuz ve o da bir çok farklı şey aracılığıyla sahneleniyor.


İlişkileriniz vasıtasıyla sahneleniyor. Refahınız, iş çevreniz aracılığıyla sahneleniyor. Bedeninizde sahneleniyor. Evet, drama bedeninizde sahnelenir çünkü bu eski, çok eski bir insan şablondur ve siz bu şablona yakalanmış haldesiniz. Sizin için sanki değişmez bir alışkanlık gibi ve bu noktadayken ağaçlara dikkat etmekten ormanı göremiyorsunuz. Böylece şablon var olmaya devam ediyor. Sizin içinizde programlanmış halde ve sürekli de pekiştirildi, sağlamlaştırıldı. Bu yüzden siz de durmadan dramayı kendinize çekiyorsunuz, sonra da yılgınlığa kapılıyor ve “Ama ne zaman birazcık ilerleme göstersem, birşeyler gelip yolumu tıkıyor” diyorsunuz.


Dramayı depresyondayken kendinize çekiyorsunuz. Şu anda depresyon – ve ben önümüzdeki birkaç yıl içerisinde depresyondan söz edeceğim. Aslında akıl hastalığı olanlar, hastanede yatan ya da ilaç kullananlar ve hatta zihinsel dengesizlik ya da depresyon yaşamakta olanlara bir şekilde yardımcı olacağız, çünkü bu çoğu akademisyenin olduğunu sandığı şey değil.


Şu anda depresyon – dinleyiciler için konuşuyorum, bu söylediklerim bütün insanlar için geçerli değil, ama bunu dinleyenler için – kim olduğunuzu anlamanız için yaratılmış bir çeşit boş alan. Depresyon, tanrısallığınızı, kendinizi keşfedebileceğiniz, geçmişinizi hatırlayabileceğiniz bu boş alana geliyor ancak depresyonun gelmesine sebep olan bazı dinamikler de var.


Bunlardan biri eski insan halini bırakmakla ilgili hissedilen üzüntü. İster inanın ister inanmayın, öyle. Eski insan halini bıraktığınız için üzülüyorsunuz. Depresyona giriyorsunuz çünkü içinizde ruhunuzun – kendi tanrısallığınızın – size günlük yaşantınızda katılmak istediğine dair bir farkındalık var. Sadece spiritüel yaşantınızda değil, sadece bazen gidip yüksek benliğik dediğinizle bağlantıya geçtiğiniz diğer alemlerde değil; tanrısallığınız tam şimdiye, şu ana gelmek istiyor. Tam biz şimdi konuşurken, bu konuşmanın, bu yayının bir parçası olmak istiyor. O gelmek istiyor ama siz onu yaklaştırmıyorsunuz.


Bir çeşit enerjiyle tanrısallığınıza, ruhunuza, Tanrı-Benliğinize günlük yaşantınıza girme izni vermeyerek bir vakum yaratıyorsunuz. Bu da depresyona sebep oluyor. Aslında bu, tanrısallığınızın, Bütün-Benliğinizin burada olma zamanı olduğunu gösteren bir çeşit işaret yada bildirim.


Ama siz bunun sadece depresyon olduğu, sizde bi sorun olduğu fikrine, enerjinizin neden bu kadar düşük olduğuna, neden hiçbir şeyin sizi harekete geçirmediğine o kadar takılıp kalıyorsunuz ki, ne yapıyorsunuz biliyor musunuz? Eh, evet, ne yaptığınızı biliyorsunuz, çünkü az önce size söyledim. Drama yaratıyorsunuz. İnsan draması, diğer insanlarla çatışma, bollukla ilgili sorunlar, spiritüelliğinizle ilgili sorunlar yaratıyorsunuz. Spiritüelliğinize dair harikulade bir drama yarattınız. Hastalıklar, acı ya da yaralanmalar yoluyla fiziksel bedeninizde drama yaratıyorsunuz ve bu drama size hayatta olduğunuzu hatırlatıyor. Dikkatinizi asıl meseleden, benliğin Dünyadayken, bu yaşamınızda bütünlenmesinden uzaklaştırıyor ve oyalanma aracı haline geliyor.


Bu enerjidir. Şeker bedeniniz için neyse drama da insan için odur. Şeker biyolojiniz için ne ifade ediyorsa drama da psişeniz için aynısını ifade eder. Bir çeşit tatmin, bir çeşit taşkınlık, sarhoşluk. Dikkatinizi dağıtır ve genellikle sahtedir. Genellikle asılsızdır. Drama olmadan yaşayabilirsiniz. Şimdi, “Evet, ama ya etrafımdaki bütün bu insanlar – çocuklarım, eşim, birlikte çalıştığım insanlar, televizyondaki drama – bütün bu dramadan nasıl kaçınabilirim ki?” diyeceksiniz. Bilinçli ve kasıtlı bir seçim yaparak.


Ama bu seçimi yapmadan önce, doğabilecek bazı sonuçları açıklamama izin verin. Drama olmayınca dikkatinizi dağıtacak olan o enerji – şekere benzeyen, sahte enerji – size akmayacak. Önceden olduğu gibi, size yaşadığınızı hatırlatan o şey olmayacak. Evet, drama – siz dramayı kendinize yaşadığınızı hatırlatmak için, canınızın sıkılmasını engellemek için kullanıyorsunuz. Drama olmadan, bir çeşit hiçliğin içine gideceksiniz.


Bu arada, siz dramayı gerçek tutkunun yerine koyuyorsunuz. Bazılarınız benimle rüyalarınızda ya da hatta bazen de uyanıkken bağlantı kuruyor ve “Ama Adamus, benim tutkum nerede? Benim tutkum ne?” diyorsunuz. Hemen önünüzde ama şu anda drama onun yerini almış halde. Bu yüzden, sizi harekete geçiren, yaşama nedeni veren şey drama, tutkunuz değil. Ama siz buna bir son verebilirsiniz.


Herbiriniz yeni bilincin öğretmenlerisiniz. Ben burada konuşurken, söylediklerimin bir kısmını çok rahat anlıyorsunuz. Söylediklerimle bağlantı kuruyorsunuz. Ama biz konuşurken, bir parçanız da direnmeye ve isyan etmeye çalışıyor. Bir parçanız, “Evet, ama, ama, ama…” diyor. Ama yok. Drama sizin ötesine geçebileceğiniz bir şey. Drama Eski Enerji, çok insani ve artık size hiç yakışmıyor.


Sizden dramanın hayatınızda olduğu zamanların farkında olmanızı istiyorum. Ah, siz artık drama istemediğinize dair o net, adanmış seçimi yapana kadar yarın da, ondan sonraki gün de hayatınızda olacak.


Dramasız Hayat


Peki, dramayı salıverdikten sonra ne olacak? Çok kısa bir süre için canınız fazlasıyla sıkılacak. Bu can sıkıntısı dramanın hayatınızda ne kadar yer tuttuğunun farkına varmanızı sağlayacak. Uyanık olduğunuzdaki deneyimlerinizin yaklaşık %93’ünün bir çeşit drama etrafında şekillendiğini söyleyecek kadar ileri gideceğim. Bu drama diğer insanlarlai kendinizle, veçhelerinizle, bedeninizle ilgili olabilir, her zaman bunu sağlayacak bir şey vardır. Her zaman için üstesinden gelmeniz, üzerinde çalışmanız, savaşmanız ya da kaçmanız gereken birşeyler vardır. Ve bu dramadır. Kişisel enerjinizin ne kadarını dramaya harcadığınızı hayal edebiliyor musunuz?


Kısaca, dramayı bıraktığınız zaman, çok kısa – ama çok etkili bir zaman – için hayatın çok sıkıcı olduğunu hissedeceksiniz. Sizin drama ihtiyaçlarınızı besleyen insanlarla dramatik ve aşırı duygusal biçimde ilişki kurmayı bıraktığınız zaman canınız çok sıkılacak – “Sırada ne var? Ne yapmam gerekiyor?” Dramaya geri
dönmek için bir çekim hissedeceksiniz, buna meyledeceksiniz, çünkü, aslında drama – bir noktaya kadar – oldukça eğlencelidir. Bir noktaya kadar harekete geçiricidir. Size – bir noktaya kadar – hayatta olduğunuzu hatırlatır. Ve siz şu anda o noktadasınız.


Böylece kısa bir can sıkıntısı döneminden geçersiniz. Sanki etrafınızda hiçbir şey yokmuş gibi olur. Sanki uçsuz bucaksız bomboş bir çöldeymişsiniz gibi.. ve sonra kendinize sorarsınız “Peki, neden yaşamam gerekiyor? Drama gitti, birlikte oynadığım insanların bazıları gitti, Ruh denen şu şeyi hissetmiyorum, kozmik bilinç deneyimleri yaşamıyorum, başka alemlerden varlıklar benimle konuşmuyorlar – neden burada kalayım ki?”


İşte bu derin bir nefes aldığınız zamandır sevgili, çok sevgili arkadaşlar ve öğretmenler. Kendinize en derin, en kesin ve en birleşik, bağlantılı düzeyde güvendiğiniz zaman budur. Bunu zorlamazsınız, sadece izin verirsiniz.


Çok kısa bir süre sonra, siz hala burada Dünyada fiziksel beden içinde olduğunuz halde enerjinizi yeni alemlere genişletmeye başlayacaksınız. Gerçek size doğru genişlemeye başlayacaksınız – gerçek size; dramaya ihtiyacı olmayan, zihinsel değil, hissetme noktasından kendi içinde huzurlu olmanın, kendi içinde tamamlanmanın ne demek olduğunu tam olarak anlayan size. Kendinizle birlikte olmanın gerçek güzelliğini anlayacaksınız.


Kendi bütünlüğünüzü ve aslında hep öyle olmuş olduğunuzu anlayacaksınız ve… güleceksiniz; güleceksiniz ve güleceksiniz ve güleceksiniz ve sonra muhtemelen biraz ağlayacaksınız, ama sonunda “Sevgili Tanrım, Ruhun, Benim Ruhumun burada olduğunu söyleyip duruyorlardı” diyeceksiniz ve birdenbire gerçekten de orada olduğunun farkına varacaksınız.


Dramanın ne kadar yapay, cansız ve biçimsiz olduğunu ve artık ona ihtiyacınız olmadığını fark edeceksiniz. Beslenmenin çok kötü bir biçimi gibi görünecek. Çarpık, deforme edilmiş bir gerçeklik olduğunu göreceksiniz. Birdenbire kendinizin “ben Benim” prensibini anlayacaksınız; dışarıdan enerji almaya ihtiyacınızın olmadığını, herşeyin zaten orada olduğu gerçeğini; gücün çok uzun süre boyunca oynadığınız muazzam bir ilüzyon olduğu gerçeğini; hayatın asla bir mücadele olmasına gerek olmadığı, böyle tasarlanmadığı, aslında sadece coşku ve keyif olduğu gerçeğini; zihnin çok güzel bir şey olduğu ama sizin zihninizden çok daha fazlası olduğunuz gerçeğini ve kendinizi yaratıcı bir varlık olduğunuz ama bu bu yaratıcı enerjilerin drama tarafından tüketildiği ya da drama yüzünden alt üst olduğu gerçeğini anlayacaksınız.


Çok, çok uzun süredir tanrısallığınızla, kendinizle, altın meleğinizle ve tüm o diğer şeylerle bağlantı kurmayı bekliyordunuz. Aslında hep bağlantıda olduğunuzu anlayacaksınız. Bütün bu diğer parçalarınız yalnızca sabırla sizin dramayı aşmanızı bekliyorlardı.


Bu çok büyük bir felsefi nokta değil. Mistiklerle ve gurularla çalışmanıza gerek yok. Yıllar ve yıllar ve yıllar süren meditasyonlara ya da onun gibi çalışmalara katlanmanıza gerek yok. İhtiyacınız yok. Ah, isterseniz yapabilirsiniz tabii. Bir anlamda, bu da kendi içinde bir dramadır.


Tüm yapmanız gereken dramayla artık işinizin bittiğine dair o kesin, kasıtlı seçimi yapmak ve ardından da geri çekilmek. Çünkü siz “Dramayla işim bitti. Yaşamak istiyorum. Deneyimlemek istiyorum. Yaratmak istiyorum. Artık dramaya ihtiyacım yok” dediğinizde her parçanız bunu duyar. Kendinize karşı bu kadar net olduğunuzda her bir parçanız bunu duyacaktır. Söyledikleriniz ruhunuzun derinliklerine gidecek ve ruhunuz aldığı bu haberle sevinçten dans edecektir. Ve ardından sadece geri çekilin, çünkü kendi içinizdeki, ruhunuzdaki doğal süreç işlemeye başlar.


Evet, hayatınızda bazı değişiklikler olacak. Evet, bu, hayatınızda bulunup dramanın fitilini ateşleyen insanların salıverilmesi anlamına da gelebilir. Evet, kendinizle daha farklı bir ilişki kuracağınız anlamına geliyor, artık daha fazla kurban rolünde olamayacağınız bir ilişki. Ya yaratıcısınızdır ya da kurban. Ve dramayla, bu türde bir beslenmeyle, bu türde bir varoluşla işinizin bittiğini ilan ettiğinizde herşey değişir. Gerçekten öyle olur.


Şimdi geri çekilin. Zihninizden çıkın. Onu nasıl manipüle edeceğinizi ya da hangi taktikleri kullanmanız gerektiğini düşünmeyi bırakın. Sadece olmasına izin verin. Kendinize bu izni verecek kadar güvenebilir misiniz? Tanrısallığınız, genişlemiş bilinciniz, Tanrı-Benliğiniz dediğiniz o parçalara güvenebilir misiniz? Bu parçalarınıza hayatınıza gelmeleri, her gün, her şekilde sizinle olmaları için güvenebilir misin? İyi ve kötü ve güç ve meydan okuyucu dediğiniz her şeyde? Ve aslında öyle değildirler. Bütün bu şeylerin içindeki güzelliği görmeye başlayacaksınız.


Eğer söylenebilecek başka birşey kaldıysa sevgili arkadaşlar, o da aslında çok basit olduğudur. Çok basit ve belki de bu yüzden bazen sabrımı taşırıyorsunuz. Bu yüzden kimi zaman kendimi fazla ifade ediyorum, fazla direkt oluyorum, çünkü çok basit. Bu basitlik noktasına geri geldiğiniz zaman – basitlik dramanın antitezidir – hayatınızda bu basitlik noktasına geldiğinizde, gerçek derinliğin ne olduğunu anlayacaksınız.


Şimdi bu bir çelişki gibi görünüyor. İnsan zihniniz “Basitlik daha basit olması demek” der. Ve bazen, zihniniz, duygularınız ve veçheleriniz, bunlar karmaşıklığı severler çünkü drama karmaşada, güçlüğün içinde sahnelenir. Basitlik noktasına geri geldiğinizde gerçek derinliğin burada olduğunu, ruhun derinliğini, bilincin derinliğini anlayacaksınız. Ama bu karmaşık bir derinlik değildir; güzel bir derinliktir. Rahat, hakiki bir anlamı olan, gerçek sevgiyi içeren bir derinliktir.


Bu benim bu geceki kısa mesajım. Umarım sizi zihninizden çıkarır. Umarım sizi bu - ah, etrafınızda dolanan enerjiler ve veçheler var. Onların enerjilerini hissedebilirsiniz. Bazen onların sizle konuşmaya çalıştıklarını duyabilirsiniz. Bunlar size ulaşmaya çalışan parçalarınız ama siz dramaya meşgulsünüz.


Suların durulmaya başladığı her seferinde siz fırtınayı getirmeye çalıştınız. Şimdi derin bir nefes almanın zamanı, bunun ötesine geçelim. Burada olma sebebimiz olan asıl işimize geçelim. Ah, yapacak çok işimiz var bu arada. Çünkü kendi uyanış süreçlerine girmiş, bir kaç yıl önce sizin yaşadıklarınızı yaşamaya başlayan, dünyada Tanrısal insan olarak yaşamayı öğrenen, zihinlerinden, felsefeden, psikolojiden uzaklamaya başlayan ve yalnızca kendi gerçek benlikleriyle bağlantı kurmak isteyen milyonlarca insan var. Yani, önümüzde yapacak çok iş var.


İster Kırmızı Çember’de, ister Işık İşçilerinde isterse de Kryon’un grubunda ya da yeni bilince odaklanmış herhangi başka bir grupta olun, bu işi yapmak için dramanın ötesine geçmeniz gerekecek.


Hatırlatmalar


Bitirirken sizinle iki şey paylaşacağım. Herşeyden önce, dramanın hayatınızda nasıl sahnelendiğinin ve sizin de bunda rol aldığınızın farkında olun. Dileğiniz an bağlantınızı koparabilirsiniz, ama bunu yaptığınızda, herşeyin sıkıcı göründüğü bir periyoda girersiniz. Ama değildir. Sadece daha yüce bir gerçeklik biçiminin yaşamınıza girmesi için yer açıyordur. Sadece kendinizi harekete geçirmek, uyarmak amacıyla dramaya geri dönmeyin, bu ayartmaya kanmayın.


Drama çok eski bir enerjidir. Çok ama çok düalitiktir. Şimdi biz burada, Dünyada dramaya ihtiyaç duymadan yaşamanın yeni bir biçimini keşfedeceğiz. Diğerlerinin kendi oyunlarını oynamalarına müsaade edin. Onların dramayla dolu zamanlarının tadını çıkarmalarına izin verin ama biz, gerçek bilince ulaşmak için bunun ötesine geçelim.


Ve bu arada, çoktan fark etmiş olabileceğiniz gibi yükselmekte olan bu bilince, bu spiritüel çalışmaya girdiğiniz zaman, çok daha fazla drama ve problem yüzeye çıkar. Çünkü uzun zamandır size asılı duran drama, direnç gösteriyordur. Peki nasıl direnecek? Daha çok drama yaratarak. Derin bir nefes alın. Artık buna ihtiyacınız yok. Gelecek oturumlarımızda bu konu hakkında daha fazla konuşacağız.


İkinci şey de zamanın nasıl uçup gittiği. Sanki konuşmaya daha birkaç dakika önce başlamışız gibi geliyor. Gerçekliğin doğası bu. Çok çabuk değişecek, tıpkı çoğunuzun daha yeni başladığımızı zannederken aslında sona geldiğimizi duyunca şaşırdığında olduğu gibi. Bir anlamda yeni başladık, ama evet, bugünlerde zamanın eskisinden daha akışkan gibi görünmesi garip değil mi?


Zaman uçup gitti ve çok fazla sorunuz var. Sorusu olan herkesi görüyor ya da hissediyorum. Birkaçınızın da çok, çok, çok derin duygusal soruları var. Söylemem gereken bir şey var, bu soruları soruyorsunuz çünkü şu anda eşiktesiniz, ya da eşikte olduğunuzu hissediyorsunuz. Sizi unutmadım ve her birimiz tarafından dikkate alınıyorsunuz. İnsani zaman kısıtlamaları yüzünden bu programda sizinle kelimeler aracılığıyla bağlantı kurmam zor oldu ama program bittikten sonra bile, size kişisel olarak geleceğim – sadece siz ve ben. Sizin için orada olacağım ve sizinle konuşacağım, sizinle paylaşacağım.


Kendinizi açın ve sizin hakkınızda konuşalım. Olduğunuz o olağanüstü varlık hakkında ve yolunuzu çıkan, sizi olduğunuz Tanrı’yı fark etmekten alıkoyan küçük şeyler hakkında konuşalım. Ben orada olacağım.


Ve bununla birlikte, sizinle birlikte olmak benim için bir onur ve mutluluktu, ve şu sözlerle ayrılmak istiyorum: Bütün yaratımda herşey iyidir ve bu yüzden, Ben Benim ve siz de.


Ve öyledir.

 

Çevirmen: Deniz Sertbarut

 

© 2010 Geoffrey Hoppe  Golden, Colorado. Tüm hakları saklıdır.
Bilgi için www.crimsoncircle.com   Bu dokümanı serbestçe dağıtabilirsiniz.

Paylaş |                       Arşiv      3101 kez okundu