• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/groups/kirmizicember/
                                       BAĞIŞBAĞIŞ
        
    

“Rüyalarınızın ötesi (Özgürlüğün içine)”

KIRMIZI ÇEMBER MATERYALLERİ

Özgürlük Serisi

ŞAUD 4: “Düşlerinizin ötesi (Özgürlüğün içine)” – Geoffrey Hoppe kanallığıyla ADAMUS mesajıdır

5 Ocak 2013 tarihinde Kırmızı Çember’e sunulmuştur. www.crimsoncircle.com/www.kirmizicember.com

 

Ben ben olan, daha iyi, daha kibar ve daha şefkatli Adamus Saint-Germain. (Seyirciler alkışlar ve onaylarlar; Adamus kıkırdar) Ve çekler, şuan postada. (Kahkahalar) Bugün gülümsüyorsunuz ve çok da haklısınız. Yeni bir döneme girdik. Bu farklı. Kesinlikle farklı. Çağlar boyu, çok uzun zamandır beklen yepyeni bir çağ ve işte buradayız. Hım. Buradayız.

Ne olduğunu fark ettiniz mi? O taşra şarkısı çalarken, neler oluyordu hissedebildiniz mi??* (Kahkahalar) Biraz klasik müziğe ne dersiniz? Onunla ilgili sorun ne?

* Gregory Alan Isakov’un Putumayo Presents albümünden the Stable Song (Ahır Şarkısı) nı kasttederek...

Müzik çalarken ne olduğunu fark edip, hissettiniz mi? Her neredeyseniz, otururken ya da uzanıyorken, neler oluyordu? O, sarsıcı, aşırı kuvvetli bir enerji hareketi değildi. Pürüzsüz, basit ama çok gerçekti. Sizi sandalyenizde sarsan bir şey değildi. Bedeninizi şoke eden bir şey değildi. Sadece pürüzsüz ve kolay bir enerji izin verişiydi.

Buna alışın. Buna alışın. (Seyirciler “Ooooh” ve “Evet!” der ve alkışlar) Ah. Ah, ama bugün üzerinde konuşacağımız ince bir nokta var.

 

Yeni Çağ-Dönem

Yeni Çağ’a Hoş geldiniz. Ah! Şunu söylemeliyim ki Maya Kehanetleri, Atlantis Zihinsel Çağının Sonu, İsa’nın tekrar gelişi konusunda, tek bir doğru olmasa bile, onları gerçek yapacak kadar, yeterli bilinç ve his mevcut. Yeterince gerçek… Eh, “İnanç” kelimesini kullanmak istemiyorum”, Cauldre. Hayır, inanç değil. O, gerçek tutku ve arzudur. Bu nedenle Yeni Çağ’a geçiş yaptınız. Bu kadar basit.

Gerçek şu ki, evet, Maya Kehanetleri, tüm o diğer şeyler, bir kerede beş çağın değişimi, hepsi çok doğru. Ama bunu gerçekte etkileyen şey, sizsiniz; sizin arzu ve tutkularınız. Belki de, eski olandan uzaklaşma tutkusu. Bunun tam da zamanıydı. Gelmekte olan yeniler için yol açma tutkusu ve birçoğu var. Sizden sonra gelmekte olan, arkanızdan gelen pek çok kişi var. Bunlar Dünya’da birçok yaşam geçirmiş insanlar. Ayrıca Yeni Enerji Çocukları, Kristal Çocuklar- onlara ne isim vermek isterseniz- ilk defa gelmekte olanlar var. İşareti geçtik ve şimdi buradayız.

Çoğu insan için – sizin için değil; ama çoğu insan için – 2013 aynen 2012 gibi olacak. Bunu zaten görüyorsunuz. 1 Ocak’ta geceden kalma ve pişmanlık dışında bir şeyle uyanmadılar. Gerçekte hiç bir şey değişmedi. Ama sizde, bir pırıltı, o arzu var. Biz bu yakınlarda bir toplantımızda bunun hakkında konuştuk, bizim “Herneysenin Sonu*” toplantımızda.  Artık yeter. Bu kadar basit. Artık Yeter. Uzlaşmak yok.

*Çn:21 Aralık’ta yapılan “End of Whatever” toplantısından bahsetmektedir.

Oh, uzlaşmak şaraba su katmak gibidir. Bunu niye isteyesiniz ki? (Bazıları kıkırdar) Uzlaşmalar, size anlaşma yaptırdı – gölge düşürdü,  sizi zayıflattı, sizi diğer insanların gündemlerine ve isteklerine bulaştırdı. Bazı insanların “Hayır, iyi bir uzlaşmacı olmak zorundasın” dediğini biliyorum ama kendinle değil, kendinle olmaz.

Hayır, hiç de değil. Bu diğerlerinin değerleri ve fikrine saygı duymamanız anlamına gelmiyor. Bu, sizlerin yanı sıra, bu gezegende başka varlıkların olduğunu anlamayacağınız anlamına gelmiyor. Bu sadece, değerlerinizden, tutkunuzdan ve arzularınızdan ödün vermeyeceğiniz anlamına geliyor. Hem de hiç. Bu eğlenceli. (Kendini takip eden kameranın içine doğru dikkatle bakmaya başlar, kameraman “Evet, öyle!” der) Güzel.

Bu yeniçağda beraberiz. Hadi derin bir nefes alalım. Başardınız. Hayat güzel.

Hadi başlayalım. Bugün üç bölümümüm var. Kısa tutacağız.

LINDA: Gerçekten mi?! (Kahkahalar ve Adamus kıkırdar)

ADAMUS: Evet. Aslında, bu Cauldre’nin kişisel ricası.

LINDA: Green Bay Packer taraftarı olduğu için mi?

ADAMUS: Evet, ruhundan daha önemli bir şeyleri var. (Kahkahalar) Onun seyredecek bir Amerikan Futbol maçı var. Hıım. Öyleyse devam edelim…

LINDA: Onun takımı kim?

ADAMUS: … Şimdi. Umurumda değil. (Kahkahalar)

LINDA: Ohh! Ona istediğini vermeyeceksin?

ADAMUS: Onun takımı kendisi olmalı. (Linda’nın adeta nefesi kesilir) Ama hayır, o, bu komik üniformalı ve kasklı insanları kendi takımı yapıyor. (Kahkahalar)

LINDA: Green Bay Packers’ı mı kastediyorsun?

ADAMUS: Onlara bu adı mı veriyorsunuz?

LINDA: The Green Bay Packers.

ADAMUS: Evet.

LINDA: Peynir kafalar.

ADAMUS: Evet. Hadi önemli şeylere geçelim. (Bazıları kıkırdar) Dikkat dağılması sonra gelsin.

Hadi başlayalım. Eski Enerji’deki son toplantımızdaki konumuzla devam edelim.

Bu arada, Yeni Enerji’deki bu ilk toplantımız. İnanılmaz! (Seyirciler alkışlar) Tüylerinizi diken diken ediyor. Hadi konumuza devam edelim. Tahtaya not alacak birine ihtiyacımız var. Gönüllü?.

LINDA: Şimdilik ben yazayım.

ADAMUS: He yazıp, hem koşturacak mısın?

LINDA: Görelim. (Adamus kıkırdar)

 

2013’ün Özellikleri

ADAMUS: Bir Üstat’ın özelliklerinden bahsedeceğiz. Bunu yapmadan önce, aslında, önce 2013’ün özelliklerinden bahsedelim. 2013 için, sizin için, gerçekten önemli olan özellikler nelerdir? Sizin için bu sene anahtar kelimeler ne olacak? Şimdi, buraya her ne yazarsak, onun olabileceğini unutmayın.

LINDA: Ooh.

ADAMUS: Öyle olabilir. 2013 için anahtar kelimeler nelerdir? Linda mikrofonu getirecek. Söz aldığınızda, sizden ayağa kalmanızı isteyeceğim, lütfen. Bu yılın anahtar kelimeleri.

TIFFANY: Sadece bir tane mi?

ADAMUS: Kelimeler, çoğul.

TIFFANY: Tamam. Para!

ADAMUS: Mükemmel. Buna bayıldım. Güzel.

TIFFANY: Eveet. (Bazıları alkışlar ve birkaçı “Vav!” der)

ADAMUS: Teşekkürler. Linda ceplerimi kontrol etmeyi unuttu.

LINDA: Oh kahretsin!

ADAMUS: Senin için paramız var. 100 Amerikan Doları.

TIFFANY: Teşekkürler! Vav! Teşekkürler!

ADAMUS: Anında. (Seyirciler alkışlar)

TIFFANY: Bu iş görür.

LINDA: Herkes “Para” diyebilir mi? (Seyirciler “Para!” der ve Adamus kıkırdar)

ADAMUS: İlk defa bizi seyredenleri düşünebiliyor musunuz? (Bazıları kıkırdar) Bunun Protestan bir toplantı olduğunu düşünüyorlar. Para. Mükemmel. Güzel. Sizler için ve onu seçen diğerleri için. Bu neden bu yıl sizler için önemli?

TIFFANY: Yapmak istediğimi, yapamıyor gibi hissetmekten bıktım.

ADAMUS: Güzel. Güzel. Ne kadar bıktın?

TIFFANY: Çok bıktım.

ADAMUS: Gerçekten, gerçekten bıktın mı?

TIFFANY: Burama kadar geldi. (Kahkahalar)

ADAMUS: Burana kadar mı geldi? (Adamus kıkırdar) Ama paranın sana ne kadar da kolay geldiğini fark ettin mi?

TIFFANY: Evet, harikaydı.

ADAMUS: Bunun için kendinden ödün vermek zorunda kaldın mı?

TIFFANY: Hayır.

ADAMUS: Yalvarıp, yaltaklandın mı?

TIFFANY: Hayır.

ADAMUS: Diğerleriyle paylaşır mıydın?

TIFFANY: Olabilir.

ADAMUS: Ya da olmayabilir.

TIFFANY: Ya da olmayabilir.

ADAMUS: Evet. Evet. Çünkü biliyorsun, kendin için, o 100 Doları yarattığın kadar kolay bir şekilde– ve dahası da gelecek –diğerleri de yaratabilirler. Uzlaşma yok. Onu küçük parçalara bölme. Harcamak zordur. Pete de yaratabilir. Duke de yaratabilir. Hepiniz bu kadar kolay yaratabilirsiniz. Bu kadar kolay. Çabalamaya gerek yok.

Şimdi, aslında Linda’nın biz başlamadan önce, Cauldre’nin ceplerini kontrol etmeye çalıştığını size söylemeliyim. (Kahkahalar) Ama güçler, bunun gerçekleşmesini engellediler ve o 100 Dolar sana ulaştı. (Seyirciler alkışlar) Hikâyeden çıkarılacak ders, perde arkasında olmakta olan pek çok şey var. Onlar için endişelenmenize gerek yok. Onları düşünmenize gerek yok. Cauldre ve Linda’nın burada, tam önünüzde, birisinin parayı cebinden almak isterken, diğerinin buna direneceği bir tartışmaya girecekleri konusunda, endişe duymanıza hiç gerek yok. Bunun önemi yok. Para, bolluk sana ulaştı. Bunun hepiniz için bir işaret olmasına izin verin. Yoktan var oldu. Buraya para umarak ya da para talep ederek gelmedin. …

LINDA: Nereden biliyorsun?

ADAMUS: … Para için dua ederek. (Kahkahalar)

TIFFANY: Bugünden sonra öyle olacak! (Daha fazla kahkaha)

ADAMUS: Bu sadece sana geldi. 2013’ün , Yeni Enerji’nin özellikleri arasında, ilk akla gelen şey para oldu – bam! diye. Lütfen, bu yıl beni Yükselmiş Üstatlar Kulübünde utandırmayın. (Adamus kıkırdar) Paranın, yıl boyunca size bu kadar kolay gelmesine izin verin. Yıl boyunca. Teşekkürler. Teşekkürler. Paranla ne yapacaksın? (Birisi “Hawaii” der) Hawaii.

TIFFANY: Aslında Vegas.

ADAMUS: Vegas. (Adamus kıkırdar)

TIFFANY: Zaten oraya gidiyoruz.

ADAMUS: Güzel. Sana bu kadar kolay gelmesine izin ver. Bir sonraki kişi.

SHAUMBRA 1 (Kadın): Merhaba Linda.

LINDA: Merhaba.

SHAUMBRA 1: İzin vermek.

ADAMUS: İzin vermek. Neye izin vermek?

SHAUMBRA 1: Açılıp, almak için kendine izin vermek…

ADAMUS: Açılmama izin vermek? Sence de yeterince açık değil miyim? Gerçekten açılmamı istiyor musun?

SHAUMBRA 1: Sen de. Herkes. Her kim açılmak istiyorsa. (Kıkırdar)

ADAMUS: İzin vermek. Neye izin vereceksin? (Kadın iç geçirir) Birazdan sana söyleyeceğim.

SHAUMBRA 1: Bolluğa izin vereceğim.

ADAMUS: O etrafı kolaçan ediyor. (Adamus etrafta yürüyordur)

SHAUMBRA 1: Şifalanmaya izin vereceğim. Daha sonra da…

ADAMUS: Eh, makyoyu geçelim istersen.

SHAUMBRA 1: Ama bu doğru.

ADAMUS: Kısmen doğru.

SHAUMBRA 1: Sen söyle o zaman.

ADAMUS: Gerçekten neye izin vereceğini biliyor musun?

SHAUMBRA 1: Sen söyle.

ADAMUS: Ve herkese örnek olacaksın. Önce seni dudaklarından öpmeme izin vereceksin. (Adamus onu dudaklarından öper, seyirciler “Oooh!” der) O senin kocan değildi, Linda. Bendim. (Bazıları kıkırdar) İkinci olarak, kendine, kendini sevme iznini vereceksin. Ohhh… (Seyirciler “Ohhh” der)

LINDA: Ohhh.

ADAMUS: … Tanrısal bir şekilde.          

SHAUMBRA 1: Bunu çoktan yaptım sanıyordum.

ADAMUS: Sevginin ne olduğunu keşfetmek üzeresin. (Adamus bunu seksi bir şekilde söyleyince, kahkahalar) Kendin için, çılgınca, delice, zihinsel olmayan ve uzlaşmayan sevgi.

SHAUMBRA 1: Amin.

ADAMUS: Güzel. Güzel. Teşekkürler. Ve sonra, sonra da, diğer şeyler, eh, diğerleri çıka gelecek. Öylece belirecekler.

Bu tam da kendinizi sevme yılı. Bunda uzlaşma yok, hiç biriniz için. Beklenti yok. Sahip olunabilecek en büyük aşka müdahale edecek hiç bir şey yok. O sizinle birlikte. Utanmayan, duyusal – duyusal illa ki cinsel anlamına gelmiyor ama gelebilir de – duyusal sevgi. Oh! Suçluluk hissetmeksizin, kendinizi tutmaksızın. Kendinize duyduğunuz bu çılgın sevgi. Ah! Görüyorum. O geleceğinde. (Seyirciler “Vav!” der ve bazıları alkışlar) Evet. Güzel.

SHAUMBRA 1: Vav.

ADAMUS: Teşekkürler.

SHAUMBRA 1: Teşekkürler.

ADAMUS: Bir sonraki. Bu yılın özellikleri. Bence Yeni Enerji Üstadının özellikleri listesi, 2013’ün de listesi. İnanılmaz. Evet.

SHAUMBRA 2 (Kadın): Beni buna o zorladı. (Kahkahalar)

ADAMUS: Bunun şu an da gerçekleşeceğine dair, karmik anlaşmanız vardı. (Kahkahalar) Buna ikiniz de evet demiştiniz. Kurban değilsin. Konuş bakalım.

SHAUMBRA 2: Pekâlâ. (Daha fazla kahkaha ve Adamus kıkırdar)

ADAMUS: Burada biraz duraklayacağım.

SHAUMBRA 2: Özelliklerden biri, anlaşmanın küçücük harflerle yazılmış maddelerinden kurtulmak. Tamam mı?

ADAMUS: Anlaşmadaki küçücük harflerle yazılmış maddelerden kurtulmak. Buna bayıldım.

SHAUMBRA 2: Tamam.

ADAMUS: Hadi o maddelerden kurtulalım.

SHAUMBRA 2: Hadi onlardan kurtulalım.

ADAMUS: Kesinlikle.

SHAUMBRA 2: Bunu halledelim ve hayatı yaşayıp mutlu olalım.

ADAMUS: Güzel. Kesinlikle. Güzel. Bunu nasıl yapacağız? Yani kulağa güzel geliyor ama bunu nasıl yapacağız?

SHAUMBRA 2: Kulağa gerçekten de iyi geliyor.

ADAMUS: Bu kocaman bir fil.

SHAUMBRA 2: Öyle.

ADAMUS: Evet.

SHAUMBRA 2: Odanın içinde.

ADAMUS: Odanın içinde, evet ve gazı var. (Kahkahalar)

SHAUMBRA 2: Aman Tanrım!

ADAMUS: Bunu nasıl yapacağız, sadece yaşamın keyfini mi çıkaracağız?

SHAUMBRA 2: Sadece ol. Her şey ol, her günün her anında. Sadece ol.

ADAMUS: Nasıl sadece olabilirsin?

SHAUMBRA 2: Genellikle koltuğa yığılıp ve…

ADAMUS: Güzel, güzel! (Adamus kıkırdar)

SHAUMBRA 2: … Uzaktan kumandayı elime alır…

ADAMUS:       Ve bir bira…

SHAUMBRA 2: Evet. O da işe yarar? (İkisi de kıkırdar)

ADAMUS: Kendine izin vermeye ne dersin?

SHAUMBRA 2:Kesinlikle.

ADAMUS: Şimdi daha kolay görünüyor.. Bu yıl yaşamdan gerçekten keyif almak için kendinize izin verin. Hayır… Kesinlikle artık o eski kalıplar yok.

SHAUMBRA 2: Tamam.

ADAMUS: Evet, evet.

SHAUMBRA 2: Evet.

ADAMUS: Evet!

SHAUMBRA 2: Hadi bunu yapalım!

ADAMUS: Aslında bu kolay ve sorun şu. Siz kolaylıkla zihne kayıp, onun hakkında düşünmeye ve programlar yapmaya başlayabiliyorsunuz. Hayır, sadece yapın. Güzel. Yaşamın keyfini çıkarmak. Yaşamın keyfini neden çıkarmalıyız?

SHAUMBRA 2: Çünkü çok kısa.

ADAMUS: Neden çok kısa? Bu iyi bir soru.

SHAUMBRA 2:Bilmiyorum!

ADAMUS: Bu iyi bir… Bunun üzerinde de bir anlığına duraklayalım.

SHAUMBRA 2: Aman Tanrım. (İkisi de kıkırdar)

ADAMUS: Bir insan şablonu, bir insan standardı var. Ve genellikle bu standart, insanların 75 bilemedin 80 yaşına kadar yaşamasına izin veriyor. Neden? Daha fazla kalmak istiyor musunuz?

SHAUMBRA 2: Evet.

ADAMUS: Evet. Bu çok zayıftı. (Birisi “Evet” diye bağırır) Bunun içinde tutku nerede? Belki de istemiyorsundur. Belki de gerçekten 85 güzel yıl istiyorsundur ya da yüz veya daha fazla. Bu beni endişelendiriyor çünkü insan bilincine sıkıca işlenmiş şu bilgi mevcut: Yaklaşık 85 yaşına geldiğinde öleceksin ve olur da 100 yaşına gelirsen gerçekten çok yaşlı, kırışmış ve çirkin olacaksın. Öyleyse neden uzun yaşayasın?”

Atasal biyolojiden daha önce bahsetmiştik. Hadi bunu – bunu listeye ekleyebilir miyiz? – hadi bu yıl, ışık bedeniniz olmanın pratiğini yapalım. Kaç yıl geçtiğini unutun. Şuanda ne tür hastalığınız olduğunu unutun, lütfen ve bunu kolaylaştırın. Bunu, ona 100 Doların gelmesi kadar kolay bir hale sokun. Tamam mı? Güzel.

Yaşlanma, ooh, bu diğer bir konu. Bolluk konusunda işimiz bittiğinde, yaşlanma ya da yaşlanmama üzerine çalışacağız.

LINDA: Önce onu yapamaz mıyız? (Adamus kıkırdar)

ADAMUS: Yapabiliriz. Yapmak istemememin nedeni, bu sefer de “Uzun yıllar yaşamış olduğumda da fakir olacağım” demeye başlayacaksınız”

LINDA: Yaaa.

ADAMUS: Önce bolluk konusunu halledelim, sonra zaten daha uzun yaşamak isteyeceksiniz.

LINDA: Gayet mantıklı.

ADAMUS: Evet, mantıklı. Evet. Hala bir insan gibi düşünebiliyorum. Evet. Güzel.

SHAUMBRA 3 (Kadın): Katılıyorum. Uzun yaşa ve bolluk içinde yaşa.

ADAMUS: Evet.

SHAUMBRA 3: Benim için bu kolaylık ve zarafetle ilgili.

ADAMUS: Evet. Kolaylık ve zarafet. Güzel.

SHAUMBRA 3: Kolaylık ve zarafet.

ADAMUS: Güzel.

SHAUMBRA 3: Bolluğa, yaşa ve yükselişe izin vermek.

ADAMUS: Evet. Bunu şuan –hepinizin- iyice düşünmenizi istiyorum. Kolaylık ve zarafet.  En büyük – ikinci en büyük, belki – belki de en zorlaştırıcı etmen diğer insanlar. Birinci siz; ama bunu şuan aşıyoruz. Fakat daha çok diğer insanlar. Yaşamınızda buna gerçekten şefkatli bir gözle bakmanızı istiyorum. Kendiniz için şefkat duyun.

Biliyorum bu konudan bahsettiğimde, bazen ince buz üzerinde yürüyorum. Ama aydınlanmanız ve mutluluğunuz üzerinde büyük bir yük olan, ilişki faktörü var. Kocaman. Kendi başınıza olsanız, kendi kendinizi sevmeyi çok daha kolay öğreneceğinizi iddia ediyorum. Bir bakıma buna mecbur kalırdınız. Kendi başınıza olsanız, ilişkilerden, insanlardan ve aile üyelerinden gelen tüm o baskılardan uzak olurdunuz ve aydınlanma size çok, çok, çok daha hızlı bir şekilde gelirdi.

Size gidin ve o ilişkileri sonlandırın demiyorum. (Adamus sessiz bir şekilde dudaklarıyla “Belki” der ve biraz kıkırdar) Resmen bunu tavsiye etmiyorum ama buna dönüp bir bakmanızı istiyorum. Bunlar büyük bir çoğunlukla karmiktir. Büyük bir kısmı sona ermiştir. Bu, onları inkâr etmeniz gerektiği anlamına gelmiyor. Onları kesip atmanız gerektiği anlamına gelmiyor. Bu, şu anlama geliyor: İlişkinin dinamiğini değiştirin. Onlar artık geçmiş yaşamlardan sizin anneniz ya da bu yaşamdan sizin anneniz değiller. Artık sizi birbirinize bağlı tutan karmik hatlar yok. Bu, onlara Noel kartları yollamayı kesin anlamına gelmiyor. Ama artık neden onlardan size hiç kart gelmediğini, kendinize sorun. Bu, komün halinde bir yerlere yerleşin ve asla onları bir daha görmeyin anlamına gelmiyor. Sadece ilişkinizi değiştirin. Bu kadar kolay. Gerçekten de öyle. “Namaste” dediğiniz anda -  onlar da aynen sizin gibi ruhlu varlıklar, ben Tanrı’yımdırlar. Ancak artık bu eski karmik bağın parçası değildirler ya da ondan geriye kalanların. Bunu geride bırakın -  bu aydınlanmayı çok daha kolaylaştıracak.

Bunu daha önce söylemiştim, dışarıda çok fazla tartışmaya neden olmuştu ama aslında sizi geride tutan şeylerin %95’i size ait değildir. Onlar ilişkilerden, dışarıdan, kitle bilincinden ve geri kalan şeylerden gelmekte ama size ait değiller. Hadi bu yılı, artık eski ilişkileri istemediğiniz bir yıl olarak yaşayalım. Her ilişkinin, yeni bir biçimde başlamasını istiyorum. Eski ilişkilere son.

Güzel. Diğer özellikler?

Ben burada küçük bir sır söylemek zorundayım. Ben konuşurken, odada bu güzel enerji varken – çok hissedilebilir, çok gerçek, nerdeyse ışıl ışıl aşağı indiğini görebilirsiniz– Cauldre bana, biraz acele edebilir miyim, böylece gidip futbol maçını seyredebilir mi diye soruyor. Buna inanabiliyor musunuz?!? (Birkaç kişi kıkırdar) İşte buna katlanmak zorunda kalıyorum! (Kahkahalar) Linda, bugün kanal sen olmak ister misin? Sadece benmişim gibi davran.

LINDA: Ben bunu yapamam. (Adamus kıkırdar)

ADAMUS: Ahh!

LINDA: Ahh!

ADAMUS: Ahh! Hadi devam edelim. 2013’ün diğer özellikleri. Yaşayan üstadın özellikleri. Evet?

LAWRENCE (Adam): Evet, eski arkadaşlıkları bırakmak gibi. Bir inanç sisteminde büyümüş hepimiz toplumumuzda arkadaşlıklara sahibiz. Sanırım şuan, bizi zihnin içinde tuttuğu her türlü baskı ve hapishaneden kelimenin tam anlamıyla özgür bırakabilecek, resmi bir egemenlik ilanı için uygun bir zaman.

ADAMUS: Güzel.

LAWRENCE: Adeta bir kutsama olan birkaç şey keşfettim.

ADAMUS: Güzel. Ne söylemek istersin?

LAWRENCE: Egemenliğimi.

ADAMUS: Güzel. Bunu nasıl ilan etmek istersin?

LAWRENCE: Bundan…

LINDA: Ona 100 dolar de.

LAWRENCE: Bundan böyle…

LINDA: Yüz dolar. (Kahkahalar)

ADAMUS: Hiç yardımcı olmuyorsun, Linda.

LAWRENCE: Sadece izin veriyorum… Hepimizde iki kişi var. Her birimiz yarattığımız bir kurgunun altında yaşıyoruz. Ve hepimiz aynı zamanda özgür ve mutlak varlıklarız.

ADAMUS: Evet. Biri –siz- egemenliğinizi ilan ettiğinizde ne olur? Ve bunu gerçekten kastettiğinizde. Bu hissiyatınız ve tutkunuzla yapılır. Zihinsel mantra sözcükleriyle değil. “Artık köle olmaya son. Bu kadar.” dediğinizde bunu ilan ettiğinizde, o da aynı türden tutku ve şefkatle gelir.

LAWRENCE: Bir kartal gibi süzülmenize izin verir.

ADAMUS: Başka?

LAWRENCE: Kesin olarak hayatınızda hiçbir sınır yok. Bir yaratıcı olabilirsiniz.

ADAMUS: Evet.

LAWRENCE: Yaratıcı potansiyelimize engel oluşturan kanunlar ve yapılar tarafından baskılanmak zorunda değiliz.

ADAMUS: Evet. Başka ne olur?

LAWRENCE: Keyif ve yaratıcılık, öz sevgi.

ADAMUS: Bu hepsine bağlı olarak…

LAWRENCE: Korku gidiyor.

ADAMUS: … Neden herkes bunu yapamıyor? Bana çok basitmiş gibi geliyor. Bana gerçekten çok basitmiş gibi geliyor. Neden herkes bunu yapmıyor? “Egemenliğimi ilan ediyorum. Egemenliğimi geri istiyorum.” Buradan yüksek sesle ilan ediyorum.” Birileri “Ben egemen olarak yaratıldım ve şimdi egemenliğime geri dönüyorum.” diyor. Bu kadar kolay. Böyle. Neden bunu yapmıyoruz?

LAWRENCE: Çünkü onlara öğretilmemiş… Onlara bir yanılsama içinde olmak öğretilmiş. Eski Enerjide yaratılmış bir kurgusun ve o Eski Enerjiye olan bağ, bizi bu yapıda tutuyor. Gerçek anlamda şuan, bunu kâğıda dökme zamanı – şaka yapmıyorum – Belediye’ye gidip hükümete egemenliğimiz hakkında resmi beyanda bulunabiliriz. Artık üzerimizde daha fazla insan kanunları olmamalı. Sadece…

ADAMUS: Ben bunu sadece “Ben egemen bir varlığım ’da “ bırakırdım. (Kahkahalar) Ama bu iyi. Neyi kastettiğini anlayabiliyorum.

LAWRENCE: Pek çok açıdan, ama bu bizi; anayasal yargı ve insan hakları beyannamesi kapsamında, gerçek uygulanabilir bir durum olarak kabul edilen, resmi olarak deklere edilmiş, noter tasdikli, kayıt altına alınmış korunmuş bir konuma getirir. Bu kadar basit…

ADAMUS: Ki, bu arada, yaratılmasına ben de yardımcı olmuştum. Bundan bahsetmeden edemedim

LAWRENCE: Evet, yaptığını biliyorum…

ADAMUS: Evet, evet.

LAWRENCE: … Çünkü bu, bu ülkenin yaratımında muhteşem bir deneydi. Ve şans eseri…

ADAMUS: İlginç deney, hadi buna…

LAWRENCE: …  Bu ülkede, herkes eşit fırsat dâhilinde kendi egemenliğini ilan ettikten ve bunu dünyaya, şu ana getirdikten sonra, bugün var olan çoğu ülke kendi anayasasını buna göre şekillendirdi.

ADAMUS: Neden daha fazla insan bunu yapmıyor?

LAWRENCE: Korku yüzünden.

ADAMUS: Neyin korkusu?

LAWRENCE: Birincisi, kanundan korkmuyorlar. Alay edilmekten korkuyorlar. Dünyanın en mutlu insanları zenginliğe sahip olan insanlar.

ADAMUS: Neden biri, bir başkasıyla, egemenliğine sahip çıktığı için alay etsin ki? İlginç. Gelecek ay burada formlar olursa, (Adamus kıkırdar) – Linda? (Linda üfler) –egemenlik formları ve insanlar bu formları bayan eder ve egemenliklerini ilan ederler ve bazıları bununla alay eder. Neden biri bununla alay etsin ki?

LAWRENCE: Çünkü orada, medyada yansıyacak diğer belirli enerjiler var ve bu enerjiler egemenliği şöyle tanımlayacaklar…

ADAMUS: Garip.

LAWRENCE: … Terörizm. Tam anlamıyla, çünkü bu kâğıt terörizmi. Kağıt terörizmi olarak yaftalanacak ve sonra insanlar korkacaklar ve “Hayır, bunu yapmak istemiyoruz.” diyecekler.

ADAMUS: Oh! Harika bir fikrim var. Hadi spiritüel teröristler olalım! (Bazıları coşar ve alkışlar) Ah, evet. Oh, evet!

LAWRENCE: Aslında, olduğumuz şey de bu. Aslında biz yeni gizli hükümetiz.

ADAMUS: Öylesiniz. Evet.

LAWRENCE: Biz yeni gizli hükümetiz ve henüz bunu bilmiyoruz.

ADAMUS: Hadi artık gizli olmayalım. Evet, Hadi…

LAWRENCE:  Evet kesinlikle. Hayır…

ADAMUS: Ben Ben’im Hükümeti.

LAWRENCE: Herkes özgür olmak istiyor.

ADAMUS: Ben Ben’im Krallığı. Evet.

LAWRENCE: Bu doğru. Herkes egemen olmak istiyor.

ADAMUS: Ben, Ben Ben’im Krallığının İmparator Üstadıyım. Güzel.

LAWRENCE:  Özgür alan.

ADAMUS: Bunu sevdim. Bunu… Çok sevdim (Linda ona çikolata ikram eder) Moi(Bana mı)?

LINDA: Mm hmm.

ADAMUS: Bir de kahve lütfen. Sütlü.

LINDA: Tabi. Hemen. (Birkaç kişi kıkırdar)

ADAMUS: Güzel. Teşekkürler. Bugün, kim kime kanallık ediyor? (Bazıları kıkırdar) Bu hoşuma gitti. Öne çıkın. Bu güzel.

LINDA: Krema yok mu?

ADAMUS: Krema, lütfen.

LINDA: Oh, tamam.

ADAMUS: Otursana. (Birkaçı kişi, Lawrence Linda’nın iskemlesine oturduğunda kıkırdar) Üzgünüm Linda.

LINDA: Sorun değil. Bunu atlattım.

ADAMUS: Bu ilginç. Korkmadan, herhangi bir şart olmadan, egemenliğini ilan etmek. Ne içmek istersin? Arkada biraz şarap var.

LAWRENCE: Oh, çok iyi olur.

ADAMUS: Arkadaşım için bir bardak şarap. (Seyircilerden bazıları kıkırdar) Benim için değil. Cauldre daha sonra bira içecek.

LINDA: (Kahvesini getirir) Bu çok mu kremalı? (Bazıları kıkırdar)

ADAMUS: Hayır, hayır. Hayır. Ben kim, seçici olmak kim? (Adamus kıkırdar)

LAWRENCE: Bu ilginç. Maui’deydim…

ADAMUS: Bugün bunun olacağını biliyor muydun?

LAWRENCE: Bilinçli olarak değil, ama eminim benim diğer…

ADAMUS: Eh, saçmalık.

LAWRENCE: … Bilinçaltım.

ADAMUS: Evet, evet. Artık bilinci ve bilinçaltını birbirinden ayırmayı keselim ve… Güzel. Şarabını iç. (Suzy ona şarap getirir) Başka isteyen? Çok yok ama bölüşebiliriz. (Seyircilerden kıkırdamalar)

LAWRENCE: Hayır, ama Maui’deydim…

ADAMUS: Egemenliğine.

LAWRENCE: Şarkıcımız kim? Balina şarkısını söyleyen şarkıcı kimdi?

ADAMUS: Anders Holte.

LAWRENCE: Evet, Kış Dönümünde Anders ile birlikteydim ve ilk…

ADAMUS: Biraz Anders’i andırıyorsun.

LAWRENCE: Orada tanıştığım ilk insanlar…

ADAMUS: Biraz iç.

LAWRENCE: … Avustralya ve Yeni Zelanda’dandılar. İkisi de benim şuan burada yaptığımı yapıyorlardı ki, bunlar benim tanıştığım ilk iki insandı. Tanıştığım üçüncü insan, beni ilk defa geçen ay burada görmüştü. Yanıma gelip bana kendini tanıttı. Kesinlikle çok büyülü bir andı. Ama nasıl olduğunu hepiniz bilirsiniz. (Adamus içmesi için işarette bulunur) Bir yudum alayım. (Bazıları kıkırdar)

ADAMUS: Tabii ki o, eski alkoliklerden ve ben burada, şimdi bir şey başlattım; ama… (Kahkahalar ve Adamus kıkırdar) Bu nedenle ben kahve içiyorum.

Hadi bunu yapalım, seni buraya çıkarmamın sebebi – pek çok, pek çok nedenim var– hadi egemenliğini ilan edelim ya da geri isteyelim – geri istemek, bu hoşuma gitti– çünkü egemen başlamıştın. Tamamen, sadece egemen.

Ruh(Spirit), - ki o aynı zamanda sizsiniz- büyük sevgi şöyle dedi – Ruh(Spirit) gerçekten bunları söyledi– ona bir de bu şekilde bakın, Anne/Baba Tanrı ya da eril/dişil  – ama Ruh(Spirit) şunu dedi, “Kendimi o kadar çok seviyorum ki, kendimi tekrar ve tekrar yaratmak istiyorum. Kendimin tekrar tekrar aynasını istiyorum; ama onların her biri, egemen olacak. Yarattığım benlerin ebeveyni, ben olmayacağım. Kontrol etmeyeceğim çünkü sonsuz sevgide kendime, kendi yaratımıma bütün özgürlüğü vereceğim.” Ve de öyle oldu. Her an, her gün kendine aşık olan Tanrısınız. Kötü deneyimleriniz ya da kötü diye tanımladığınız olaylarda bile, bu sadece bir deneyim. Sevgi denen bu şeyi anlamanın başka bir yolu.

Böylece egemen ve basit yaratıldınız. Ve sonra da, herhangi bir sınırlama ve kural olmadan ilerlediniz çünkü hiçbir kural olması gerekmiyor. Sizi eve geri çekecek hiçbir ip yok. Bu sevgidir.

Şimdi, ilginç bir şekilde, Ruh(Spirit) bunu o zaman bilmiyordu. Bunun sevgi olduğunu anlamıyordu ama bu arzuyu, bu tutkuyu hissediyordu ve “Kendimi tekrar tekrar yaratıyorum” dedi ve işte siz buradasınız. İşte buradasınız,  egemen halinize ve basitliğe geri dönüyorsunuz. Büyüye geri dönüyorsunuz.

Biraz zorluyor tabi. Pek çok yaşamlık programlama ve yapıyı ve çok güzlü hipnoz etkisini geride bırakmak zorundayız. Ama her güldüğünüzde, her gülümsediğinizde birazcık daha fazlasını salıveriyorsunuz. Böyle her toplanmamızda – bir grup Tanrı her gün kendilerine âşık oluyorlar – birazcık daha serbest bırakıyorsunuz. Biyolojinize fazla yük bindirecek hiç bir şey yapmıyorsunuz çünkü yaşam sevginiz nedeniyle, hepiniz burada kalmak istiyorsunuz. Biz – siz – bu bedende kalabilesiniz diye biyolojinizin kaldırabileceği kadarına, bir düzeyde tüm bu izni veriyoruz. Ne güzel bir yaratım. Her kahkaha attığınızda, her gülümsediğinizde, egemenliğinize biraz daha fazlası geri dönüyor.

Hadi bunu yapalım. Hadi… Tüm bu Tanrıların önünde egemenliğini ilan eder misin? Ne kavram ama.

LAWRENCE: Egemenliğimi ilan etmek mi?

ADAMUS: Ayağa kalkmak. Bir bardak şarap daha ister misin? (Adamus kıkırdar)

LAWRENCE: Tanrım…

ADAMUS: Bu kadar. İşte bu, o an.

LAWRENCE: Ben…

ADAMUS: Bölmeme izin verme. (Kahkahalar)

LAWRENCE: Kim olduğumu biliyorum. Ben Ben Olanım. Yaratımdan geliyorum. Yaratımın bir parçasıyım. Senin ve herkesin eşitiyim. Hepimiz eşit yaratıldık. Bizler…

ADAMUS: (Fısıldar) Otursam iyi olacak. Bu biraz zaman alacak gibi. (Bazıları kıkırda)

LAWRENCE: Bizim üzerimizde güç sahibi olacak kişilere, gücümüzü teslim etmemiz gerekmiyor. Bu sadece perdenin arkasında kimin saklandığını bilme ve onların da sizin ve benim gibi biri olduğunu görme meselesi. Bu Oz Büyücüsü değil…

ADAMUS: Pekâlâ, şimdi. Burada duralım. Bu oldukça basit bir şey. Burada şimdi ne oldu? (Birisi “zihin” diğer birkaçı da “Makyo” der) Zihin, makyo. Geciktirme aslında. Erteleme. Açıkçası, herkesin önünde olmak kolay değil, hem de sarhoşken… (Kahkahalar)

LAWRENCE: Bu ikinci kadeh şarabım.

ADAMUS: … Ve egemenliğini ilan ediyorsun ya da geri talep ediyorsun. Ama ilginçti. Çok basit olabilir – benim bu yılla ilgili bakış açıma geliyoruz, çok basit olabilir – ancak hepinizin, tüm veçhelerinizin, benim ve değerli meslektaşlarımın önünde sahneye çıkıldığında, netlik ve basitlik için şans tanındığında, insanlar ne yapıyorlar? (Birisi “Bulandırıyorlar” der) Evet ve sana zorluk çıkarmak istemiyorum ama ama… (Bazıları kıkırdar)

LAWRENCE: Anladım.

ADAMUS: Hadi tekrar yapalım. En baştan başlayalım. Dikkatle bakmakta olan bu grubun ve sevgi varlıklarının önünde egemenliğini ilan eder misin?

LAWRENCE: Ben Ben’im.

ADAMUS: “Egemenliğimi ilan ediyorum”a ne dersin?” (Kahkahalar) Ben Ben’im,  iyi ama pek çok kişi bunun ne anlama geldiğini bilmiyor. “Egemenlik” çok daha basit.

LAWRENCE: “Özgürlük” diye bağırsam mı?

ADAMUS: Sadece o basit birkaç kelimeyi senden istiyorum – “Ben egemenim.”

LAWRENCE: Ben egemenim.

ADAMUS: Güzel! (Seyirciler alkışlar)

LAWRENCE: Birazcık yavaştı.

ADAMUS: Önemli olan, onu basit kılmak. Kolay bir şekilde yap. Teşekkürler, bu arada. Teşekkürler. (Kucaklaşırlar) Başka paramız kalmadı ama şarabın geri kalanını alabilirsin.

LAWRENCE: Oh evet, teşekkürler.

ADAMUS: İhtiyacın olabilir. (Bolca kahkaha) Alkolikler toplantına götür!

LINDA: Çok güzel. Çok güzel.

ADAMUS: Şimdi, bir kişinin daha önce çıkmasını istiyorum. Sadece egemenliğinizi ilan edin. Bu öyle bir olmalı ki… Yılın geri kalanında artık başka bir toplantı yapmaya biliriz. Üstünde durduğum şey bu – basit, net. (Biri konuşmaya başlar) Eh, bunu önce tek tek yapalım. Egemenliğini ilan et.

LARA:  İlan ediyorum…

ADAMUS: Oh! (Bazıları kıkırdar)

LARA: Ben Ben’im. Egemenliğimi ilan ediyorum.

ADAMUS: Güzel. (Bazıları alkışlar)Şimdi, onu söylerken bana bakma. Gözlerini kapat ve kendine söyle.

LARA: (Gözlerini kapatır sonra hafifçe gözlerini açar) Egemenliğimi ilan ediyorum - …

ADAMUS: Ah, neden gözlerin açık?

LARA: Çünkü başım dönmeye başlıyor. (Kıkırdar)

ADAMUS: Geceleri nasıl uyuyorsun?

LARA: Uzanarak.

ADAMUS: Ayakta durarak değil, evet. Derin bir nefes al. Şimdi baskı çok. Derin bir nefes al. Dave resmini çekecek.

LARA: Egemenliğimi ilan ediyorum. (Mikrofon tiz ses çıkarır)

ADAMUS: O da neydi öyle? (Birileri kıkırdar Buraya gel.

MARTY (“Mofo,” ayrıca Lara’nın kocası): Onun veçheleri.

ADAMUS: Buraya gel.

ADAMUS: Kesinlikle, Mofo. Kesinlikle. Biraz müdahale. Bu neden bu kadar güç olmak zorunda? Kastettiğim şeyi anlıyor musunuz? Burada neler olduğunu görüyor musunuz?

Gerçekten çok kolay. Bolluk çok kolay. Sağlık kolay. Kendini sevmek – birazcık daha güç ama çok da zor değil. Yaşayan bir insan olmanın kolaylığı. Oldukça kolay ama hala meydan okuyucu. Hadi en baştan başlayalım. Kahvemle birlikte seyircilerin arasına oturacağım. Kimsenin üzerine dökmeden. Teşekkürler. Bu sadece sensin çünkü yaşam da böyle. Sadece sen.

Merhaba. (Yanına oturduğu kişiye söyler)

LARA: (Çok net bir şekilde) Egemenliğimi ilan ediyorum.

ADAMUS: Güzel. (Seyirciler alkışlar) Teşekkürler. Mükemmel. Teşekkürler. (Ön tarafa geri döner) Ah! Nasıl hissediyorsun?

LARA: Harika.

ADAMUS: Gerçek gibi hissediyor musun? (Lara, evet anlamında başını sallar) Mmm. Tamam. Bunu evde de dene. Teşekkürler.

LARA: Teşekkürler. (Kucaklaşırlar)

ADAMUS: Bir tane daha. (Fısıldayarak) İstediğin herhangi biri.

LINDA: Tabi.

ADAMUS: Bir kişi daha.

LINDA: Gerçekten genç birini istiyorum. (Adamus kıkırdar) Bakalım. İşte başlıyoruz.

ADAMUS: Evet.

SHAUMBRA 4 (Genç bir adam): Beni seçeceğini biliyordum.

ADAMUS: Evet.

SHAUMBRA 4: (Çok net) Egemenliğimi ilan ediyorum. (Seyirciler alkışlar)

ADAMUS: Güzel. Teşekkürler.

SHAUMBRA 4: Teşekkürler.

ADAMUS: Teşekkürler. Asıl konu? Güç olması gerekmiyor. Bolca kelime olması gerekmiyor. Bu yıl her ne yaparsanız, onu net ve basit tutun.

Bazen kendi kendinizi dinleyin – fikirlerin etrafındaki yalpalamayı, kararsızlığı. Kendinizi dinleyin, spiritüel gevezeliğinizi. Böyle yaparsanız sıkıntıdan kendinizi öldürürsünüz. Ciddiyim, çok fazla laf kalabalığı var. Artık yeter! Artık onu, bu kadar basit tutmanın zamanı. “Egemenliğimi ilan ediyorum.” Bu kadar. “Egemenliğime izin veriyorum. Ben egemenim.” Bu kadar basit.

Bu kadar basit. Birazcık karmaşık çünkü zihin bundan daha fazlası olması gerektiğini düşünecek. Yapmanız gereken başka şeyler olduğunu. Hayır yok.

 

Adamus’ un Listesi

Bu yılın diğer özelliklerinden biri… Aslında, ben benimkileri şimdi listeleyeceğim çünkü devam etmemiz gerekiyor. Maçımız var. Bu yılın anahtar kelimesi, enerji derdim. Temiz sayfa lütfen. Bunlar benimkiler. (Kahkahalar ve Adamus kıkırdar)

 

~ Enerji

Enerji. Bu aslında çok açık. Enerji 21 Aralık’tan beri farklı çünkü öyle olmasını seçtiniz. Enerji çok farklı bir şekilde geliyor. Eski yolları kullanarak gelmiyor. Zihne dolanıp kalmak, tüm o arka yollardan ve dikkat dağınıklıklarında geçmek ve sonunda artık heba olmak istemiyor. Zihnin içinden, bedenin içinden ve her şeyden önce, zamanın içinden akıp gitmek istiyor. (Seyirciler “Mmm” der) Ahh, ahh, hmm. Hmm. Felsefi “Hmm.” (Bazıları kıkırdar) Çevirirsek : “Bu yine neden bahsediyor böyle?”

Enerji kesinlikle farklı geliyor. Çabuk. Oldukça ulaşılabilir ve tüm o – aslında siz de istememiştiniz –sapmaları ve dikkat dağınıklıklarını istemiyor. Bu kadar net. “Ben egemenim.” Bu kadar. Bunu tekrar düşünmezsiniz. Bu konuda artık stres yapmazsınız. Kendinizle “Bu acaba ne anlama geliyor?” şeklinde uzun konuşmalara girmezsiniz. O sadece O’dur. “Ben egemenim.”

 

~ İzin Verin

Şimdi, yaşamınızın içsel yapılarında gerçekleşmesi için, değişime izin verin. – bir sonraki kelimemiz, “İzin verin”. Bu kadar basit. İşiniz, dış görünüşünüz. Dış görünüşünüzdeki değişime izin verin. Her şeydeki değişime izin verin, ilişkilere ve özellikle de olayların tezahür ediş biçimine. Artık çabalama ve strese son. Bu yıla izin vererek, çok basit bir şekilde yapılabilir, hadi enerjilerin gelmesine izin verelim– pat! – o kadar hızlı ve işe yarıyor.

Önce biraz rahatsızlık verici olacak çünkü özellikle de biraz daha yaşlı olanlar sizler….. (Bazıları kıkırdar) Kibar olmaya çalışıyorum. Bu yıl şefkat dolu olduğumu söyledim. (Kahkahalar) Üzerinde çalışıyorum. Kalıplara alışmış olanlar için – bunu söylemenin daha kolay yolu – hala belirli şekillerde yaşamaya alışıksınız. Ona geri dönmeye çalışırsanız, çok fazla bunalacaksınız. David daha önce söyledi: Eskiye açılan kapı artık kapandı, sıkıca kilitlendi ve üzeri kapatıldı sonra da ortadan kayboldu.

İşleri yoluna koymanın, bilgiyi işlemenin ve enerjiyi kullanmanın eski yöntemlerine geri dönmeye çalışma eğilimi olacak. Bunu yapmaya çalışırsanız, bu çok bunaltıcı olacak. Ve yapacaksınız da. Çünkü geçmişte öğrendiğiniz şey bu.

“Ben egemenim. Bunu farklı bir şekilde yapmaya izin vereceğim.” dediğiniz anda ve ona gerçekten izin verdiğinizde, çok çabuk gerçekleşecek.

Şaşırtıcı şekilde, çabucak.  Şaşırtıcı şekilde. Ama o uzun konuşmalara, nefesinizin kesilmesine ve söyleyeceklerinizi söyleyemediğiniz o eski yöntemlere geri dönme eğilimi olduğunda, bizim buradaki basitlik örneğini aklınızdan çıkarmayın. Basit tutun. O kadar basit. Hayatınızdan bir şeyin çıkmasını mı istiyorsunuz? Basit tutun. Sadece, “Artık yeter.” deyin. Sadece iki kelimeye gereksinim var. Uzun açıklamalara girmeyin. Sadece ”Artık yeter” ve sonra yolunuza devam edin.

 

~ Zarafet

Listemizdeki bir sonraki, zarafet. Daha önce söylendi, zarafet. Zarafet nedir? Cevaplamak isteyen? (İnsanlar “Kolaylık”, “Basitlik” der) Evet, zarafet bir haldir… Ben ona, zihinsel parametreleri olmayan bir bilinç hali diyorum. Akışa izin verir. Zarafet, anda yaşamanıza izin verir. Varlığınız tam anlamıyla oradadır. Zarafet, yaşamlarınızda kolaylık, çok daha az stres ve gerginliğe ve çok daha az fiziksel acıya neden olur. Zarafet, bir sonra ne olacağı konusunda endişelenmediğiniz bir bilinç düzeyidir. Çünkü zarafet her şeyin zaten mükemmel olduğunu bilir. Ve kader diye bir şey de yoktur. Her neredeyseniz ve her ne yapıyorsanız, bu mükemmeldir. Bazı tanrılar, melekler, meclisler ya da her hangi bir şey olduğu için değil. Sadece siz olduğunuz için. Sadece siz olduğunuz için. Pekâlâ, “İzin vermek” ve “Zarafet” den bahsettik. Şimdi de “Kolaylık”. Bunların hepsi birlikte akar. Hepsi aynı özün parçasıdır ve birlikte çalışırlar.

 

~ Kolaylık

Kolaylık hem bu yıl ve hem de siz Üstatlar için önemli bir kelime. Siz bunu zor yoldan yapmaya alışkınsınız. Artık yeter. Artık yeter. Artık hepsi kolaylık, izin vermek ve zarafetle ilgili. Orada başka bir varlık sizi kollayıp gözettiği için değil. Sizin gelecek zamandaki Özünüz’den dolayı değil. Bunu onlarla sulandırmayın. Bu sadece “Ben, Zerafet, Kolaylık ve Egemenlik içindeyim” demek. O kadar basit. Bunu başka şeylerle sulandırmayın.

Hadi bununla derin bir nefes alalım.

Bu yıl, enerjinin zarif bir biçimde ve kolaylıkla geliş yılı olacak diyebilirim. Çünkü buna izin veriyorsunuz. Enerjinin bilinçle nasıl çalıştığını anlama yılı.

Bilinci bir mıknatısa benzetebilirsiniz. Işık ve enerjiyi buraya getirir. Ancak geçmişte enerji ve sizin aranızda ambale olmuş, karma karışık bir ilişki vardı. “Sadece yeterince” ile bolca dram. Sadece yeterince. Bu yıl, her ikisine de artık yeter deme zamanı. Buna artık yeter deyin. Artık yeter. (Seyirciler onaylar)

Hadi şimdi izin vermek, zarafet ve kolaylıkla basit bir deneyim, kişisel bir deneyim yaşayalım. İzin vermek, Zarafet ve Kolaylık. Terminolojiyi unutursanız – kalemi ödünç alabilir miyim lütfen? – Neden bahsettiğimizi unutursanız, o AGE, ya da aslında AGE-less*. (Adamus İzin vermek (Allow), zerafet (Grace)ve kolaylığın (Ease) ilk harflerini daire içine alır; birisi “Ohhh” der) Ohhh! Ne kadar da akıllı!

*ÇN: AGE “yaş” demek. Less son eki ise, birşeyden yoksun olunduğu anlamı kattığından, “Yaşsız” bir bakıma asla yaşlanmayan anlamına gelebilir.

 

Kolaylık ve Zerafet Merabh’ı

Bu yılın temeli olarak, kolaylık ve zarafete izin verirken John Kardeşten (Kuderka) fondan Anders müziği çalmasını rica edeceğim. Neden olmasın? Birçok yıl, çabaladığınız birçok yaşam geçirdiniz. Bu yıl ve bu yıldan sonra, böyle olması gerekmiyor. O, ona izin vermek kadar kolay.

Fon müziğinden biraz…

(müzik başlar)

Bu bir merabh,  Kolaylık ve Zarafet Merabh’ı… şuan başlıyor.

(duraklama)

Artık çabalama yok…

(duraklama)

Bundan böyle siste yürümek yok. Artık yeter.

(duraklama)

(müzik durur – teknik sorun)

Oops. (Adamus kıkırdar ve kahkahalar)

Kolay olmadı mı? (Daha fazla kahkaha)

Hadi derin nefes alalım.

Sadece kolaylık… Ve zarafet.

(duraklama)

Güzel derin bir nefes alın… Ve bu yıl yaşam deneyimlerinize kolaylık ve zarafeti getirin.

(duraklama)

Artık umut etmek ve dilek dilemek yok. Sadece izin vermek var.

(duraklama)

Yaşamda kolaylık ve zarafet. Neden olmasın? Neden olmasın? Kazanmanız gereken hiç bir şey yok.

Bu yıl süresince, kendi bilinciniz olmaya izin vermek için, derin bir nefes alın. Kolaylıkla ve zarafetle.

(duraklama)

Artık, kendinizle savaşmaya… Mücadelelere… Tatmin olamamaya son. Sadece kolaylık ve zarafet.

Hadi bununla derin bir nefes alalım.

Merabh’dayken, bu sadece izin vermekle ilgili. Derin bir nefes alın.

(duraklama)

Kafanızı duvarlara vurmaya son… Sadece kolaylık ve zarafet.

Artık anlamaya çalışmaya son… Sadece kolaylık ve zarafet.

(duraklama)

Şeytanlarla savaşmaya son… Sadece kolaylık ve zarafet.

(duraklama)

Sabahları kalktığınızda o zırhı giymeye son… Sadece yaşamınızda kolaylık ve zarafete izin verin.

(duraklama)

Nefes bile… Bazılarınızın nefeste zorlandığını görüyorum. O, kolaylıktır.

Bir anlığına deneyimleyin. Kolaylık ve sevecenlikle yapılan bir nefes sadece.

(duraklama)

Zorlama bir nefes değil. Nefesi düşünerek değil… Ve aniden, bunun için çalışmaya gerek bile olmadığını fark edeceksiniz. O nefes orada sizi bekliyor. Nefes çalışmanız gerekmiyor.

Aslında, havayı burnunuz aracılığıyla akciğerlerinize hareket ettirmek zorunda olmadığınızı keşfedeceksiniz. Sadece yapmak. Bu zarafet. Sadece yapmak.

(müzik devam eder)

Bazen kabul etmek zorundayım ki, sizin kendinize çektirdiklerinizi gördüğümde, gözlerim yaşarıyor. Eh, hem de çok. Bu acı verici. Böyle olmak zorunda değil.

Artık yeter.

Kendinize zihinsel ve fiziksel olarak çektirdiklerinizi görüyorum.

Büyük fedakârlıkları görüyorum, ama ne için?

Büyük acı… Ama ne için?

Tüm o endişe… Ne için? Hayatta kalasınız diye mi?

Buna değmez. Bu yaşamak değil.

(duraklama)

Her biriniz yaşamı kolaylık, zarafet ve keyifle yaşama hakkına ve yeteneğine sahipsiniz.

(duraklama)

Evet, sizin kendinize çektirdikleriniz gördüğümde… Ben de gözyaşı döktüm.

Hadi şimdi bunu değiştirelim. Bu Yeni Enerji ve yeni bir çağ.

Bu bugün burada gördüğünüz kadar kolay. 100 doların size gelmesi ve çok daha fazlası. Bu kadar kolay. Ve eğer değilse, durun ve kendinize bakın ve neden onu güçleştirmeye devam ettiğinizi kendinize sorun.

(duraklama)

Bu, birkaç basit kelimeyi söylemek kadar kolay. – “Egemenliğimi ilan ediyorum.”

Kendinizi, dengesiz, karışmış ve altüst olmuş hissediyorsunuz. Kendinize “Neden?” diye sormalısınız. Belki de buna alışık olduğunuzdandır.

Bu “Artık yeter” demekle ilgili bir durum.

(duraklama)

Kristal bir tavan yarattınız –dünyalar arasında kristal bir tavan – cenneti ve dünyayı, tanrısalı ve insanı birbirinden ayıran. Bir şekilde o kristal tavanı kabullendiniz. Belki de artık “Artık yeter” deme zamanıdır. Artık onu çözme zamanıdır. Onu kırıp geçmeye çalışmak yerine, “Artık yeter” deyin.

(duraklama)

Bazı gizlerin, sırların ve insana bilinmez olan bazı şeylerin olduğunu kabullendiniz. Sadece birkaç kişinin bunları bildiğini, ama henüz sizin vaktinizin gelmediğini kabullendiniz.

Kendinize bakmanızı ve “Neden ”demenizi istiyorum.

Öncelikle, siz öyle olduğunu seçmediğiniz sürece, sır diye bir şey yoktur. Sır, o kristal tavanı neden oraya koyduğunuzdur. Bu gerçek sırdır. O sunidir. Doğal değildir. Buraya ait değil.

(duraklama)

“Artık yeter.” Tüm yapmanız gereken, kendinize “Artık yeter” demenizdir.

Sizi geri çekmek isteyecek bazı şeyler olacaktır. Çünkü Eski Enerji ve 21 Aralık’a kadar sahip olduğunuz eski insan veçheleri çok baştan çıkarıcı. Ama artık güçten yoksunlar. Bu bir güç ve irade savaşı değil.

Baştan çıkarıcı, evet.

Bu “Artık yeter” dediğiniz andır. Bu kadar kolay.

Yeni Enerji’nin ilk Şaud’una, istediklerinizin size kolaylıkla gelmesinin oldukça çarpıcı bir gösterisiyle başlamamız ve aynı zamanda da fırsatınız olduğunda, hepinizin nasıl da işleri sulandırdığını, ödün verdiğini ve birbirine karıştırdığını görmek ne kadar da ilginç. Böyle olmak zorunda değiller.

“Ben egemenim.” Bu kadar basit.

Bu yıl, bu inanılmaz enerjilerin – Dünya enerjisi, kozmik enerji, spiritüel enerji –  zamanına girerken, derin bir nefes alalım. Hiç enerji eksikliği yok.

Tekrar söylüyorum. Enerji eksikliği yok.

Hadi bu yıl bunu, zarafetle kolaylaştıralım. Oh! Tüm o eski mücadelelerin ve savaşların geldiğini görebiliyorum.

Artık yeter.

(duraklama)

Güzel derin bir nefes alın.

Komik değil mi? Birazcık müzik ve birkaç söz. Hepsi bu.

Güzel derin bir nefes.

Kolaylık. Zarafet. İzin vermek, anahtar kelimeler.  Ve enerji. Çünkü enerjiyi bu getirir.

(Müzik sona erer)

O, enerji çevrede asılı duruyor ve emredilip, kullanılana kadar bekliyor diyebilmeniz gibi. O, izin vermekle, zarafetle ve kolaylıkla gelir.

Komik olan, bunu yapmak zorunda… O, o kadar da büyük değil. Enerji gerçekten de büyük değil. İnsan zihni, onu büyük bir şey zannediyor. İnsan zihni “Tüm bu enerjiyle başa çıkabilir miyim bilmiyorum” diyor. Tabii ki başa çıkabilirsiniz. Enerji gerçekten de oldukça basit. Gerçekten de basit. İnsan “Enerji! Baş döndürücü! Ya beni yakıp kül ederse?” diyor. Bunu yapmayacak. Bu sadece enerji. Enerji basittir. Şimdiye kadar o kadar basitti ki, rakamların ya da elementlerin bir iki tanesiydi. Bu kadar. Tamamen basit. Sonra bir araya gelip, şeyleri çok daha büyük hale getiriyor. Ama temelinde çok basit.

Yeni Enerji çok daha basittir. O iki element değildir. Sadece bir tane. Bu kadar basit. Enerji asla sizi yormamalı. Asla sizi yormamalı.

Pekâlâ. Hadi vites değiştirelim. Hadi derin bir nefes alalım. Yeni bir konuya, hızlı bir geçiş yapacağız. Zor olmak zorunda değil. Gerçekten kolay.

 

Eski Düşler (Hayaller)

Pekâlâ, şimdi. Şimdi bir şeyden bahsedeceğiz. Buradaki enerjiyi değiştireceğiz. Çelişkiye, şüpheye, meraka, tartışmaya ve bunların hepsine birden neden olacak bir şeyden bahsedeceğiz. Bunu burada sunacağım ve ardından hepiniz mesaj panolarınıza dönüp ya da her nerede zihinsel tartışmalarınızı, mastürbasyonunuzu yapıyorsanız orada “Adamus gerçekten ne söylemeye çalışıyordu gene öyle?” diye tartışabilirsiniz. Ama öncelikle bunu çok basit tutacağım. Söyleyeceğim şeyde çok fazla derinlik yok. Yok. Kitaplar yazabilirsiniz. Radyo programlarınızda bunu tartışabilirsiniz ya da her neredeyse. Bu çok basit bir şey.

Bu konuya girmeden önce bunun kişisel bir seçim olduğunu söylemeliyim. Hepsi bu. Ama bunun, bolca güvenilirliği ve uygulanabilirliği var. Şimdi… Reklama bayılırım.

(Bazıları kıkırdar)

Burada bir problemimiz var ve aynı zamanda onu serbest bırakma fırsatımız. Bir problemimiz var… Aslında, bizim değil– sizin. (Adamus kıkırdar)

Eski düşlere sahipsiniz. Gerçekten kokuşmuş, yapış yapış eski düşler. Şimdi onları bırakma zamanı. Eğer seçerseniz tabii. Teşekkürler, Ricky. Kâğıt üzerine küçük karikatürler çizeceğim. Eski düşler.

Bazılarınız, pek çok yaşamlardır bu düşleri yanınızda taşıyorsunuz. Bu konuyu küçük bir grupla Teksas’da  konuştum. Ve bir düşün, nasıl çürüyeceğine dair çok net örnekler gösterdiler. Bu sadece düşün çürümesi değil; düşlerin, onları yaratan insanları ve kendi çevresindekileri çürütmesi hakkında.

Öyleyse düş nedir? Kabuslarınızdan bahsetmiyorum… Bu farklı türden bir rüya. Hedeflerinizden, büyük tutkularınızdan, umutlarınızdan – Jean’in söylediği gibi – sizin spiritüel havucunuzdan bahsediyorum. Orada tuttuğunuz, tutunduğunuz, düşünü kurduğunuz şey. Hayat boka sardığında, onun hakkında düşünüyor, onun hakkında düş kuruyorsunuz ve gerçekleşmesini diliyorsunuz ama gerçekleşmesine izin vermiyorsunuz. Nazik davrandım değil mi? Evet, güzel. Gerçekleşmesine izin vermediniz. Önce bunları hissetmenizi istiyorum.

Şimdi, bu spiritüel düşler, bu büyük umutlar hakkındaki ilginç şey… İlginç olan şey, o kadar kirlenip sulandılar ki, çoğunuz onun ne olduğunu unutmuş vaziyettesiniz. İnsan psikolojisinde bu ilginç bir olgu. Sizi ayakta tutan bu kocaman hedeflere sahip olabiliyorsunuz, sonra ne olduklarını unutuyorsunuz. Ama o düşlerin, aslında ne olduklarını bile unutarak, sizi ayakta tutmasına izin veriyorsunuz.

Daha pratik bir örnekle açıklarsak, bazılarınız spiritüel bir merkez açmak hayaline sahip. Dün. (Birkaçı kıkırdar) Bazılarınız, çocukları iyileştirebileceğiniz büyük bir klinik işletme hayali kuruyor. (Adamus kusacak gibi yapar) Gerçekten mi? Gerçekten mi? Hayır, yani, beni kusturun ya da diğer kötü bedensel fonksiyonlarımı çalıştırın. Sanırım birini orada arkada yaptım. (Kahkahalar ve Adamus kıkırdar) Gerçekten mi?! Gerçekten mi?! Hayır, onun hakkında değil, benim – yaptığım şey hakkında – ama gerçekten mi?! Çocuklar için klinik işletmek.

Bazılarınız gidip, mağaralarından ejderhaları çıkarma hayalini kuruyor. Sahi mi?! Bunu söylediğimde kulağa aptalca geliyor, değil mi? Kimden bahsettiğimi merak ediyorsunuz. O kişileri odada sizlere gösterecek miyim diye merak ediyorsunuz.

Bazılarınız, içine koyduğunuz bilgelik sayesinde, tüm dünyadaki insanların okuyup, aniden uyanacağı mükemmel bir kitap ya da kitap serisi yazmanın hayalini kuruyor. (Adamus burnunu tıkar ve öksürür, seyirciler kahkaha atar)

LINDA: O da neydi öyle?

ADAMUS: Cauldre yaptı. Sigara içmemeli, biliyorsun. (Adamus kıkırdar)

Bazılarınız o kadar çok spiritüel olmanın düşünü kuruyorsunuz ki, etrafta süzülerek gezinmek istiyorsunuz. Süzülüyorsunuz ve etrafınızda sizi çevreleyen bir ışık var. Ve sizin yanına gittiğiniz saksılardaki bitkiler çiçekler açıyor. (Kahkahalar) Ve sonra sokaktaki  o hasta köpeği görüyorsunuz ve onun yanından süzülerek geçtiğinizde köpek aniden ayağa fırlıyor ve iyileşiyor. Ve ölü bir kuş ve kuş aniden… (Kahkahalar) Ciddiyim. Kendinize gülebildiğinize sevindim.

Başka hangi düşleriniz var? Hadi ciddileşelim, çünkü biz… Ve biraz sonra, bu düşlerin sizi neden geride tuttuğunu ve bununla ilgili ne yapacağımızı açıklayacağım. Ve bu arada, burada olan bazılarınızı gücendireceğim – belki de hepinizi, bilmiyorum – ama artık, bu ana konulara değinme zamanı, çünkü düşler bir dikkat dağıtıcıya, bir yanılsamaya dönüştü ve birkaç dakikaya kadar, bu düşlere ne olacağını açıklayacağım.

Linda mikrofon lütfen. Gönüllüler– Timothy – düşlerinden biri neydi? (Kahkahalar) Timothy sen bir düşçüsün(hayalperest). Paylaşmaktan çekinme. Burası güvenli bir alan. Kimse seninle alay etmeyecek. (Bazıları kıkırdar)

LINDA: Adamus dışında.

ADAMUS: Yüzüne karşı. (Adamus kıkırdar) Burada ciddileşeceğiz. Burada konun içine gireceğiz. Timothy, düşlerin. Birkaç tane olduğunu biliyorum.

TIMOTHY: Birkaç tane.

ADAMUS: Evet.

LINDA: Mikrofonu ağzına yakın tutman gerekiyor.

TIMOTHY: Biliyorum. (Kıkırdar)

ADAMUS: Ve ayağa da kalkman gerekiyor.

LINDA: Ve ayağa kalkmalısın.

ADAMUS: Evet.

TIMOTHY: Oh, o da var.

ADAMUS: Evet. Oh evet.

LINDA: Hayır, yapabilirsin. Gerçekten, yapabileceğini biliyorum.

ADAMUS: Evet. Düşler.

LINDA: İşte böyle.

ADAMUS: Sen bir düşçüsün ve bu kötü bir kelime değil ama ben onu kötü yapacağım. Sen bir vizyonersin. Değil mi?

TIMOTHY: Evet.

ADAMUS: Ve pek çok düşün var. Seni alıkoyuyorlar. Aslında artık sana karşı çalışıyorlar.

TIMOTHY: Doğru.

ADAMUS: Onlar nelerdi? Onlar neler? (Adamus kıkırdar, Timothy duraklar)

LINDA: Timothy! İş birliği yap.

ADAMUS: Bir hayal…

TIMOTHY: Üzerinde çalışıyorum.

ADAMUS: Gözlerini kapatabilir ve hiçbirimiz burada değilmişiz gibi yapabilirsin.

TIMOTHY: Mm hmm.

ADAMUS: Hadi.

TIMOTHY: Çoğu, olduğum yerden kaçmak için kullandığım fantezi ülkesine ait.

ADAMUS: Evet; ama neydi onlar? Neyin düşünü kurdun? Bu yaşamındaki büyük düş, ne olacaktı?

(Timothy duraklar)

Baklayı ağzından çıkar.

TIMOTHY: Enerjinin yeni yolları üzerinde çalışmak. Bu onlardan biriydi.

ADAMUS: Güzel. Güzel. Ne tür bir enerji?

TIMOTHY: Enerjinin dönüştürülmesi.

ADAMUS: Neyin dönüştürülmesi?

TIMOTHY: Radyoaktif. Ayrıca fotopiyotikler de var.

ADAMUS: Bu senin için nasıl bir gelişme gösterdi?

TIMOTHY: Hiçbir şey olmadı.

ADAMUS: Ah, hah ha! İlginç. Güzel. Sana takılmıyor… Evet, sana takılıyorum. Hadi buna, o ismi verelim.

TIMOTHY: Evet.

ADAMUS: Sana odaklanıyorum. Sana yardımcı oluyorum Timothy.

TIMOTHY: Biliyorum. (İkisi de kıkırdar)

ADAMUS: Pekâlâ, başka? Başka bir tane daha vardı. Hadi, ne olduğunu ben biliyorum.

TIMOTHY: Uzay gemileri hakkında pek çok hayal.

ADAMUS: Evet, onlara ne olmuş?

TIMOTHY: Bu gezegenden gitmek için herhangi bir yol.

ADAMUS: Güzel. Güzel. Teşekkürler. Kaçı seni ziyaret etti?

TIMOTHY: Sıfır.

ADAMUS: Güzel. Teşekkürler. Teşekkürler.

Timothy, o hayaller aslında hep sana karşı çalıştılar ve yaşamında çok fazla enerji tuttular. Neden bir işe yaramadığını, neden bu kadar güç olduğunu merak ettiğinde, o hayallere bakabilirsin. Onlar suni bulutlar gibiler. Jean’in spiritüel havucu gibiler. Onlar, bir çeşit büyük dikkat dağıtıcıları, gerçeklikten uzaklaştıran. Gerçeklikten.

Şimdi, gerçekliği sadece orada olan olarak değil, yarattığın şey olarak düşün.

Hepinizle buradaki kutsal alanda yürüyorum ve buna bayılıyorum. Ve hep de öyle oldu çünkü düşleriniz vardı. Akla gelen ilk şey şu: silgiyi alıp, uzay gemilerini silersek çünkü onlar düşündüğünüz şeyler değiller. Büyük kristal saray kavramını silersek, onu da silin. “Yeni Enerji yaratacağım’ı” silersek. Sonra sizler “Ama? Ama?! Adamus, bu hedeflere sahip olmamız gerekmiyor muydu? Bunlara sahip olmayalım mı? Bizden sadece hiçbir şey olmamızı mı istiyorsun?” diye soracaksınız. Hayır. Onları fantezi ve “Hiçbir yer” ülkelerinden çıkarıp, tam buraya koymak istiyorum. Sorun da baştan beri buydu.

O düşleri buraya koymak, şimdiye kadar büyük ve rahat bir yastık gibiydi (Bulut gibi bir şey çizer ve onu işaret eder) başka bir yerde, X boyutunda ve – eh, çöp adamlar artık yok (Bir insan çizer) –ve yaşamı yaşamak için hayaller oradayken, bir çeşit kristal tavanla ayrılmış haldeyken, onları orada ayrı tutmak içindi. Bu küçük bir numaraydı. Bu küçük bir tuzaktı. Bu şekilde gerçeklikle asla yüzleşmeniz gerekmiyor. İlginç.

Peki, Timothy, peki ya o hayalleri dağıtsak? Ve onu bu gerçeklikte yaratmaya başlasak ve bir sürü uzay gemisinden de, yeni enerji kavramından da, çok daha büyük olsa? Onlar bile sınırlıydı. Onlar sadece düştü. Onlar derin düşünmeydiler. Peki ya zarafet, kolaylık ve basitlikle gerçek olmaya başlarlarsa ve sadece hayal etmek yerine, onları burada gerçekleştirmeye başlarsak? (Birisi “Hmm” der.) Hmm. Birazcık korkutucu aslında.

Niçin mi? Biraz performans endişesi söz konusu – beyler, neyi kastettiğimi siz anlarsınız (Bazıları kahkaha atar) – bir şeyler icat etmeye çalışanlar için işler umdukları gibi gitmedi. Bayanlar burada gülüyorlar. Siz ne düşündü - … Kocanla sonra konuşacağım. (Daha çok kıkırdama)

Olan hep şuydu; “Hadi onu hayal düzeyinde tutalım ki, hiçbir zaman gerçekleştirmek zorunda kalmayalım.” Peki ya onu buraya getirirsek? Ya olayları burada yaratırsak ve bu rüya halinden kurtulursak? Bolca endişe mevcut. Peki ya işe yaramazsa? Ya elinize yüzünüze bulaştırırsanız? Ya, bu da o başarısızlıklarınızdan biri olursa? Bunu söylediğimde kimseye bakmıyorum. Ya bunların hepsi makyo ise?

Her birinize yönelteceğim soru şu: Denemeye değmez mi? Hayali düşler ülkesinden vazgeçip, onları gerçekten burada yaratmaya değmez mi? Başarısızlık olasılığına değmez mi?   Bunun makyo olduğuna ve hiç birinin gerçek olmadığı olasılığına değmez mi? O kristal tavanı, sonsuza dek tuzla buz etmeye değmez mi? Bu büyük bir adım, ama küçük de bir adım.

Bu büyük bir adım çünkü kendi kendinizle karşılaşacaksınız. Büyük adım. “Şimdi tam zamanı” diyeceksiniz. “Bu, performans zamanı, yaratım zamanı, enerji zamanı”. Ve bu büyük bir lokma çünkü onu orada dışarda, hiçbir yer ülkesinde tutmak ve kötü bir gün geçirirken oraya gitmek biraz daha kolay. “Hayali düşlerimi düşüneceğim. Onların olduğunu hayal edeceğim – dünyayı kurtarmak, belki de tüm yunusları. Oh! Benim hayalim bu. Ve bana hayalim için biraz para verebilirlerse eğer bunu başarabilirim” Hayır, çünkü görüyorsunuz ya, siz para yoku yaratıyorsunuz. Çünkü bir şekilde, hayalin gerçekleşmesini istemiyorsunuz. Onun burada olmasını istemiyorsunuz. Onu orada tutuyorsunuz.

Şimdi, onlar diğer boyutlarda, Yakın Dünya âlemlerinde, bir yerlerde havada uçuşuyorlar. Pek çok boktan düş var diyebilirsiniz. Hadi onları oldukları isimle çağıralım – boktan düşler. (Birkaçı kıkırdar) aptalca düşler. Belki başlarda aptalca değillerdi ama şimdi aptalcalar. Pekâlâ, – Cauldre bu kadar açık olduğum için bana çıkışıyor – Eski Enerji Düşleri. Bu kadar. Onlar Eski Enerji’de düşünüldüler. Eski Enerji’de düşlendiler ve şimdi uygulanabilirlikleri kalmadı çünkü uygun değiller.

Başka bir düş. Linda, mikrofon lütfen. Başka bir düş.

Şimdi, hadi burada biraz duraklayalım. Hadi derin bir nefes alalım.

Düşleri yerle bir ediyorum. Kahretsin. Beni siz tuttunuz. Bunu yapmam için bana iyi para ödüyorsunuz. Bana hiç bir şey ödemiyorsunuz aslında. Aslında, beni işe almadınız. (Kahkahalar) Ben kendim çıkıp geldim. (Daha fazla kahkaha) Tobias’ı kovaladım. Bunu demişken, evet, o reenkarne oluyor. Bu kadar.(Kahkahalar)

LINDA: Bunlar başka dillere çevriliyor. Bunun şaka olduğundan emin olun. Ha, ha, ha. Bunun komik olması mı gerekiyor?

ADAMUS: Sen karar ver.

LINDA: Hayır! Komik değil!

ADAMUS: Sen karar ver.

İşte buradayım ve işin temeline iniyorum. Bu bunaltıcı olabilir. Gerçekten de bunaltıcı olabilir. Hayaller. Düşleriniz nedir? Linda, düşün nedir? Linda – Linda, Linda – Eesa’li Linda, Güzellik Linda’sına (Linda H) mikrofonu getiriyor.

Hayalin, Linda. Düşün. Ne olduğunu artık biliyor musun?

LINDA H: Hayır!

ADAMUS: Gerçekten.

LINDA H: Ben…

ADAMUS: Mikrofonu ağzına yaklaştır, lütfen.

LINDA H: Oh, tamam.

ADAMUS: Evet, güzel. Devam et.

LINDA H: Pekâlâ.

ADAMUS: Düşün nedir bilmiyor musun?

LINDA H: Pek çok var.

ADAMUS: Evet!

LINDA H: Bir tanesi, çok zengin olacaktım. O gerçekleşmedi. Biri çok sağlıklı olacaktım.

ADAMUS: Evet.

LINDA H: O da gerçekleşmedi.

ADAMUS: Gerçekten mi? Sağlığın ve zenginliğinle ne yapacaktın?

LINDA H: Belki de bu nedenle onlara sahip değilim çünkü… (Kıkırdar)

ADAMUS: Yapma ya!(alaycı bir şekilde)

LINDA H: Bilmiyorum.

ADAMUS: Bu çok büyük bir “Yapma Ya! (Tahtaya “Yapma ya!” yazar)

LINDA H: Ama…

ADAMUS: Bu o kadar da zor değ - …bunların hiç biri o kadar güç değil. Onu bu kadar zor yapma eğiliminde olan sizsiniz. Ama düşünü hatırlamıyorsun.

LINDA H: Artık, zaten fazla bir şey hatırlamıyorum…

ADAMUS: Ah, ilginç.

LINDA H: … Düşlerim bir yana.

ADAMUS: İlginç. Evet. Benim kim olduğumu hatırlıyor musun?

LINDA H: Oh, az çok. (Bazıları kıkırdar)

ADAMUS: Bu ilginç. Düşü hatırlamamak ve ardından ne para ne de sağlık olmaması. Ne olduğunu görüyor musun? Kocaman bir kafa karışıklığı bulutu ve Linda, böyle olması gerekmiyor. Sana zor bir soru sormam lazım.

LINDA H: Evet.

ADAMUS: Neden o aynı hamster kafesini, koşu tekerliğini tutuyorsun?

LINDA H: Bunu sorman ilginç. Birkaç gece önce, sabahın 3’ünde uyandım ve bu matriksi gördüm. O benim matriksimdi. Biraz bulutlu ve çamurluydu.

ADAMUS: Biraz?!

LINDA H: Ve bu düşünceler gelmeye başladı “Oh Tanrım! Sanırım o insanı gücendirdim” ya da “O kişinin yapmamı istediği şeyi yapmadım,” gibi şeyler. Ve sonra eterik olarak yumruğumu masaya vurdum ve “Siktir olun gidin!!” dedim. (Seyirciler alkışlar)

ADAMUS: Güzel! Güzel! Güzel!

LINDA H: Ve normalde ben öyle konuşmam.

ADAMUS: Ama şimdi konuştun.

LINDA H: Ben o kelimeyi söylemem.

ADAMUS: Ben duydum.

LINDA H: Ben öyle demem…

ADAMUS: Gelecek ayın videosunda olacak.

LINDA H: …Kuşkusuz. (Kahkahalar)

ADAMUS: Biliyorsun onlar tekrarlanıp duracak “Siktir olun gidin” hatta “Siktir! Siktir! Siktir!” (Bolca kahkaha)

(Eesa’li) LINDA: Yoo! Onu dinleme, Vicki!

LINDA H: Ve “Artık yeter!” dedim.

ADAMUS: Güzel!

(Eesa’li) LINDA: Görmezden gel!

ADAMUS: Güzel!

LINDA H: O zamandan beri size anlatamam – Oh! Sahip olduğum matriks,

kristal bir vazo oldu ve çok net. O zamandan beri yaşamım kolaylık ve zarafetle dolu. Sadece birkaç gün oldu ama kolaylık ve zarafet var. (Kahkaha ve alkış)

ADAMUS: Farketmez. (Adamus kıkırdar) Farketmez.

Hadi bu konuya eğilelim. Özeline girebilir miyim? Teşekkürler.

LINDA H: Evet. (Bazıları kıkırdar)

ADAMUS: Seninki çok çok çoookk eskilere dayanıyor. Ona Atlantis Düşü diyelim çünkü her şeyle ilgili olarak o kahrolası Atlantislileri suçlayabiliriz. Çok güvenli bir topluluk içinde yaşama, seninle aynı kafada olan ve daha yüksek bir bilinç düzeyine sahip olmak isteyenlerle yaşama - ve aslında sorunun bir parçası bu, bunu kısa bir süre için Atlantis’de deneyimlemiş olman - dış dünyayla bağlantısını kesebilenlerle birlikte yaşama ve Dünya’da kendi Nirvanalarına sahip olma hayali. Güzel bir düş. Eski bir düş. Bye-bye düş.

LINDA H: Oh, bu yaşamımda da birkaç kez onu deneyimledim.

ADAMUS: Sadece bu yaşamında mı?! Tatlım, o zamandan beri nerdeyse her yaşamında bunu deneyimledin. Ve hepsinde de eline yüzüne bulaştırdın.

LINDA H: Evet!

ADAMUS: Ve bu düş – bazı eğlenceli deneyimlerin de oldu – Yeshua zamanında da bu düşe sahiptin. Essenes’lerle birlikte yaşarken. O zaman da “Oh, bu mükemmel bir topluluk” diyordun.

LINDA H: Evet.

ADAMUS: Ve bu hayalin bir parçası, o grubun baş annesi, onların kadın amiri olmaktı… Sevgili Linda, artık yeter.

LINDA H: Evet.

ADAMUS: Artık yeter. İlginçti.

LINDA H: Artık yeter.

ADAMUS: Olan şu; Atlantis’de o küçük tatlı toplulukta bir deneyim yaşadın ve sonra onu hayal âlemine ya da umut âlemine koydun. O zamandan beri onu orada tutuyorsun, nerdeyse ulaşılmaz ve nerdeyse imkânsız bir hedef olarak. O kadar yüksek bir ideal ki, onu neredeyse burada Dünya’da gerçekleştirmek imkânsız. Ancak onu bir köpeğin kuyruğunu takip ettiği gibi takip ettin. Onu yaşamlar boyudur takip ediyorsun – harika hedefler– yaşamlar boyunca. Ve tüm o zamanlar içinde düş gitgide daha öteye gitti ve gitti.

LINDA H: Evet.

ADAMUS: Neden mi? Düşünü korumak istedin. Dünyevi enerjiyle kirlenmesini istemedin bu nedenle bir parçan sonunda “ O düş burada asla tezahür etmeyecek. Belki de o düşe ulaşmam için ölmem gerekiyor.” diyene kadar onu daha uzağa ittin. Sonra ne olur? Düşler elde edilmekten o kadar uzak olduğunda – bu iyi bir tanımlama, elde edilmekten uzak düşler – sonra her şey kendini kapatmaya başlar. Para, sağlık, ilişkiler. Sevgili yaşamınızdaki geriye kalan birkaç şeye ve o düşlere tutunursunuz.

LINDA H: Pek çok kere bunun oldukça imkânsız olduğu zamanlar oldu. Bunun içinden geçmektense, ölmenin daha kolay olduğunu düşündüm.

ADAMUS: Evet. Ve düşlerine tutundun. Düşler devam etmeni sağladı ama yaşamanı değil.

LINDA H: Evet.

ADAMUS: Büyük problemler. Şimdi, hepiniz için, hadi… Teşekkürler, Linda. Seni seviyorum.

LINDA H: Teşekkürler.

ADAMUS: Her zaman sevdim.

LINDA H: Teşekkürler.

ADAMUS: Bir kez sana çok kızmıştım. (Bazıları kıkırdar)

LINDA H: Şunu söylemeliyim ki…

ADAMUS: Ama seni hala seviyorum. (Adamus kıkırdar)

LINDA H: Sana aşırı derecede kızdığım zamanlarım olduğunu ben de söylemeliyim.

ADAMUS: Oh, elbette. (Bazıları alkışlar) Evet. Linda, bana ya da başkalarına sinirlenmezsen yaratımda bir sorun var demektir.

LINDA H: Geçen gece seninle sohbet ettim. Sabahın erken saatlerinde olan türden bir şeydi.

ADAMUS: Evet.

LINDA H: Ve…

ADAMUS: Ben de orada mıydım? (Birkaçı kıkırdar)

LINDA H: Ve dedim ki, sen eğer bu gün bu konuyu açarsan, ben de… Evet.

ADAMUS: Evet.

LINDA H: Ne yapacağımı hatırlamıyordum bile!

ADAMUS: Aandrah'yı üstüme mi saldırtacaksın? (Adamus kıkırdar)

LINDA H: Evet! Hatırlamadığım bir şey yapacaktım. Ama bunu şimdi söylüyorum. (Kıkırdar)

ADAMUS: Aandrah’nın lazer gibi gözlerini görebiliyorum – “Nazik ol, Adamus. Nazik ol.”

LINDA H: Hayır.

ADAMUS: Burada en temele iniyoruz.

LINDA H: Doğru.

ADAMUS: En temele.

LINDA: Ben de böyle biriyim zaten.

ADAMUS: Evet. Güzel. Güzel. Teşekkürler. Teşekkürler.

LINDA H: Teşekkürler.

ADAMUS: Düşler. Artık orada geçerlilikleri yok. Elde edilemez bir halde tuttuğunuz düşler. Onları asla buraya getirmeyeceksiniz. Onlar birer spiritüel havuçtular. Dikkat dağınıklığı, kandırmaca ve bir bakıma sizi yaşamaktan alıkoydular.

Düşünüz neydi? Bir anlığına onu düşünün. Ya da düşler. Birden fazla olabilir. Neydiler? Çok pratik bir şey olabilirler. Bir masaj merkezi açmak. Bunun negatif olduğunu söylemiyorum. Tüm söylediğim, eğer şuan onu doğru dürüst bir şekilde yapmıyorsanız, eğer hayalinizi gerçekleştiremiyorsanız, bu onu başka bir yerlere kaldırmışsınız anlamına geliyor. Ulaşılamazdı ve inanılmaz miktarda enerji tutuyordu. İnanılmaz miktarda kalbinizi, kaynaklarınızı ve umutlarınızı bağlıyor.

Hayalleriniz neydi?

(duraklama)

Ve biraz sisli olması ihtimali büyük. Biraz sisli. Ne olduğunu hatırlamayabilirsiniz. Bu düşler çok başka bir yerlerde olduklarında, bu denli ulaşılamaz olduklarında, olan şey budur.

Düşleriniz neydi? Büyük vizyon… Evet.

(duraklama)

Herkes bir anlığına düşünsün. Düşleriniz neydi?

VERITA: Bu konudan bahsetmen ilginç. Bu gelebildiğim ilk Şaud ve bu konu son birkaç aydır kafamı kurcalıyordu. Bu nedenle mükemmel.

ADAMUS: Bunların olması ilginç.

VERITA: Bu konuda konuşmak bile beni duygulandırıyor çünkü pek çoğunuz gibi, bence hepimiz hayalperestiz ve bu kısmen burada olma nedenimiz. İlk Standart olmanın hayalini kuruyoruz ve bunu nasıl yapıyoruz… (İç geçirir ve duraklar)

Kelime bulamıyorum. Düşlerim. Pek çok var ve sanırım yaptığımın yeterli olmadığı korkusu ya da kendimi olduğum gibi kabul etmemenin acımasızlığı çok güçlü. Bir şarkıcı olmak istemişimdir. İnsanlara rehberlik edip, yaşamlarına ışık getirmek istemişimdir ve bahsettiğin tüm o diğer şeyleri – diğerlerine yardımcı olmak, Standart olmak, bir sanatçı olmak, kendime âşık olmak, bir başkasına âşık olmak – ve bunu yapıyorum da. Kendime âşık olmaya başlıyorum. Sanırım bu ilk adım.

ADAMUS: Kelimeleri söylüyorsun ama ben boşluk hissediyorum.

VERITA: Biliyorum. (Birkaçı kıkırdar)

(Duraklar ve ağlamaya başlar) Çok uzun zaman oldu.

ADAMUS: Evet.

VERITA: Atlantis mi yoksa Atlantis öncesi miydi bilmiyorum. Sanki…

ADAMUS: Gerçekten önemi yok.

VERITA: Evet yok ama çok uzun zamandır arıyorum…

ADAMUS: Yaptığın şeylerden biri ve diğerlerinin de tabi, “Belki de onu yanlış düşünüyorumdur. Belki de düşüncelerimin düzeltilmeye ya da tekrardan programlanmaya ihtiyacı vardır. Belki, daha fazla olumlu kelimeler sarf etmeliyim. Belki…” diyerek bir tuzağa düşüyorsunuz. Bütün bunlar olurken, siz tabii ki kendinize yanlış yaptığınız şeyleri sayıyorsunuz. Evet. Sonra “Hala şu ya da bu olmalıyım. Bunu yanlış düşünüyorum” demeye devam ediyorsunuz. Bu da o düşleri daha da ilerilere itiyor ve daha fazla üzüntü, sıkıntı, yaşamda keyif eksikliğine neden olurken, bolluk yoksunluğuna, kötü ilişkilere ve tüm o diğerlerine yol açıyor.

VERITA: Evet. Onlar bende var. (Kıkırdar)

ADAMUS: Biliyorum. Evet. Bu onlara yol açıyor, bu nedenle bugün, Yeni Enerji’nin ilk Şaud’unda düş konusuna değinmek ve onlara yakından bakmak istedim.

Görüyorsunuz ya düşler başka bir âlemde orada bir yerlerde. Birkaç bir şey önereceğim. Öncelikle, gelecek ay içinde o düşlerin neler olduğunun farkına varmaya çalışmanızı istiyorum çünkü çoğu öylesine kirlenmiş, üzeri örtülüp belirsizleşmişler ki, ne olduklarını hatırlamıyorsunuz bile. Bir şeyler var. Bir şeyler var, biliyorsunuz ama pek çoğunuz ne olduğunu unutmuş vaziyette. Oldukça pratik bir şey olabilir. Dünyaya ışık tutmak olabilir. Bu güzel bir düş ama… (Adamus biraz kıkırdar) Neden? Neden? Böylece dünya size bunu yapsın diye mi?. (Orta parmağını gösterir) İşte yapacakları bu. Işığınızı yansıtın ve sizi ters yüz etsinler. (Kahkahalar) “Ne yapmaya çalışıyorsunuz?! Hah!” (Bazıları kıkırdar) Evet. Bu çok doğru.

Sadece ışığınızı yansıtın. Dünya üzerine değil. Sadece ışığınızı yansıtın. Diğer bir değişle, gündeminiz olmasın.

Düşlerinizi orada tuttunuz. Onlar Eski Enerji’den temel alıyorlar. Yepyeni bir sayfa açıyoruz. Hadi bu düşlerin gerçekten çok fazla enerji içerdiğini söyleyelim, enerji umut ve ya umut kaybı olsun yâda olmasın, tatmin ve ya tatminsizlik içersin yâda içermesin. Ne olursa olsun, şuanda hepsi bir miktar enerjiden başka bir şey değil ve hepsi kapana kısılmış durumda. Onlar, orada bir yerdeler. Orası gerçekten sisli bir yer ve… Nerede olduğunu görmüyorsunuz bile.

 O bulutun aşağıya yağmur olarak yağmaya başlamasına, enerjinin yaşamınıza girmesine izin vermenizi öneriyorum. Bu birkaç şey yapacaktır. Bulutu, gizemi, şeylerin belirsizliğini, sis örtüsünü dağıtır. Onu o âlemden bu âleme taşır. Ve ayrıca gelirken, orada var olan kristal tavanın temizlenmesine yardım eder ve onun eriyip gitmesini de sağlar. Kristal tavan şekerden oluşuyor ve kendiliğinden eriyecektir. Enerjiyi bu gerçekliğe getirecek – orijinal düşleri değil, enerjiyi getirecek  – çünkü bu yaşamda her şey onu buraya getirmekle ilgili. Orada tutmakla değil. Eğer düşünüzü orada başka bir yerde tutarsanız, bu yıl sık sık bunu size hatırlatacağım. Onu, tanrısallığınız da dâhil, buraya getirme zamanı. O konudan da bahsedeceğim.

Ama önce onun üzerinize yağmasına izin verme zamanı. Sizi hiçbir şemsiye koruyamaz.

(Adamus, mükemmel bir şemsiye çizer ve birisi “Aferin” der) Teşekkürler. (Bazıları kıkırdar) Şemsiye yok. Bırakın üzerinize yağsın ve kendinize onu hissetme iznini verin. Hatta duştayken hayal edin, burada o bulutun sembolünü kullanıyorum, bulutlar uzakta bir yerlerde olduğundan, bu sadece kafa karışıklığını değil aynı zamanda da kütle ve mesafeyi de temsil edecek. O bulutun tüm enerjisiyle üstünüze, aşağıya yağmasına izin verin, elde edilemez düşleri yıkayıp temizlesin ve onları bu gerçekliğe ulaşılabilir yaratımlar olarak getirsin. Eski düşler değil, sadece tutku.

Sonra “Şimdi, onu neyin yerine koyacağız?” diyeceksiniz. O anda olacak. Burada aşağıda bulutlar yaratmayacağız ya da yanınızda olsa bile ulaşamadığınız türden bulutlar yaratmayacağız. Onların, eski düşlerin ötesine hareket edelim.

Çok önemli bir nedeni de onun bolca enerjiyi serbest bırakması. Sizi özgür bırakıyor. Size artık bu gerçeklikte yaratma imkânı tanıyor. Çok büyük miktardaki özünüz, oraya bir yerlere yatırım yapmış durumda, artık burada yaşayamadığınız gerçeği noktasına. Nerdeyse artık burada hiç bir şey yaratamıyor olduğunuz bir noktaya geldiniz. İstediğinizde yaratılacak inanılmaz şeyler var. Yaratılacak basit şeyler. İstemiyorsanız, hiç bir şey yaratmayabilirsiniz de. Tamamen size kalmış. Ama bu artık burada gerçekleşecek, orada değil.

Düşleri çıkarıp atıyorum. Gerçekten yapıyorum. Düşleri buraya indirin demiyorum. Onlardan kurtulun. Burada yaratmaya, olmaya, yapmaya başlayın. Tam burada.

Sonra, düşlerin eriyip gitmesine ve üzerinize yağmur gibi yağmasına izin verdikten sonra, bir gün uyanıp, eğer derseniz ki; ”Büyülü bir şey yaratmak istiyorum, Yeni Enerji doğasında” her ne olursa, orada olacak, Timothy. O orada dururken, çok uzun yaşamlar yaşadın. Pek çok yaşam. Benliğin orada bağlı kaldı. Hadi onu buraya getirelim. Sadece eski düşü değil. İçinde bulunduğun anda her neyi istersen.

Bunu net bir şekilde duymanızı istiyorum. Buraya sadece eski düşleri getirmeye çalışmıyoruz çünkü onlar eski düşler. Onlar, Yeni Enerji’de, zarafet ve kolaylıkla – sanırım ona daha büyük diyebilirsiniz – çok daha tatmin edici olabilirler. Onları buraya getirin. Bolca enerjiyi kendilerine çekecekler.

Pek çok inanılmaz potansiyel mevcut ama bu potansiyeller ayrıca bu eski düşlerin bazılarınca gölgelenmekte.

Hadi derin bir nefes alalım.

 

Düşleri  Bırakmak için Merabh

Hadi küçük bir merabh yapalım. (Birisi “Yaşasın” der) Yaşasın. Uyku zamanı. (Kıkırdar) Evet John, biraz müzik alabilir miyiz? Anders’in güzel müziği.

İlginç değil mi? Yeni CD’nin ismi bile : “Dream of the Blue Whale/Mavi Balinanın Düşü /Rüyası.” Hmmm. Burada o düşleri serbest bırakıyoruz.

Hadi derin bir nefes alalım.

O düşleri salabilmek, gerçekten de çok cesur ve güzel bir insan gerektiriyor. Onlardan her insanda var. Belki sizinkiler gibi değil ama onlarda da var. Muhtemelen onların ki çok daha sınırlı. Sizinki ise oldukça büyük. Çok büyük.

Hadi derin bir nefes alalım.

Düşler, bazıları, çok güzel (müzik başlar); ama sizi bağlıyorlar.

Bazı düşler, sizin tarafından çok korunmuş vaziyette, tamamen ulaşılamaz oldular. Neden böylesine güzel bir düşün, gerçekliğin tacizine açık olmasına izin veresiniz ki? Bu nedenle onu orada tuttunuz.

Ve tanrısallığınız, o düşün bir parçası değil miydi? Ulaşılamaz benlik?

(duraklama)

Yüksek benliğiniz, tanrısallığınız dediğiniz şey, çok uzak bir sevginin eski bir düşü. O orada bir yerlerde bulutların içinde değil miydi? Büyük bir düş…

Gününüz zorlaştığında “Ah, orada bir yerlerde tanrısallığım duruyor. Bir gün gelip beni kurtaracak.” diyorsunuz.

O gelmediğinde, tanrısallığınız hayalini, daha da öteye itiyorsunuz. “Belki şuan çok meşguldür. Belki ben hazır değilim. Belki de daha alacağım dersler var.” Tanrısallık düşünü daha da ötelere itiyorsunuz.

Tanrısallık düşü, bazı eski spiritüel kavramlara dayanıyordu. Bazı eski gizemlere, ama çok eski. Tanrısallık düşü, dualite bilincine dayanıyordu. Şu an olduğundan çok daha ağır bir dualiteye.

(duraklama)

Melek benliğinizin hayali… Ve kurtarmak için bir gün bir meleğin geliş hayali.

Düş daha da ötelere gitti.

(duraklama)

Çok garip bir dinamik, ne kadar uzağa gittiyse, o kadar o düşe tutundunuz. Benliğiniz de bir o kadar o düşte tutsak kaldı.

(duraklama)

Kendinizin çok azı burada mevcuttu.

(duraklama)

Eğer isterseniz, hazırsanız, düşün gitmesine izin verin.

(duraklama)

Çok garip bir his gelip “Düşüm olmadan ben kimim? Düşsüz geriye ne kalıyor?” diyecek.

Boşluk… Karanlık… Üzüntü hissi.

Düş, çok uzun süre sizin dostunuz, bir bakıma dikkat dağıtıcınızdı.

“Düşüm olmadan, nasıl olur da yoluma devam ederim?” diyorsunuz.

Ben de size ”Asıl o ulaşılamaz hayalle yolunuza nasıl devam edebilirsiniz?” diyorum.

(duraklama)

Gerçek düş burada olmaktır.

Gerçek düş, burada, Uyanık olmak… Farkında olmak… Egemen olmak… Yetkisi olmaktır.

(duraklama)

Coal Creek Kanyonun’da tarih 5 Ocak. Yıl 2013.

Artık tamamen farklı bir bilinç var.

O eski düş… O eski düş artık buraya uymuyor.

Derin bir nefes alın ya da… Bırakın nefes sizi solusun. Bu zarafettir.

Bu zarafettir. Sadece bırakın nefes sizi solusun.

Sevgili dostlarım, bu yılı öyle dönüştüreceğiz ki, artık düş bir yanılsama olmaktan çıkıp bir gerçek olacak, o sizin yaşamınız olacak.

Bununla derin bir nefes alalım.

Ah! Bugün biraz kısa tuttuk.

Hadi derin bir nefes alalım. O serbest bırakılmış düşten gelen tüm enerjiyi içimize çekelim… Özgürlüğü içimize çekelim. Düşün ötesine, özgürlüğün içine. Ne güzel bir başlık.

Ve bunla birlikte size hatırlatıyorum ben daha iyi, daha nazik ve daha şefkat dolu Adamus’um ve yaratımda her şey mükemmeldir.

Mutlu yeniçağlar.

Teşekkürler. Teşekkürler. (Seyirciler alkışlar)