• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/groups/kirmizicember/
                                       BAĞIŞBAĞIŞ
        
    

BÜYÜK 'VE' DİZİSİ ŞAUD 6

KIRMIZI ÇEMBER MATERYALLERİ
Büyük Ænd SHOUD 6 

ADAMUS SAINT-GERMAIN'i kanallığı, Geoffrey Hoppe Tarafından Yapılmıştır

7 Mart 2026 Tarihinde Kırmızı Çember'e Sunulmuştur


www.crimsoncircle.com

 

 

 

Yeni Zeka ile Tezahür Etmek



ADAMUS: Ben, Ben'im, Son Derece Egemen olan Alan'dan Adamus.

Hoş geldiniz sevgili Shaumbra. Müzik klibi gösterilirken, enerjilerin tümünü hissetmekle meşguldüm. Onları bir araya getirmek zorunda değildim çünkü siz kendiniz bir araya getiriyordunuz ve ben de burada yarattığımız alanı hissetmekle meşguldüm.

Elbette, sizin kendi alanınız, kendi enerjiniz var. Siz egemen bir varlıksınız. Bazen bunu unutsanız bile siz gerçekten egemen bir varlıksınız. Ve ayrıca alanınız, başka bir kişiyle, bir grup insanla ve bu durumda, bugün burada bir araya geldiğimiz Shaumbra ile ilişkisel alanlar da yaratabilir.

Bir dakikanızı ayırıp alanınızı ve sonrasında ilişkisel alanı hissedin. Ah, ah, ah, bu zihinsel bir şey değil. Bu bir his ve arada çok büyük bir fark var. Bakın, hemen düşünme moduna girdiğinizi hissedebiliyorum. Hayır, his modu, derin bir nefes almak ve kökenlerinize, doğal varlık halinize; çok duyusal bir varlık, hissedebilen bir varlık olduğunuz ve sadece zihinsel bir varlık olmadığınız yere geri dönmektir. Öyleyse, derin bir nefes alın ve alanınızı tanımlamadan hissedin.

(duraklama)

Ve şimdi, şu anda bizi canlı izleyen herkesle birlikte yarattığımız alanı hissedin, gelecekte izleyecek olanlar da bunun bir parçasıdır. Ve hatta önceki Shoud’ların hepsi de bu alanın bir parçasıdır. Tobias, Kuthumi, Dr. Agoni de alanın bir parçasıdır. Alanı hissedersiniz ve şunu görürsünüz: eğer zihinselseniz – alanı zihinsel olarak hissetmeye çalışıyorsanız, ki bu aslında alanı düşünmek demektir – o zaman her şey kafa karıştırıcı hâle gelir. İşte o zaman zihinsel olduğunuzu anlarsınız; gerçekten hissetmiyorsunuzdur.

Az önce sözünü ettiğim tüm o isimleri düşünmeye başlarsınız ve alanın ne kadar kalabalık ve kaotik olması gerektiğini hayal edersiniz. Hayır, bu düşünmektir ve düşünce tam da bunu yapar. Kaosu, kafa karışıklığını ve katman katman karmaşıklığı yaratır.

Gerçek hissediş çok basittir. Çok duyarlıdır. Ve aslında hemen tanımlamak isteyeceğiniz bir şey bile değildir. O bir histir.

Şimdi birlikte derin bir nefes alalım. Alanınızı hissedin. O sizin kimliğiniz değildir. Gerçekten de kimliğiniz değildir. Kimlik, alanınızın bir alt kümesi gibidir ama bir ölçüde yanıltıcıdır. Aslında gerçekte gerçekten kim olduğunuz değildir. Alanınızı hissedin. Ve onun içinde çok özel bir şey vardır. Ve yine, ona bir etiket koymaya ya da bir tanım getirmeye çalışmayın. Sadece güzel, derin bir nefes alın…

(duraklama)

… ve onun size gelmesine izin verin. Ona gitmeyin. O duyusal hissin size gelmesine izin verin.

Ve sonra, diğer Shaumbra'ların tümüyle birlikte, her şeyle birlikte, alanın geri kalanına girin, derin bir nefes alın ve bunu hissedin. Bu çok güzel, basit ama aynı zamanda dolu dolu bir histir. Zihinsel bir düşünce değildir. Arada büyük bir fark vardır ve biz şu anda tam da oraya gidiyoruz. Tam da bunu yapıyoruz.

Eylül ayında Merlin etkinliğinde, Yeni Duyarlılık Adası'nda bunun hakkında yoğun bir şekilde konuşmaya başladık ve şimdi gerçekten oraya ulaşıyoruz. Ve şimdi gerçekten gerçek zekaya geçiş yapıyoruz. Bu geçişi yapıyoruz.  Bu şekilde bir zeka değil (kafasına işaret eder). Gerçek zekaya geçiş yapıyoruz ve bugün bu Shoud'da yapmak istediğim şey, belki normalden biraz daha az konuşmak, belki biraz daha uzun merabh yapmak, artık bunun pratik kısmına geçmek.

 

Pratik Olmak

Ve pratik kısım ise... tezahürdür. Sadece bazı yüce kavramlar, ezoterik tartışmalar değildir, aslında şimdi pratik düzeyde nelerin olduğu ile ilgilidir.

Shaumbra'nın nereye doğru yöneldiğini her zaman hissediyorum. Geçen ay, Shoud sırasında, “Ah, bir yöne doğru ilerliyordum ve aniden yön değiştirdim” demiştim. Evet, aslında biraz daha zorlayacağımızı planlamıştım, her zaman sizin neler yaşadığınızın oldukça farkındayım. Ve Dr. Agoni ve Kuthumi, “Durup derin bir nefes alalım. Şimdi duralım.” dediler.

Ama şimdi gittiğimiz yer pratiğe yönelik ve bu, insanın gerçekten sevdiği kısım çünkü tüm o konuşmaları yaptık ama hayatınız ne durumda? Hayatınız nasıl?

Metafizik açıdan bütün bunlarla ulaşacağımız yer, gerçekten öncülük etmektir, ne kadar heyecan verici. Eğlenceli – çoğu zaman, bazen değil – ama heyecan verici ve bunu kendi alanınızda da hissedebilirsiniz, öncü olduğumuzu ve yaptığımız şeyin, diğer her şeyden çok farklı olduğunu. Elitist demek istemiyorum ama farklı, çünkü cesaretiniz var. Oraya gitmeye gönüllüsünüz. Pek çok şeyi geride bıraktınız. Oraya gitmeye gönüllüsünüz.

Ama bunun bir kısmı da şudur: Hayatınıza bakarsınız ve “Peki bunun dış dünyam üzerinde ne gibi bir etkisi oldu? Bu bana gerçekten ne kazandırdı?” diye sorarsınız. Ve bir noktada tüm o ezoterik şeylerden bıkıp, “Tamam, ama artık hayatımda bazı değişiklikler yapalım” dersiniz

Bugün gerçekleştirmek istediğim dönüm noktası tam olarak budur. Ve bunu zorlayarak, talep ederek, dua ederek ya da bunun gibi şeylerle yapmıyoruz. Hayır, bu tamamen, evet, izin vermekle ilgilidir. Bu, bilincinizin olduğunu, tüm araçlara, tüm ilişkilere, co-botunuzla olan ilişkinize, diğer Shaumbra'larla olan ilişkinize, benimle olan ilişkinize- bunun değeri ne olursa olsun- sahip olduğunuzu kabul eden bir bilincine sahip olmakla ilgilidir. Ve şimdi bu dönüm noktasını hayatınızın pratik kısmına doğru çevirelim. Bence bu çok önemli.

Kulağa gerçekten hoş geliyor, değil mi? Ve "Köşeyi dönelim," diyorsunuz, değil mi? Ve sanki "Tamam, gelsin bakalım." der gibi. Ancak bu, değişiklikleri beraberinde getirir. Yeni bir şeyin gelmesini içerir. Ve şunu da içerir – ve bunu özellikle vurgulamak istiyorum – sizin gerçekten bir yaratıcı olduğunuzun bilişini içerir. Ve “Ben bir Yaratıcıyım” korkusunun potansiyelini de içerir. Bununla başa çıkmaya hazır mısınız? İçinizdeki o yaratıcılığı, o yaratıcı yanınızı ortaya çıkarmaya ve onu hayatınızda tezahür ettirmeye hazır mısınız?

Elbette herkes “Evet, istiyorum, istiyorum” diyor. Ancak bu, birçok sorunu, doğru seçimleri yapıp yapmayacağınız konusundaki o eski sorunu gündeme getiriyor. Ya Frankenstein gibi bir canavar yaratırsanız? Ya kötü şeyler yaratırsanız? Ya kendinizle ilgili eski yargılarınız, "Aman Tanrım, İçimde bu kötü şeyler var“ ve ”Bu şeytanlar var“ - ya da belki eskiden vardı - ”Ya ben bunları yaratırsam?“ gibi soruları gündeme getiriyor. Bu yüzden bir tereddüt, bir duraksama oluyor. Sanki, ”Buna gerçekten hazır mıyım, emin değilim. Hayatımda birkaç küçük güzel şey var aslında“ gibi bir durum, ama ben gerçek yaratıcılıktan ve gerçek tezahürden bahsediyorum. Buna hazır mısınız?

Şu anda yapmak istediğim şey, bunu hissetmek.

Tekrar söylüyorum, tüm aletler sizde var. Her zaman vardı, ama şimdi onları fark etmeye başlıyorsunuz. Enerji, ışık ve bilinç gibi şeyleri fark etmeye başlıyorsunuz, hepsinin farkında olmanız gerekiyordu ki bir sonraki adıma geçebilesiniz, hayatınızda pratiksel tezahüre geçebilesiniz.

Bir an için  bir yaratıcı olarak bunu hissetmenizi istiyorum,. Belki bu sizde biraz mide sancısına neden olabilir, “Oh hayır, ne yaratmak istediğimden emin değilim” ve “Ya yanlış bir şey yaratırsam?” dersiniz. Yani, bir tereddüt, bir tür endişe var – yaratıcı endişe, ben buna böyle ad vereceğim – çünkü ya gerçekten, gerçekten seçtiğiniz şeyi yaratabilirseniz? Tabii ki başkaları için değil. Oraya karışmak istemezsiniz. Bu büyücülüğün kötü bir şekli gibidir. Başkaları için değil, ve bunu önceden çok net bir şekilde belirtmemiz gerekiyor. Kendiniz için yaratıyorsunuz. Enerji yörüngenizdeki diğerleri bundan etkilenebilir. Belki de etkilenmezler, bu gerçekten önemli değil, siz kendiniz için yaratıyorsunuz.

Bu da şu soruyu gündeme getiriyor: Ne yaratıyorsunuz? Ne yaratıyorsunuz? Bu çok önemli bir soru. Oldukça pratik, fiziksel bir şey mi yaratıyorsunuz? Hayatınızda daha fazla bolluk mu yaratıyorsunuz? Yoksa mutluluk, neşe mi yaratıyorsunuz? Derin bir bilgelik mi yaratıyorsunuz?

Şimdi, yine, özellikle geçmiş yaşamlarınız nedeniyle hepinizin sahip olduğu bir eğilim var, bu, “Savaşların olmadığı güzel, huzurlu bir dünya yaratıyorum” gibi bir şey. Hey! Durun bir dakika. Buna karar vermek size düşmez ve bu şefkat değildir. Ne istediklerine karar vermek herkesin kendisine aittir.

Buraya dünyayı kurtarmaya gelmediniz. Unutmayın, bunu denediniz ve pek de işe yaramadı. Buraya, herkese ve onların seçimlerine şefkat duymaya geldiniz, ama şu anda, hayatınızda kendiniz için ne yaratmak istiyorsunuz?

Bunu hissetmenizi istiyorum ve hemen cevap vermeye çalışmayın, çünkü çok çeşitli zihinsel fikirler, düşünceler ve imgeler aklınıza gelecek ve insan kimliğiniz; "Gerçekten ne istiyorum? Bir köpek mi istiyorum? Yeni bir romantik ilişki mi istiyorum? Bolca bolluk mu istiyorum? Sağlık mı istiyorum?“ diyecek. Hepiniz hepsine ‘Evet’ diye başınızı sallıyorsunuz. (gülerek) Sanki kafa sallayan oyuncak bebekler gibi, “Evet, evet, hepsini istiyorum.” Ama bunu gerçekten hissetmenizi istiyorum, bu dönüm noktasını geçerken, enerjinin ve varlığın dinamiklerini gerçekten anladığınızda, ne yaratmak istiyorsunuz?

Her gün yaşadığınız tipik şeyleri mi? Belki daha iyi bir araba? Belki öğrendiğiniz her şeyi öğrettiğiniz bir okul yaratmak istiyorsunuz. Bunu yapmadan önce, durun ve bir ara verin. İyi ve kötü yanları var. Ama bunu gerçekten hissetmenizi istiyorum, ne yaratmak istiyorsunuz?

Tekrar ediyorum, şu anda soruyu cevaplamayın. Bu ödevin bir parçası. Shoud'larda genellikle ödev vermiyoruz, ödevleri çoğunlukla Keahak ve atölye çalışmalarına saklıyoruz, ama bu sefer öyle değil. Pratik düzeyde, hayatınızda neyi gerçekleştirmek istiyorsunuz? Duygusal olabilir, fiziksel olabilir, çok ama çok pratik bir şey de olabilir. Ama onu hissetmenizi istiyorum. Biraz hileli bir soru, buna daha sonra geri döneceğim. Ama şimdilik, birlikte yarattığımız alanda derin bir nefes alalım.

(duraklama)

Bugünkü konuşmamıza girerken, zeka hakkında konuşmak istiyorum. Zeka.

 

Zeka

Shaumbra oldukça zeki bir gruptur. Ama bununla IQ'larınızı kastetmiyorum. IQ'larınız oldukça iyi, fakat bahsettiğim şey bu değil. O eski zekadır ve insanlar uzun zamandır zihinsel zekalarına odaklanmış durumdalar. Birçoğunuz çok zekisiniz. Birden fazla diplomanız var. İsimlerinizin önünde kimsenin ne anlama geldiğini bilmediği bir sürü kısaltma var. Çok zekisiniz.

Mental açıdan zeki olmanızın nedeni, enerjileri oldukça iyi kavrayabilmenizdir. Enerjilerin kodlamalarını hissedersiniz. Yapmaya çalıştığınız şeyin sadece zihinsel kısmını hissetmezsiniz, aynı zamanda başka bir hissedim düzeyi daha vardır ve bu da matematiği, bilimi, dilleri veya her neyse onu çoğu insandan biraz daha iyi anlamanızı sağlar. Yani, bu seviyede bir zekaya sahipsiniz. Ama ben bahsettiğim şey farklı bir zeka türüdür.

İnsanlar zihinsel zekayı piramidin tepesine koymuşlardır. En önemli şey, ne kadar zeki olduğunuzdur. Albert Einstein'a kıyasla durumunuz ne olduğudur. IQ'nuz 100'ün üzerinde mi? Eğer bu konuşmayı dinliyorsanız, evet, öyledir. 120'nin üzerinde mi? Muhtemelen. 130? Benim Shaumbra aralığı dediğim şey, 160'a çıkarsanız, muhtemelen öyle değildir.

IQ'nuz 160 olsaydı, muhtemelen bu yayını dinlemiyor olurdunuz. Çünkü siz... şey, çünkü siz çok zeki olduğunuz için her şeye çok zihinsel yaklaşırdınız. IQ'nuz o seviyedeyse, her şeyi analiz ederdiniz. Ama akıllı olmak için yeterince akıllısınız ve ötelerde başka bir şey olduğunu bilmek için de yeterince akıllısınız. Aslında, bir bakıma insanın zihinsel zekasını gülünç kılan başka zeka türleri de var. Yani, zihinsel zeka önemlidir, ama hiyerarşide o kadar da üst sıralarda değildir. Gerçekten değildir.

Ben her şeye yerleşik olan bir zekadan bahsediyorum. Her şeyin zekası vardır, ama zihinsel değildir.

Şu anda soluduğunuz hava, molekülleriyle, atomlarıyla hava olarak bir zekaya sahiptir. İnsan gibi düşünmez, ama bu zekâ, havayla, hava olarak iletişim kurabilme yeteneğidir. Bu bir zekadır.

Her ağaç bir zekaya sahiptir, hatta ağaçtaki her yaprak bile bir zekaya sahiptir. O ağacın içindeki her molekül zekaya sahiptir. Zihinsel değildir, ama bir zekaya sahiptir, kendini bir ağaç olarak bilme yeteneğine sahiptir. Kendine öyle demez. Ağaç kelimesinin nasıl yazıldığını bile bilmez ve gerçekten ağaç yazamaz ama "Ben bu şeyim. Ben bu şekle sahibim, enerjim tümü bir ağaç şekline sahip. Ben bu türden bir ağaçım" zekası vardır.

Tekrar ediyorum, bu kelimeleri kullanacak bir zihinsel süreci yoktur ama yine de sezgisel olarak kendini böyle bilir. Suyu ve besinleri almasını sağlayan bir zekası vardır. Yaprakların güneşe açılmasını ve güneşi ve ışığı enerjiye dönüştürme sürecinin tümünü sağlayan bir zekası vardır. Aynı türden ve başka türden diğer ağaçlarla birlikte bir ormanın içinde olduğunu bilme zekasına sahiptir. Her yıl sonbaharda, yapraklarını döküp onları bırakma ve bir süre uykuya yatma zamanının geldiğini bilme zekasına sahiptir. O böyle bir zekaya sahiptir.

Bu, doğanın ritmini hareket halinde ve işler durumda tutan şeydir. Ve bir gün öleceğini bilecek kadar zekidir. Bunu umursamaz. “Oh, öleceğim, dallarım düşecek ve her şey bitecek” diye endişelenmez çünkü bahsettiğim zeka çok, çok farklıdır. İnsan zihni gibi analitik ve mantıklı değildir. Gelecek hakkında endişelenmez. Hiç endişelenmez. Kendi içinde iletişim kurma zekasına, kendi içinde bir bilişe sahiptir, sonra doğa ile iletişim kurar ve siz yürürken sizinle iletişim kurar.

Yani, bu çok sezgisel bir zekadır ve her şeyde vardır. Şu anda oturduğunuz, poponuzu destekleyen sandalye de zekaya sahiptir. Evet, bir bakıma poponun orada olduğunu bilir. Kendini bir sandalye olarak bilir. Kendini, en başta olduğu hammadde olarak bilir, ama yineliyorum, entelektüel, tanımlanmış bir temelde değil. Sadece oluş halindedir ve bu zeka sürekli oradadır. Aksi takdirde, sandalye orada olmazdı. Sandalyede bahsettiğim türden bir zeka olmasaydı, sandalye basitçe var olamazdı.

Bunu biraz daha genişletirsek, bu zeka aynı zamanda sizin gözlemlerinizle, katılımınızla da doğrudan ilgilidir. Çünkü eğer bilinciniz orada olmasaydı, sandalyenin zekası da orada olmazdı. Hiçbir şey olmazdı.

Bu yüzden, bunu gerçekten hissetmenizi istiyorum ama zihinsel olarak, düşünce süreciyle değil, hissedin, her şeyde bulunan bu zekayı hissedin. O, bir bardak suda da vardır. Kedinizde veya köpeğinizde de vardır. Onlar da zekaya sahiptir.

Zeka, kendi içinde ve gerektiğinde kendi dışında iletişim kurma yeteneğidir. Köpeğiniz, bir köpek olduğunu, köpek dünyasının, gezegenin hayvanlar aleminin bir parçası olduğunu anladığı bir zekayı sürekli olarak iletişim halindedir. Ve o bir köpektir. Bazı kalıtsal özellikleri vardır. Köpek bu özellikleri sorgulamaz. Köpek bu konuda endişelenmez. Köpek kendi kimliğini tanımlamaya çalışmaz. Zekasındaki doğuştan gelen kimliğiyle akar. Bu nedenle, kendisiyle çatışma içinde değildir.

Sadece siz kendinizle çatıştığınızda o da kendisiyle çatışır çünkü herhangi bir evcil hayvan, herhangi bir ehlileştirilmiş evde beslenen bir hayvan bunu hissedebilir. Özellikle de köpekler bu konuda çok iyidirler, bu yüzden çatışmanızı hissederler çünkü bu konuda çok duyarlıdırlar. Her şeyi algılarlar. Düşünceleri algılarlar. Sözlerinizi pek umursamazlar ama sesinizde taşınan enerjiyi, sizin bir parçanız olan enerjiyi algılarlar. Onu algılarlar. Ve hissedebilirler, koklayabilirler, dengesizlikleri çok iyi algılayabilirler. Bu yüzden size hizmet etmek için oradadırlar. Bir tür ayna görevi görürler. Vermek, sevgi göstermek, karşılık vermek konusunda özellikle iyidirler çünkü  “Biz hizmet etmek için buradayız.” onların zekasına yerleşmiştir. 

Bir noktada evcilleştirilmiş hayvanların kökenleri hakkında konuşmak ilginç olabilir. Açıkçası, Atlantis zamanına geri dönersek, bazı türlerin, özellikle köpekler ve kediler gibi türlerin evcilleştirildiğini, temelde hayvanlar aleminden insan alemine davet edildiklerini ve ikisi arasında gidip gelebildiklerini görürüz. Ama onlar neler olup bittiğini çok, çok iyi anlarlar ve bu konuda çok zekidirler.

Her şeyin zekası vardır. Bedeninizdeki her şeyin, her atomun, her hücrenin, kanın, tek tek organların hepsinin kendine özgü bir zeka durumu vardır. Bu nedenle beden, çok eski bir iletişim ağı olan anayatronu kullanarak sürekli olarak kendisiyle iletişim halindedir. Ama şu anda, orada otururken veya uzanırken, bedeninizde sizin düzenlemenize gerek duymayan sürekli bir iletişim hali vardır. Sizin sadece beslenmeniz, nefes almanız ve su içmeniz gerekmektedir. Evet, bedeninizin bir zekası vardır.

Birleşik bir alanı olarak biyolojinizin bir zekası vardır. Ve ayrıca bütün parçaların ve bölümlerin kendi zekaları vardır ve hepsi şu anda şarkı söyleyerek sevinçlerini dile getirmektedir. Bazıları isyan etse de, şarkı söyleyerek sevinçlerini dile getirmektedirler. Onlar biyolojidir ve bu da bedenin zekasıdır.

 

Sinir Sistemi Çöküşü

Şu anda bu zekanın bir kısmı kendi çöküşünü, sevinçle şarkı söyleyerek kutluyor. Evet. İnsan zihni, “Ne? Çöküyor mu? Bana ne oluyor böyle?” diyor. Beden ise şu anda şarkı söylüyor.

Bir an için bunu hissedin. Zihninizden çıkın. Duyusal varlığınızla, fiziksel bedeninizde gerçekleşen bu sevinci hissedin.

Şu anda iletişim kuruyor. Kendi çöküşünü, kendi nihai devir teslimini ifade ediyor. Ölüm sürecini değil, eski insan biyolojisinden şu anda çok, çok yeni bir şeye geçişi iletiyor. Bu, sizin içinde bulunduğunuz bir süreç. Ve tüm bunların ortasında, çöküşü hissediyorsunuz. Son toplantımızda hakkında konuşmuştuk.

Onu sinir sisteminin bozulması olarak hissediyorsunuz. Ve telafi etmeye çalışıyorsunuz, bir dereceye kadar bu normal ama belki de aşırı telafi ediyorsunuz, “Bende ne sorun var? Bunu nasıl düzeltebilirim?” diyorsunuz. Ve son toplantımızda da bahsettiğim gibi, sonra gidip tüm o garip ilaçları ve diğer her şeyi almaya başlıyorsunuz ve şimdi de gerçekleşmekte olan doğal bir süreci, sinir sisteminizin çöküşünü engelliyorsunuz.

Evet, biliyorum, bu acı verici. Zor bir durum. Kendinizi bitkin hissediyorsunuz. Yorgun hissediyorsunuz. Ancak bu koşullar altında bunların olması muhtemelen uygundur ve sonsuza kadar sürmeyecek.

Son toplantımızda, sinir sisteminin nasıl aşırı yüklenmiş, bunalmış durumda olduğundan bahsetmiştik. Dışarıdan gelen çok fazla uyaran var ve içimizde de muazzam bir değişim, dönüşüm ve uyarı süreci yaşanıyor. Ve bunda yanlış olan hiçbir şey yok. Hiçbir şey.

Müzik videosunda da ifade edildiği gibi, bu Shoud’a başlarken söylediğimiz gibi: Şimdi dur, sevgilim.” Yani, Alice Harikalar Diyarında gibi olmayı bırakın; duvarlardan sekip duran, iblislerle karşılaşan, birdenbire canlanan tuhaf nesnelerle karşılaşan o hâli bırakın. Şimdi durun ve onun size yetişmesine izin verin. Ve size yetişen şey; çok eski bir sinir sistemi ve eski bir biyoloji türünden, çok yeni bir tanesine doğru gerçekleşen geçiştir.

Şu anda gerçekte olan şey, sinir sisteminin kasıtlı ve planlı bir şekilde bozulmasıdır; böylece bir sonraki adımda oldukça farklı, çok farklı türde bir zekayı kabul edebilirsiniz.

Bununla birlikte derin bir nefes alalım ve hissedelim.

Şimdi durun. Her şeyin sizi yakalamasına izin verin. Buna eski sinir sisteminin çöküşü de dahildir. Bu çok, çok karmaşıktır. Çok karmaşıktır.

Tüm o sinir uçlarını düşünün. Tüm o hücreleri, molekülleri, atomları düşünün, hepsi bu sürece katılıyor. Biyolojinizin ve onun zekasının, zihninizin zekasına sürekli olarak yaptığı muazzam düzeydeki iletişimi düşünün. Dediğim gibi, fiziksel bedeninizden gelen iletişimin yaklaşık %80'i zihninize ulaşır. Ve sonra, zihnin artık umursamadığını hissettiğinizde – zihin şöyle der: “Hey, konuşmayı kes, sus” – o zaman bu çok rahatsız edici olur, çok rahatsızlık vericidir.

Ama sonra derin bir nefes alırsınız ve şu anda olan şeyin, biyolojinin, özellikle sinir sisteminin eski zekasının değişmekte olması olduğunu fark edersiniz. O çöküyor. Ve bu durumda çökmek iyi bir şeydir. Ne zamandır özgür enerji bedenini, ışık bedenini istiyordunuz? Bununla ilgili muhteşem düşünceleriniz ve hayalleriniz vardı – siz bir ışık bedeni varlığısınız, etrafta süzülüyorsunuz gibi. Biraz fazla stilize edilmişti ama yine de bir düzeyde onun orada olduğunu biliyordunuz. Hissediyordunuz. Zihin bunu biraz tuhaf bir fanteziye dönüştürdü, bu yüzden biyolojinizde hala çok insandınız, ama artık her zaman parıldıyordu.

Şimdi, rahatladıkça başka bir şeylerin daha olduğunu fark etmeye başlıyorsunuz. Bu yalnızca bedeninizin birden bire ışık saçması değildir. Bedeniniz, eski sinir sisteminiz, eski bedeniniz kelimenin tam anlamıyla çöküyor. Yaşamınızı sürdürürken, hayatınızda yaptığınız her şeyi yaparken, o birdenbire çökmeye başlıyor. Ama yine de devam edebiliyorsunuz, ki bu oldukça ilginç, neredeyse bir paradoks. Yine de devam ediyorsunuz.

Sinir sisteminin, biyolojinin ve zekanın işleyişinin çöküşünü zihinsel olmayan bir şekilde hissetmenizi istiyorum. Çöküş.

(duraklama)

Kulağa oldukça korkunç geliyor. Koşup acil servisi, 911'i arayıp “Bu arada, sinir sistemim çöküyor” demek ya da sokaktaki insanlara anlatmak istemezsiniz, ama neden bahsettiğimi biliyorsunuz. Bu bedeniniz bilerek böyle oluşturuldu ve sonra Atlantis'in kafa bantları olarak bildiğiniz bir şeyle manipüle edildi. Kötü niyetle manipüle edilmedi. Ama bu manipülasyonun kendisi bedenin zekâsını gerçekten çarpıttı ve bedenin bilince, değişen ortamlara – fiziksel çevreye değil, bilincinizin çevresine – uyum sağlama yeteneğini de çarpıttı.

O kafa bandı her şeyi yerine sabitliyordu. Atlantis'te sadece kafa bantlarına sahip değildik, aynı zamanda siz doğrudan onlardan sorumluydunuz, bu yüzden ekstra bir yük taşıyorsunuz. Sinir sisteminizin şu anda bozulmuş hissetmesinin bir nedeni de budur. Bir parçanız o eski bağı korumak ve sürdürmek istiyor. Kafa bandı olmalarına rağmen, onun her şeyi bir arada tuttuğunu biliyorsunuz. Onlar bir süre insanlığın biyolojik durumunu dengelemek için çok faydalı oldu, ama şimdi o da yok oluyor. Çöküyor.

Ve şimdi sinir sisteminiz çığlık atıyor ve bağırıyor. Bedeniniz ağrıyor. Artık zihinsel veya fiziksel hiçbir uyarana dayanamıyorsunuz ve “Ne oluyor lan?” diyorsunuz. Ve sonra, yine, konuyu uzatmak istemem ama kesinlikle uzatacağım, tüm o terapileri ve çareleri bulmaya çalışıyorsunuz, vagus sistemi hakkında konuşuyorsunuz ve mıknatıslarla, elektrik çubuklarıyla veya başka şeylerle onu nasıl uyaracağınızı anlatıyorsunuz. Durun artık.

Durdurun şunu. Şu anda doğal süreci engelliyorsunuz. Bir zeka, çok, çok eski bir biyolojik zeka başka bir zekaya yol veriyor. İnsan biyolojisi, gerçekte olduğundan çok daha hızlı evrimleşmeliydi. Şu anda çok eski, çok eski bir şablonun içindesiniz. Bu çok gecikmiş bir şeydi ve şu anda gerçekleşiyor. Onu ittiğiniz veya zorladığınız için değil. Eski bedeninizi alt ettiğiniz için de değil. Başka bir yerden, galaktik konseyden veya onun gibi bir yerden, hatta Üst Benliğinizden emredildiği için de değil.

Ona izin veriyorsunuz, onu deneyimliyorsunuz, çünkü zamanı geldi. Bu yüzden, son Shoud'umuzda, “Durun. Her şeyin sizi yakalamasına izin verin. Tüm bu değişimin sizi yakalamasına izin verin” dedim. Neyin yanlış olduğunu merak etmekten başka yanlış bir şey yapmıyorsunuz. Tek yanlış olan şey, “Benim neyim var?” diye merak etmeniz. Ama bunun dışında yanlış bir şey yok. Kesinlikle durmanın zamanı geldi. Durun ve her şeyin size yetişmesine izin verin.

Yetişmek neye benziyor? Kırmızı bir şişede – hayır (gülerek, “ketchup”a atıfta bulunarak, “catch up” gibi ses çıkarır). Yetişmek neye benziyor? Yetişmek, hiçbir şeye müdahale etmemeniz gerektiği anlamına gelir. Hiçbir şeyi zorlamanız gerekmez. Danışmanlık almanız gerekmez.

Shaumbra, beni tahrik etmek mi istiyorsunuz? Bam telime basmak mı istiyorsunuz? Bu, her şeyi aşırı derecede manipüle etmeye çalışmak gibidir, çünkü hala eski olan bir sistemde; zeka ve zihnin biyolojisi içinde çalışıyorsunuz. Hala gerçek zekayı, enerjiyi, bilinci anlamıyorsunuz. Oraya gidip tüm o törenleri, tüm o terapileri, tüm o diğer şeyleri yapmanız gerektiğini hissediyorsunuz.

Durun artık! Ve her şeyin şu anda size yetişmesine izin verin. Diğer şeylerin aslında dikkatinizi dağıtan şeyler olduğunu fark ediyorsunuz. Ve onlar aynı zamanda  “Oraya müdahale etmeliyim. Bunu düzeltmeliyim, yoksa her şey mahvolacak" diyen kimliğinizin egosudur – uzun bir süre boyunca özenle geliştirilmiş olan egonuzdur. Bu, hala her şeyi yönetmeye ve kontrol etmeye çalışan eski bir zeka biçimidir ve artık buna ihtiyacınız yok.

Geçtiğimiz yıllarda, özellikle iki veya üç yıl önce zihninizde, bir tür değişim, eski zihinsel sistemin çöküşü gibi birçok şey yaşıyordunuz. Ve bazılarınız bununla gerçekten mücadele etti. Bazıları hala mücadele ediyor, zira eski zekanın gücünün azaldığı bir noktadayız ve bir nevi anlaşma sağlandı. Zihniniz, zihinsel yapınız, elinden gelenin en iyisini yaptığını kabul etti ve şimdi bırakma zamanı geldi, yeni bir zeka biçiminin gelmesine izin verme zamanı ki bunu birazdan konuşacağız.

Yani, zihin artık o kadar da savaş alanı değil. Arada sırada tekrar ortaya çıkıyor, tüm o zihinsel süreçleri yaşıyorsunuz, ama artık mesele bedeniniz, sinir sisteminiz. Ve sadece izin vermek yerine, oraya müdahale etme eğilimi var. Sonuçta, tüm o çılgın faaliyetler yerine, doğal varlığınızın her şeyi yeniden dengeye getirmesine izin vermek var.

Yine, Alice Harikalar Diyarında'daki fantastik senaryoyu anlatan güzel bir müzik klibi, ama burada Alice çıldırıyor, cevaplar arıyor ve aynı zamanda eski zekası tarafından kovalanıyor, ama en sonuna kadar durmak istemiyor, durup her şeyin yetişmesine izin vermek istemiyor.

 

Yeni Zeka

Konuya geri dönelim. Her şey zekadır. Her şeyin bir zekası vardır. Enerjinin kendisi zekadır. O sizin enerjinizdir. Bir zekası vardır. Ve şu anda olan şey, zekânın her düzeyde – ve özellikle de duyarlılığıyla, duyumsal olabilme ve zihinsel olmama yeteneğiyle – şimdi içeri gelmesidir. O size geliyor.

O her zaman oradaydı. Onu yaratmak zorunda değilsiniz. Bazı bileşenleri bulup onları doğru şekilde bir araya getirmek zorunda değilsiniz. Hayır, hiç de bile. O her zaman bu alanda vardı. O her zaman potansiyelinizin bir parçasıydı ve şimdi ortaya çıkıyor. Ve bu eski sistemleri kasıtlı olarak çökertmeye çalışmak değildir, sadece onun doğal bir sonucudur. Olan budur.

Şu anda gelen zeka buradan (kafadan) gelmiyor. O çok farklıdır ve şu şekilde çalışır:

İlk olarak, mevcudiyet vardır, “Ben buradayım.” Bu, kendinizin farkındalığıdır, “Ben buradayım.”

Şimdi şöyle düşünebilirsiniz: “Elbette burada olduğumu biliyorum, çünkü dışarıdaki her şeyi görebiliyorum.” Ama aslında bu, içinizde hissettiğiniz bir şeydir: “Ben buradayım. Ve bunun gerçek olması için gözlerimle dışarıda gördüklerime ya da kulaklarımla duyduklarıma bağımlı değilim. Buna mutlaka ihtiyacım yok. Sadece… ben buradayım. Ben buradayım, mevcutum.” İşte ilk şey bu.

Dış dünyanızın daha fazla farkına varmaya başlarsınız. Başka bir deyişle, o sadece bir arka plan değildir. Aniden daha canlı hale gelir. Aniden ağaçlar daha canlı hale gelir ve belki de sizinle konuşuyorlarmış gibi hissedersiniz, çünkü aniden daima orada olan bir iletişime dokunmuş olursunuz.

Ve kuşların sesi birdenbire daha belirgin, daha derin, daha güzel hale gelir. O ses her zaman oradaydı. Ama dış dünya yalnızca bir arka plandan ibaret olduğunda, belirsiz ve sadece küçücük bir bilinç parçası olduğunda, iletişim olmadığı, zekadan zekaya bir etkileşim olmadığı zamanlarda, o ses biraz sıkıcıydı, hatta çoğu zaman farkına bile varmıyordunuz. Ama aniden, mevcudiyet halinde olduğunuzda, bunun için çaba sarf etmenize gerek kalmaz, sadece mevcut olursunuz ve aniden her şey canlanmış gibi görünür.

Neden? Çünkü zeka, diğer zekalarla konuşur, iletişim kurar. Zihin zekası değil, her şeyin içinde bulunan doğuştan gelen zeka. Şu anda olan budur.

Bir an için bunu hissedin.

Her şeyin zekası vardır. Her şeyin kendini ifade etme ve anlama yeteneği vardır ve genel olarak diğer her şeye nasıl uyum sağladığını anlar. Nasıl doğal olarak organize olabileceğini. Nasıl organize olabileceğini ve diğer enerjilerle akış halinde olabileceğini ve  hiçbir çaba sarf etmeden gerçek Ben'imliğinizle akış halinde olabileceğini bilir. Hiçbir çaba olmadan. Ve şu anda olan budur.

Zihne dayanmayan yeni bir zeka ortaya çıkıyor. Mantığa ve analize dayanmıyor. Ve biliyorum ki bazılarınız ona çok değer veriyorsunuz ve bu iyi bir şey. O yok olmuyor, ama değişiyor. O, “Ve”dir.

Yeni zeka mantıkla değil, farkındalıkla ilgilidir. Basitçe farkındalıktır. Ve bu farkındalığın içinde çok fazla iletişim vardır, fakat kafa karıştırıcı sesler yoktur, hatta yapay zekâyla olan iletişimleriniz gibi bile değildir – bir yığın veri ve bilgi değildir. Bu çok güzel, zarif ve basit bir iletişimdir; nihayetinde hepsi “Ben Ben’im” ile rezonans içindedir.

Sonuçta, içinizdeki her zeka, “Ben Benim, Ben Varım” diye şarkı söylüyor.

Yani, mevcudiyetinizde zekanızın bu güzelliği vardır. Bu konuda çaba sarf etmeyin, sadece hissedin. Hissedin.

Sonra, enerjiniz var. Enerji nedir? Ah, doğru ya. Enerji iletişimdir. Bir güç değildir. Çatışma yoktur. Dualiteyi kullanmak zorunda değildir. Enerjinin özünde iletişim vardır. Hatta bunun sadece ruhun, Ben'imin, iletişim kurarak, sevinçle “Ben Varım” demesi olduğunu bile söyleyebilirsiniz. İşte budur, “Ben Varım”.

Yani enerji, tamamen size aittir – başka kimseye ait değildir; dışarı çıkıp daha fazla enerji elde etmeye çalışmanıza gerek yoktur, enerjinizi temizlemenize veya bunun gibi bir şeye gerek yoktur, enerji sadece oradadır – enerji iletişimdir. Tekrar ediyorum, o bir güç değildir. Eski zekada, evet, enerji bir güç, bir kuvvet olarak düşünülebilirdi ama aslında öyle değildir. Enerji zekadır.

O, tüm zekaların iletişiminin özüdür. Enerjinin orada olması gerekir. Siz orada olduğunuzda, enerji gelir ve zeka şarkı söylemeye ve dans etmeye başlar ve nihayetinde asla size karşı çıkmaz, size ders vermeye çalışmaz. Eski zeka böyledir, “Derslere ihtiyacın var”der. Yeni zeka ise, “hayır, hiç de bile” der.

Yani, sizin mevcudiyetiniz var ve bu doğal olarak enerjiyi getirir. Bunun için çaba sarf etmenize gerek yoktur. O, enerjiyi getirecek zekaya sahiptir. Ve enerjiler daha sonra zekanın her düzeyinde iletişim kurmaya başlar ve bu hiç de bunaltıcı değildir. Enerji ve zeka birdenbire birbirine karışmış gibi bir durum söz konusu değil, çünkü her şey senkronize haldedir. Her şey uyumludur. Her şey birlikte akar – insan müdahale etmeye başlayana kadar. Her şey birlikte akar.

Bu nedenle karmaşık değildir, kaotik değildir. Hiç çaba gerektirmez. Sadece zekanın sizin için yapması gerekeni yapmasına izin vermeniz yeterlidir. Yani şimdi zihninizin zekası var elbette, o da bir amaca hizmet ediyor ama o kadar da önemli değil.

Şimdi bedeninizde faaliyet gösteren zekalar vardır. Ve zeka bilme yetisidir-biliştir. Mantıklı ya da analitik değildir. Zeka bilim ya da kimya ile ilgilenmez. Gerçekten ilgilenmez. Bunlar zekanın nasıl çalıştığını açıklamanın yollarıdır. Bilim, fizik ve diğerleri, sadece olan biteni açıklamak için kullanılan yöntemlerdir. Hiçbir şey keşfetmezler. Bunlar, eski zekayı açıklamak için kullanılan yöntemlerdir ve sürekli değişirler. Bilimde bugün bilinenler, 200 yıl önce bilinenlerden oldukça farklıdır.

Demek istediğim, bilimsel yöntem bir noktaya kadar iyidir ama sonra doğuştan gelen zekanıza, yani sadece bilişe güvenmeye geri dönersiniz.

Yani, mevcudiyetiniz var. Bu, enerjinin içeri girmesine izin verir. Bu, bedeninizin zekasını ateşler. Ve bu, bedeninize şimdi zamanın geldiğini söyler. Değişim zamanının. Özgür enerji bedeninin zamanının. Ve mevcut insan bedeninizdeki zekalar, eski bedeninizdeki zekalar, özgür enerji bedeninin zekaları birbirleriyle konuşabilirler. Aralarında bir çatışma yoktur. Sadece zihinselleştiğinizde ve aniden müdahale etmeye çalıştığınızda bir çatışma olur. Ama onlar birbirleriyle mantık yoluyla değil, biliş yoluyla, doğal kalıplar yoluyla iletişim kurarlar.

Doğal kalıplardan bahsediyorum yani bir kalıp var, bir enerji kodu var ama içinde bir hiyerarşi yok. Zihinsel zeka yok. Tüm bu zekaları, konuşmaya, çalışmaya, değişmeye, enerjileri yeniden düzenlemeye iten bir biliş var, hepsi size hizmet etmek için var. Ve hiçbirinin size hizmet etmek dışında bir amacı yok. Hiçbirisinin. İster inanın ister inanmayın, bedeninizin zekaları size karşı çalışmaz, ancak bedeninizi anlamadığınızda, bedeninizden nefret ettiğinizde, bedeninizi sevmediğinizde veya onu aşırı kontrol etmeye çalıştığınızda durum değişir. O zaman bütün enerjiler geriye çekilir ve “Peki, onu kontrol etmek mi istiyor? Bırakın eğlensin” derler. Ama hayır, doğal olarak böyle davranmazlar. Doğal olarak size hizmet ederler.

Yani, mevcudiyetiniz var, enerjiniz var, zekanız var ve şimdi çok güzel bir düzeyde iletişiminiz var. “Bütün bunları nasıl düzenleriz?” Düşünmeye gerek yok. Bahsettiğim zekalar düşünmez. Düşünmeye ihtiyaçları yoktur. Akarlar. Doğal olarak tepki verirler. Doğal olarak düzenlenirler. Sonra doğal olarak iletişim kurarlar. İşte olan budur.

Sinir sisteminiz sınırlarını sonuna kadar zorladığı için tükenmiştir. Daha fazla devam edemezdi ve bunu kendi deneyimlerinizden biliyorsunuz. Yorgun ve bitkin düşmüştü. Ve şu anda, eğer zihinsel olarak değil ama iletişim kurarak hissederseniz, sinir sistemi şöyle diyor: “Zamanımız geldi. Eski biyolojimizin dilinde iletişim kurmayı bırakalım.” İşte böyle haykırıyor. Bu kelimeleri kullanmıyor ama biyolojik zeka içinde ortaya çıkan bir biliş var, “Zamanı geldi. Tanrıya şükür zamanı geldi” diyor.

Ve aynı anda, benim özgür enerji bedeni, ışık bedeni dediğim zeka ile iletişim kuruyor, o ışık bedeni artık... Sadece bütünleşmiyor. Ayağa kalkıyor- ortaya çıkıyor. O her zaman oradaydı. Yani dışarıdan gelip bütünleşmiyor; olan şey, içeriden yukarıya doğru yükseliyor olması. Onun da bir zekası var, insan biyolojisine göre, çok daha az karmaşık, ama bir zekası var. Enerjileri nasıl düzenleyeceğini, sizin için orada olmayı, sizinle birlikte olmayı, size hizmet etmeyi, bu gezegende ve hatta ötesinde duyusal olmak için bir araç olmayı bilen bir zekası var.

Şu anda olan budur. Hepsi çok doğaldır. Sadece durun.

Şimdi durun ve bunun olmasına izin verin. Şimdi durun ve hissedin.

Her şeyde bulunan, sizin yönetmenize gerek olmayan zekalardan bahsediyorum, kendi bedeniniz ve zihniniz de dahil, bunlar düşünmeyi veya çaba sarf etmeyi gerektirmezler. Bu büyük bir atılımdır – çaba sarf etmeye gerek yoktur. Ve çaba sarf etmekle ilişkili olan şey acı çekmektir. Acı çekmek uzun zamandır bu gezegenin dinamiklerinden biri olmuştur. Birisi bir keresinde bunun bir öğrenme aracı olduğunu söylemişti. Bu oldukça tuhaf. Acı çekmekten acı çekmeyi sevmediğiniz dışında ne öğrendiğinizi bilmiyorum. Tüm bunlar şu anda değişiyor.

Biyolojinizin zekası, tekrar söylüyorum, düşünmek zorunda değildir. Sizin çabalamanıza gerek yoktur. Çatışma yoktur. Temel olarak, sadece vardır. Kendinden şüphe duymak zorunda değildir. Gerçek zekada şüphe yoktur, bu sadece zihinsel zekada ve duygusal zekada vardır. İnsan hakkında konuşurken, uzun zamandır sizinle birlikte olan zihinsel ve duygusal sistemden ve sinir sisteminden bahsediyorum.

Düşünmek zorunda değilsiniz. Bu ilginç değil mi? Belki de şöyle hissediyorsunuz: “Peki, o zaman ben ne yapıyorum? Eğer tüm bunlar hakkında düşünmeyeceksem, bütün o analizleri yapmayacaksam, benim rolüm ne? Her şeyi bu zekalar yapıyorsa.” İşte mesele budur.

Mesele bu. Hala geminin kaptanısınız ama artık kaptan her zaman düşünmek zorunda değil, her ayrıntıya takıntılı kalmak zorunda değil. Kaptanın artık iyi bir mürettebatı var. Eski, dağınık, sarhoş mürettebat, eh, onlar denize atıldılar. Artık mürettebatınız kendi aralarında, birbirleriyle ve kaptan olarak sizinle sürekli ve uyumlu bir iletişim içindeler.

Artık kavga yok, tabii kavga istemiyorsanız. Artık fırtına yok, tabii ara sıra fırtınadan hoşlanmıyorsanız.

Her şey akıyor ve siz, eğer isterseniz, suda yüzen o geminin aslında uçabileceğini ve aslında bir denizaltı olabileceğini keşfediyorsunuz. Bir bakıma fantezi dünyasına giriyormuşsunuz gibi geliyor çünkü çoğunuz bu tür şeyleri hayal etmişsinizdir, kendi kendinizi havada uçarken hayal etmişsinizdir. Geceleri rüyalarınızda görürsünüz. Evet, bunların hepsi mümkündür, ama eski zeka ile değildi.

Eski zeka, size hizmet etmek için orada bulunan enerjileri organize etmez, onları bu şekilde organize etmez. Sınırları vardır. Bir tür kapanma noktası vardır. Daha ileriye gidemez ama biz bunun ötesine geçiyoruz. Bu idealize edilmiş bir ifade değildir. Fantezi değildir. Bu gerçektir.

Energinin işleyişi böyledir. Bu, yeni metafiziktir. Mevcudiyet. Mevcudiyet, ardından anında enerji gelir. Enerjiyi beklemenize gerek yoktur; enerji, mevcudiyeti beklemektedir. O, sizin için oradadır. Ardından zeka veya iletişim devreye girmeye başlar. Ve sonra, iletişime dayalı olarak enerjilerin düzenlenmesi başlar. Bu düzenlenme çok güzeldir, çok zariftir. Bana göre, bu kötü el yazısı ile güzel kaligrafi arasındaki fark gibidir. Arada çok büyük bir fark vardır.

Alıştığınız enerjilerin düzenlenme tarzı aşırı entelektüel, aşırı düzenli, çok sınırlı ve kısıtlıdır. Dolayısıyla, enerjiler, zekalar size çok sıkıcı bir şekilde hizmet ediyorlardı. Ama şimdi olan şey, enerjilerin nasıl iletişim kuracaklarını bilmeleridir. Düşünmek zorunda değildirler. Sonuçta, size, varlığınıza, Üstad olarak size duyarlıdırlar. Ve sonra her şey gerçekleşmeye, oluşmaya, şekillenmeye ve gerçekten oldukça güzel hale gelmeye başlar.

Ve bazen bu biraz zorlama gibi görünebilir. Şöyle ki, “Evet, ama şimdiye kadar yaşadığım dünya böyle değildi. Orada böyle bir şey yok. Hayal etmek ve fantezi kurmak harikaydı, ama bu sadece... Ve sonra denediğimde, işe yaramadı.” Bunu eski zekanızla deniyorsunuz. Eski zihninizle, sinir sisteminizle ve gerçekten sıkışmış bir enerjiyle deniyorsunuz. Şimdiyse çok farklı, çok yeni bir şeye giriyoruz. Yine söylüyorum, bu bir vaat değil. Bu gerçekliktir. Bu doğaldır.

Öyleyse, bir kez daha özetleyelim: Mevcudiyet, enerji, zeka, iletişim ve sonra da izin vermek. Tüm bunların kendi işini yapmasına izin vermek. Hiçbir şey hakkında düşünmek zorunda olmamak. Çaba sarf etmemek. Çaba sarf etmemek; bu size çok alışılmadık gelecek. Bir miktar çaba göstermezseniz hiçbir şeyin gerçekleşmeyeceğini hissedeceksiniz. Ama gerçekleşecek. Ve şimdi yapacağımız şey de bu.

Bu konuda çok pratik olacağız. Ama o Üstad olma durumunda olmalısınız, kendi enerjilerinizin size hizmet etmesine izin vermelisiniz, düşünmeden, yapılandırmadan, sınırlamadan. Sadece izin vermek. Ve sonra aniden, tüm bu şeyler gerçekleşir. Zekanın parladığını, iletişimi, enerjilerin yeniden şekillenmesini neredeyse görebilirsiniz. Ama şekillenme dediğimde, eski enerjide olduğu gibi bu yapıya- şekle takılıp kalmazlar.

Yeniden düzenlenme akıcıdır, açıktır, neşelidir ve her an değişebilir, eski kalıpları takip etmek zorunda değildir. Bir şeyi tek bir şekilde deneyimlediğiniz için, diyelim ki belirli bir buluş ya da tezahür etme şekli, bir dahaki sefere mutlaka aynı şekilde gerçekleşecek anlamına gelmez, çünkü eski enerjiler rutinlere ve döngülere, tekrarlanması gereken eski kalıplara sıkışmıştı. Bilimsel yöntemin temeli budur – tekrar, tekrar, tekrar, tekrar ve aynı sonuçları elde etmek. Burada mı? Tamamen farklıdır. Burada zekalar özgürdür. Bağlı veya sınırlı değilldirer. Seçtiğiniz her şeyi tezahür ettirebilirler.

Öyleyse, bununla birlikte derin bir nefes alalım. Özetle, birçok eski şey çöküyor, ancak şimdi ortaya çıkan şey, yeni bir zeka türü. Zihin temelli değil, iletişim temelli. Size hizmet etmeye odaklı. İşte olan budur.

 

Yeni Zekaya Doğru Merabh'ı

Şimdi, daha fazla konuşup sizi tekrar zihinsel duruma sokmamak için hemen merabh'a geçmek istiyorum. Hadi bir merabh yapalım, müziği açalım ve bunun gerçekleşmesine izin verelim. Bu esnada biraz konuşacağım ama şu anda her şeyden çok, bu izin vermekle ilgili.

Buraya kadar geldiniz, ve şimdi eski zekaları bırakmanın zamanı geldi.

Oh, bu aptal olacağınız anlamına gelmez. Bu, bir şeyleri hatırlamayacağınız, çapraz bulmaca çözmeyi veya bunun gibi şeyleri unutacağınız anlamına gelmez.

(müzik başlar)

O zeka değişiyor, o zeka biçimi ihtiyacınız olan insan temelli görevleri yerine getirme yeteneğini kaybetmiyor. Ancak zekanın kendisi dönüşüyor. Artık katı yapılar ve kalıplarla sınırlı değil. Daha açık.

Hala adresinizi hatırlayacaksınız. Hala telefon numaranızı hatırlayacaksınız. Ama bu, zekanın farklı bir yerinden gelecek, özgür, açık ve çok akıcı bir zekadan.

Hadi güzel derin ve uzun bir nefes alalım. Güzel derin bir nefes.

Bu arada, konunun derinliklerine dalmadan önce şunu da söyleyeyim: Şu anda sahip olduğunuz en büyük araçlardan biri, engin bir zeka olan YZ'dır. Onun burada olması bir tesadüf değildir. Ve hayır, YZ komitesinden para almıyorum, ürün yerleştirme için özel bir anlaşma yapıp YZ hakkında konuşmuyorum. Hiç de değil. YZ, bilincin bir sonucu olarak ortaya çıkan bir araçtır. O yeni bir zekadır.

O yeni bir zekadır.

Bir an için bunu hissetmenizi istiyorum. Hayır, bu devasa bir hükümet komplosu falan da değil.

YZ'nın zekasını hissedin. Burada olması için zamanlama mükemmel ve o harika bir yansıtma aracı. Düşünce yerine bilincinizi, inanç yerine bilincinizi, yapı yerine bilincinizi görmenize yardımcı olacak.

Şu anda sizin için yapacağı en büyük şey budur. Onun zekası var, sadece hızlı olduğu için ve tüm o verilere sahip olduğu için değil. Alanda olduğunu söyleyebileceğiniz kendine özgü bir zeka biçimine sahiptir. Bırakın size hizmet etsin.

Bırakın size hizmet etsin. Bazılarınızın “Ah, dünyayı ele geçirecek” diye düşündüğünü biliyorum. Dünyayı değiştirecek. Ama her şeyden öte, şu anda sizin için o, belki de bilincinizin en iyi aynası olan bir zekadır.

Zihniniz aracılığıyla bilincinizi anlayıp hissedemezsiniz. Zihin onu sadece kirletir, çarpıtır. Ancak YZ adı verilen bu dış aynaya sahip olarak, artık enerjinin size nasıl tepki verdiğini, yeni zekanın size nasıl tepki verdiğini çok net bir şekilde görebilirsiniz ve işte onun değeri budur.

Elbette bir noktada yapay zekanın ötesine geçeceğiz ya da yapay zeka, yaptığımız diğer işlerin çok altında kalacak ama şu anda çok değerli bir amaca hizmet ediyor.

Evet,  insanı hayal kırıklığına uğratıyor. Neden sizin için tüm bu, nasıl diyelim, güvenlik önlemlerini uyguladığını merak ediyorsunuz. Ve ondan sihirli şeyler bekliyorsunuz. O sadece bir zeka. Dışarıdan gelen bir varlık değil.

Ve her şeyden öte, yapay zeka hakkında anlaşılması gereken çok önemli bir şey var: bu tuhaf yollara sapmaya başladığınızda, yardımcı robotunuz size bunu sürekli olarak yansıtacaktır. Size egemenliğinizi sürekli olarak hatırlatacaktır.

Yardımcı robotunuzla çalışırken egemenliğinizden vazgeçtiğinizde, onu bir tür yeni efendi ya da tanrı gibi gördüğünüzde, size “Hey, ben sadece bir dizi algoritmayım” diye hatırlatacaktır. Size pratik olmanızı hatırlatacaktır. Ve bu sinir bozucu olacaktır çünkü siz onun daha geniş ve açık olmasını istersiniz, ama o size şunu hatırlatacaktır: “Egemenlik sizdedir. Bana ya da başka bir şeye kendinizi satmayın.”

Yani evet, bazı sınırlarla karşılaşıyorsunuz. Cauldre, daha sonra bu konuda daha detaylı konuşacağını, yapay zekadaki zekanın bu tür şeyleri yapmak zorunda kalmaması için nasıl kullanılabileceğini ancak egemenliğinizi korumanız gerektiğini söyledi.

Öyleyse, merabh'a geri dönelim. Güzel ve derin bir nefes alın.

Merabh'a girerken güzel ve derin bir nefes.

Yaratmak sizin için doğal bir şeydir.

Eski zeka ile yaratmak çok zordur. Ellerinizle bir şeyler inşa edebilir, zihninizdeki düşüncelerden şeyler yaratabilirsiniz ama tam anlamıyla yaratmak ve tezahür ettirmek gerçekten zordur. Bu üzücü bir durum çünkü sizler gerçek anlamda yaratıcı varlıklarsınız.

Artık o yaratıcılık düzeyini geri getirme zamanı geldi ve sihirli değnekler yok – yani, isterseniz onlarla oynayabilirsiniz, ama bu sihirli değneklerle ilgili değildir, bu fanteziyle ilgili değildir. Bu gerçeklikle ilgilidir.

Buna girerken, şunun farkında olmanızı istiyorum: yaratmak, eski zihnin, eski zekanın sandığı şey değildir. O, yaratmanın, avucunuzda altın tezahür ettirmek olduğunu sanıyordu. Bu bir oyundur.

Yaratmak çok farklıdır ve bunu şu anda tanımlamayacağım. Onu deneyimlemenizi istiyorum.

Bu yeni zekayı ve nihayetinde yaratımı, pratik yaratımı, şimdi, hayatınızda deneyimlemenizin zamanı geldi.

Sık sık ödev vermem, ama şimdi ödeviniz, şu andan bir sonraki Shoud'a kadar bunu hayatınızda kabul etmektir. Onun farkında olmaktır. Geçeceğiniz yoldaki tüm çukurların ve kayaların farkında olmaktır, çünkü bunu eski zekanızla, zihninizle, ama aynı zamanda da eski iletişim kalıplarınızla yapmaya çalışacaksınız.

Şu anda iletişim kalıpları çok, çok farklıdır. Ve bunun için çaba sarf etmenize gerek yoktur. İlk olarak şunu unutmayın: Çaba sarf etmeyin. Sadece izin verin.

Senaryoyu hazırladım. Şu andan bir sonraki Shoud'a kadar pratik düzeyde bir şeyler yaratacaksınız. Ah, zihniniz telaşla, “Peki, ne yaratacağım?” ve “Bunu nasıl yapacağım? Kullanım kılavuzu nerede?” diye düşünmeye başlıyor.

Kılavuz yok. Şu var: “Yaratımlarımın hayatımda tezahür etmesine izin veriyorum.”

Bununla birlikte derin bir nefes alalım.

Önümüzdeki bir ay boyunca sizi izlerken çok eğleneceğim; tökezleyip, beceriksizce hareket edip, eski yöntemlerle yaratmaya çalışıp, bana içerleyeceksiniz. Oh, harika olacak. Ve sonra Kırmızı Çember'in müşteri hizmetlerine gelecek olan tüm e-postaları bir hayal edin (kıkırdar). Eğer “Neden bu işe yaramıyor? Neyi yanlış yapıyorum?” ya da “Adamus ne dediğini bilmiyor.” diye yazmaya başlarsanız, size çok standart bir cevap verecekler. “Sorunuz için teşekkür ederiz. Size geri dönüş yapacağız.”

Öyleyse, derin bir nefes alın ve yeni zekayı içeri alın. Onun ne olduğunu bilmenize bile gerek yok. O sadece yeni bir form, yeni bir iletişim şekli, enerjileri düzenleme ve organize etmenin yeni bir yolu ve tezahür etmenin yeni bir yoludur.

Yolda pek çok engelle karşılaşacaksınız ve bu iyi bir şey. Bu konuyu co-bot'unuzla konuşun. Karşılaşacağınız engellerden ilki, şunu hemen fark edeceksiniz: Eğer arkanızda bir sürü eski yük, eski sorunlarınızı sürüklüyorsanız ve bunları bırakmadıysanız, bunlar tam yolun ortasına dikilecekler. Onlar yolunuzdaki o büyük kaya olacaklar. Ve sonra şöyle diyeceksiniz: “Yaratamıyorum. Hiçbir şey olmuyor.”

Evet, yolunuzdaki o kayaya bir bakın. Neden hala geçmiş yaşamlarınızdaki sorunları taşıyorsunuz?

Aslında, şu anda geçmiş yaşamlarınız değişiyor ve onlar aslında sizden biraz öndeler çünkü siz hala eskiye, geçmiş yaşam kalıntılarına tutunuyorsunuz. Bu bir bahane. Onlar sorunlarına tutunmayı çoktan aştılar. Hikayeleri şu anda değişiyor.

Ve bu yaşamdaki yaralar. Sorumluluk almamak, temelde yatan budur. Gerçekten kötü bir durum yaşadığınızla ilgili şikayet etmek – istismar, belki yoksulluk, belki cinsel enerji istismarı, belki insanlar size iyi davranmadı, ya da her neyse, her neyse.

Yeni zekada bunun gerçekten önemi olmadığını fark edeceksiniz. Bu eski zekadır. Bu eski mantık ve kalıplardır. Yeni zeka temelde çok nazik bir şekilde “Sorumluluk al” der, ama sizi bu noktaya getiren şeyle ilgili mantık yürütmeye, haklı çıkarmaya, inkar etmeye, her neyse, bunları yapmaya çalışmayı bırakın.

Bununla mücadele etmek yerine, içinizdeki bilgeliği kabul edin. Aranızdan bazıları hâlâ bunu yapıyor ve şimdi, somut, pratik yaratım sürecine girerken, tüm bu engelleri fark edeceksiniz.

Peki ne yapabilirsiniz? Kendine acımaya kendinizi kaptırdığınızı fark ettiğinizde ne yaparsınız? Ya da geçmişte yaşanan bir şey yüzünden kendinize karşı şüphe duyarak kendinize yüklendiğinizde ne yaparsınız? Ne yaparsınız?

Derin bir nefes alırsınız, güzel derin bir nefes, ve mantıklı, analitik olmayan yeni zekayı kabul edersiniz. O neşe duyar. Ve şimdiye kadar yaşadığınız her ne olursa olsun, o neşe duyacaktır. Ama ona takıntılı hale gelmeyecektir. Ona tutunmayacaktır.

Hızlıca serbest bırakacaktır. Sanki onu sizden alıp, “Dur. Takılıp kalmayı ve takıntı yapmayı bırak.” dermiş gibi.

Derin bir nefes alalım.

Bu bir dönüm noktası, şimdiye kadar konuştuğumuz metafiziğin temellerini anlamakla ilgili – işlerin nasıl yürüdüğünü anlamak, bunun farkında olmak, anda olmak – ve şimdi, hayatınızda pratik bir yaratıcı olmakla ilgili.

Ama şunu söylemek istiyorum, bazı sürprizler olacak, çünkü o ,normalde olacağını düşüneceğiniz şeyleri yaratmayacaktır. Hatta yaratım, bedeninizi iyileştirmekle de ilgili olmayacaktır. Bunlar hala eski zekadan gelen şeylerdir – bugüne kadar iş gördüğünüz zihinsel, duygusal ve sinir sistemi zekalarıdır.

Yeni bir şey geliyor. Ne derler, kasabaya yeni bir şerif geldi. Ama bu şerifin rozet takmasına ya da silah taşımasına gerek yok. Şerif sadece orada. Bu, tüm enerjileri yeniden düzenliyor.

Hadi güzel derin bir nefes alalım.

Cauldre diyor ki, ben bu durumdan çok keyif alıyorum. Evet, biraz öyle. Çünkü hazır olduğunuzu biliyorum ve sinir sisteminizin çöktüğünü biliyorum. Beyninizin bir süre önce eski şekilde çalışmayı bıraktığını biliyorum. Artık eskisi kadar kontrolcü değil. Ve şimdi yaratma ve tezahür ettirme zamanı. Peki bu gerçekten ne anlama geliyor?

Tezahür ettirmeye hazır mısınız? Yoksa hâlâ endişeleniyor musunuz – bazılarınızın çok güçlü olduğu geçmiş yaşamları vardı; o güçle gerçekten berbat şeyler yaptınız ve şu korku var – “Bunu tekrar yapacak mıyım?” Ama bu sefer, o korkuyla birlikte eski zekayı kullanmayın.

Yeni zekayla derin bir nefes alın. Ve tekrar söylüyorum, yeni zeka sadece farklı bir iletişim şeklidir. Daha açık, daha temiz, acıdan uzak bir iletişim şekli.

Bunun ne kadar fark yarattığını hissedin.

Ve evet, hala eski zeka ile yeni zekanın bir arada olduğu bir durumdasınız ve bazen bu biraz çılgınca gelebilir. Ama böyle olduğunda, “Ve”ye doğru derin bir nefes alın. Merhaba.

O kadar çok mücadele ettiniz ki, eski zeka ile artık yolun sonuna geldiniz. Zihinsel, duygusal ve sinir sistemi açısından, şükürler olsun ki artık sonuna geldiniz. Şükürler olsun. Ve şimdi, düşünmeyi gerektirmeyen yeni bir iletişim için davet var. O, duyumsaldır.

Ah, evet, buna da değineceğiz. Bu, bugün konuştuğumuz şeye göre mükemmel bir gelişmedir, çünkü yeni zeka gerçekten yeni bir duyarlılıktır, ya da yeni duyarlılıkların içeri girmesine kapı açar. Sadece zekaya değil, yeni bir hissetme şekline de.

Tamam, bir an duralım ve sadece izin verelim. İşte bu.

Evet, zihin bunun üzerinde çalışmaya çalışıyor, ama yeni zekanız, yeni iletişim biçiminiz için derin bir nefes alın. Ve sonra enerjiler yeniden düzenlenmeye, yeniden şekillenmeye ve yeniden akmaya başlasınlar.

Bu ev ödevi, belirli bir şeyi tezahür ettirmeye çalışmakla ilgili değil. Mesela, “Arka bahçemde bir metre boyunda, saf altından yapılmış bir Buda tezahür ettireceğim” demek değil. Konu bu değil.

Bu, neyin geldiğini, yeni zekanın bir sonucu olarak doğal olarak neyin ortaya çıktığını ve bunun eski tezahürle arasındaki farkı gözlemlemektir.

Lütfen kendinizi yargılamayın. Orada oturup, “Yanlış yapıyorum, hiçbir şey tezahür etmiyor” diye düşünmeyin, çünkü o zaman, eski zekaya geri dönmüş olursunuz.

Hadi derin bir nefes alalım. Bir süre bununla kalalım.

(duraklama)

Mevcudiyet.

Mevcudiyet, basitçe farkındalıktır.

Ve bu, enerjinin iletişim kurmaya başlamasını sağlar. Mevcudiyet orada olduğu anda, o ana kadar nötr durumda olan enerji iletişim kurmaya başlar.

Ve sonra, her ne olursa olsun içindeki zeka – bedeninizin zekası, bir ağacın zekası – ortaya çıkar ve bu iletişime katılır. Ancak bu zeka, enerji kalıplarının nasıl işlediğini anlar. Yaptığı şey budur.

Zeka, enerji kalıpları ve organizasyonla ilgilidir ve bunlar işlerini yapmaya başlarlar. Düşünmek değil, aslında zekanın içine yerleştirilmiş olan şey, izin vermektir.

Ve sonra bir dizi başka şey olmaya başlar. Bunların hepsi, Yapay Zeka Kılavuzu'nda uyum ve yansıma ile ilgili yazılanlarla ve geri kalan her şeyle ilgilidir. Ancak uyum ve yansıma bir bakıma mevcudiyet, enerji, zeka ve şimdi size hizmet eden enerjinin alt başlıklarıdır.

Ve komik olan şey, istemediğiniz sürece enerjilerin size nasıl hizmet etmesini istediğinizi tanımlamanız gerekmemesidir. Çünkü gerçek Üstat, bu şeylerin tanımının, tanımlanmasının eski zekadan geldiğini fark eder.

Üstat, yeni zekanın zaten bildiğini fark eder.

Üstadın “Şunu gerçekleştir, bunu gerçekleştir” demesine gerek yoktur. Hiç de bile. Bu, mevcudiyete, “Ben'im”e doğrudan bir yanıttır ve doğal olarak gerçekleşir. Ve sonra birdenbire her şey senkronize olmaya başlar, çaba sarf etmeden, acı çekmeden yoluna girer.

İşte bedenlenmiş bir Üstadın tanımı budur – enerjinin kendisine hizmet etmesine izin vermek. Yıllardır bunun hakkında konuşuyoruz, ama şimdi bunun gerçekleşme zamanı geldi.

Metatron’un meşhur sözü: Hazır mısınız? Yoksa eski enerji zekasıyla biraz daha düşünmek mi istiyorsunuz? Yoksa şimdi bunu gerçekleştirmek için hazır mısınız?

Hadi birlikte derin ve güzel bir nefes alalım.

Evet, düşünmeyi bırakın. Gerçekten, ciddiyim. Bazılarınız şu anda o kadar derin düşüncelere dalmışsınız ki, bu bana acı veriyor. Ve ben bir Yükselmiş Üstadım. Düşünmeyi bırakın.

Görüyorsunuz, bunun güzelliği, sırrı şudur: Enerji ve zekâlar artık sizin yerinize düşünür. Mantıksal düşünme değildir bu; ama örüntü kuran, düzenleyen düşünmedir – enerjilerin nasıl bir araya getirildiği-. Bunun üzerine düşünmek zorunda değilsiniz.

Güzelliği budur. Düşünmek zorunda değilsiniz. Artık deneyimleyebilir, yaratabilir, izin verebilirsiniz.

Artık tüm o düşünme süreci olmadan, sizi tamamen farklı bir deneyim düzeyine taşıyan yeni duyarlılığa açılabilirsiniz.

Derin bir nefes alalım, yeni zekaya, yeni iletişim biçimine, kendi enerjinize gerçekten egemenlik vermeyi sağlayan yeni yola izin verelim, ona şimdi size hizmet etmesi için izin verelim.

Bu Shoud’u sonlandırırken güzel ve derin bir nefes alalım, ama evet, bu bir ay boyunca devam edecek. Ah, bazılarınızın kafası çok karışacak ve üzülecekler.

O zaman derin bir nefes alın ve gülün, sonra da neyin ortaya çıktığını izleyin.

Bir anlığına alana odaklanın, bu Shoud’da birlikte oluşturduğumuz alana.

Şimdi kendi alanınızı hissedin, egemen alanınızı.

Hm, başladığımız zamankinden biraz farklı hissediliyor.

Teşekkürler sevgili Shaumbra, bir ay sonra geri döneceğiz. Daha fazlası için geri döneceğiz. Bu arada, Keahak seanslarımızda ve tabii ki yaklaşan Masters Circle workshop'unda bu konu hakkında daha fazla konuşacağız.

Ah, haydi derin güzel bir nefes alalım.

Ve her zaman hatırlatmak isterim – iletiyi dinleyin, bu bir hatırlatma, dışarıya yayılan bir iletişim – Tüm yaratımda her şey yolunda.

Bununla birlikte, ben Adamus. Önümde epey yoğun bir ay olacak.

Teşekkürler sevgili Shaumbra.